Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Kürt açılımına alkış tutanlar 1 Mart Tezkeresi’ne neden karşı çıktınız?

GARİP bir ülkemiz var. Temel kurumlarımız kendisiyle çelişkiye düşmekten çekinmiyor. Örneğin TSK daha önce ölümüne savunduğu kırmızı çizgilerini kolaylıkla değiştiriyor. 2003’te reddederek ABD’ye dayılanan hükümet bu kez 1 Mart Tezkeresi’nin ruhunu canlandırmak için çırpınıyor.

* * *

Şimdi bir “Kürt açılımı”dır aldı başını gidiyor. Herkes “Kürt meselesi”ne elindeki kaşıkla dalıyor.

Ancak bazı garabet durumlar ilgimi çekiyor.

Kürt meselesinde Cumhurbaşkanı “tarihi fırsat”tan bahsetti, Başbakan 7 yıllık hükümetinin 70 yıllık Kürt meselesi üzerine çalışma başlattığını 7 gün önce ilan etti ama ne Cumhurbaşkanı ne de Başbakan bugüne dek konuyla ilgili somut bir tek öneri üretmedi.

Sadece yandaş gazeteler vasıtasıyla hükümet, sözüm ona yapılan bazı çalışmalardan dem vurarak ağız yokluyor. Ama Başbakan en ufak risk almaktan bile alabildiğine kaçınıyor.

* * *

Kimse kimseyi aldatmasın, “Kürt açılımı” falan yok. Olsa olsa “Kuzey Irak açılımı” var ve biz bu açılımın parçası olmak için “PKK pazarlığı” yapıyoruz. Bugün Ankara’da Türk, Iraklı ve ABD’li yetkililer bu amaçla toplanacaklar.

1) 2003’ten beri yazılarımda uyardığım gibi; ABD’nin Irak’tan çekilmesinin ardından oluşabilecek Iraklı Sünni-Şii Arapların fiziki saldırısına karşı Kuzey Iraklı Kürtler Türkiye’nin hamiliğini artık açıkça istiyorlar.

2) Türkiye karşılığında terörün bertaraf edilmesini istiyor. Bu uğurda Kuzey Irak PKK’ya sırtını dönmeye her zamankinden fazla hevesli.

3) ABD ise Irak’tan çekildikten sonra dünya petrolünün %10’una sahip Irak’taki enerji kaynaklarının %20’sine, bir başka deyişle “10 trilyon kübik doğalgaz rezervi ve 45 milyar varillik petrol rezervi” (Safin Dizai-Hürriyet-27.07.09) ile dünya enerji stokunun %2’sine sahip Kuzey Irak’ı riske atmak istemiyor, Türkiye gibi güçlü bir müttefike emanet etmek istiyor.

4) Gerek Irak, gerekse ABD Türkiye’ye: “Biz PKK meselesinde yardımcı oluruz ama sen de PKK’ya bir açılım yapıver” diyor.

5) İşte bu noktada Türk Hükümeti’nin aklı karışıyor. Yapabilecekleri konusunda kendisini “altı sakal, üstü bıyık” konumunda hissediyor. Örnek: PKK’ya affa “evet” mi desin, “hayır” mı desin, bilemiyor! Öte yanda, Apo da tarih vererek (15 Ağustos) kendisinin de bir “açılım” yapacağını ilan etti. Hükümet kucağında bir de “son tarih” kısıtı buldu. Elini çabuk tutup, önceden “açılım” yapmazsa, Türkiye ağırlıklı olarak Apo’nun açılımını konuşacak, gündemi Apo belirleyecek.

Hükümet Apo’nun peşine takılmış bir görüntü içine düşerse siyaseten ağır yara alacak.

* * *

Şimdi ortada bir karmaşa var. 1 Mart Tezkeresi’nin reddini temin eden en önemli unsur olan zamanın Başbakanı, bugünün Cumhurbaşkanı “tarihi fırsat” adı altında ABD’yi tatmin edecek “açılımı” yapmak zorunda.

1 Mart döneminin AKP Genel Başkanı, bugünün Başbakanı bu “açılımın” siyasi riskini yüklenmek durumunda.

Zamanında 62.500 askeri (2003) Kuzey Irak’a sokmaktan kaçınan, Kuzey Irak’a 300 asker sokunca da zafer ilan eden (2008) TSK da bu kez köstek değil, destek!

Hükümetin elinde hiçbir bahane yok.

Obamania’nın Obamafobia’ya dönüşme ihtimali var.

Hükümet zor bir “açılım” kavşağında!

* * *

Yarın 1 Mart Tezkeresi’nin bazı maddelerini hatırlatacağım.

                           

 

X