Gündem Haberleri

    Kürsüde aç pazarda tak kabul edilemez

    Nur BATUR
    10.02.2006 - 00:00 | Son Güncelleme:

    Bir yargıç kürsüde başı açık olup, pazara türbanlı gidemez. Bu benim inanç alanım, özgür alanım diyemez. Anayasa Mahkemesi başkanımızı pazarda türbanlı görmek devleti sarsar. Bir öğretmen de okulda başı açık, pazara çıkınca türbanlı olamaz.

    TÜRBAN ve imam hatip liseleri kavgasında yeni iki karar daha. İkisi de önemli hatta tarihi nitelikte. Neden mi? Önce imam hatip kavgasına bakalım.

    Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik, imam hatiplilerin açık öğretimden alacakları ikinci bir diplomayla istedikleri üniversiteye başvurma yolunu açmaya çalıştı. Ama olmadı.

    Danıştay yürütmeyi durdurma kararı aldı. Yani yine YÖK kazandı.

    YOL KESİLDİ

    YÖK Başkanı Prof. Erdoğan Teziç’le konuştum. Teziç, hukuki açıdan haklı çıkmanın rahatlığı içindeydi. "Bir kör dövüşü içinde bir kapı açmaya çalıştılar. Yargı yakaladı" diye söze başladı ve "Hukuki açıdan yol kesildi. Artık hukuku zorlamamaları lazım" diye ekledi.

    Peki 3 Şubat’ta başlayan başvurular ne olacak? Teziç, "Hiçbir anlamı yok. Duracak" dedi.

    HOŞLANMADIM

    Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik’e de sordum. Canı sıkkındı.

    "Sonuçtan hoşlanmamı herhalde kimse beklemiyor" diye konuşmaya başladı.

    "Biz sadece imam hatipler değil, bütün meslek liseleri için düzenleme yaptık. Bu yüzden karardan hoşlandığımı ve haklı bulduğumu söyleyemem. Ama saygı duymamız lazım" diye ekledi.

    Bundan sonra ne olacak? Çelik, "Hukuki süreç bitmedi. İdari dava daireleri genel kuruluna müracaatımızı yapacağız" diye ısrar ediyor. Ama yine de raundu kaybettiği belli.

    POLİS SAÇ DERSE

    Anaokulu öğretmeninin sokakta türban takmasına karşı çıkan karara gelince. Belki bu, imam hatip kararından da önemli. Peki bu karar kamusal alan kavramını genişletmiyor mu? Sokakta türban takan bir kadına müdahale imkanı yaratmıyor mu?

    "Hem evet hem de hayır."

    Teziç, önce temel bir kamusal alan tanımı yapıyor:

    "Yolda yürüyorsunuz. Tesettürlü bir kadınsınız. Polis sizi tanımakta güçlük çekiyorum dediği zaman yüzünüzü açmak zorundasınız. Sizi tanımakta güçlük çekiyorum dediği anda orası kamusallaşır."

    Eviniz olsa bile mi? "Evet" diyor Teziç ve ekliyor:

    "Ama polis teşekkür ederim deyip gittikten sonra yine özel alan olur."

    DEVLETİ SARSAR

    Ya anaokulunda görev yapan öğretmen? Danıştay, neden sokakta taktığı türbana karışıyor?

    "Laik demokratik cumhuriyette kamusal hizmet bir kişinin tarafsız kimliğini yansıtır. Dini ve siyasi sembol taşımasını engeller."

    Özel hayatında da mı? "Evet" diyor Teziç ve daha da çarpıcı konuşuyor:

    "Bir yargıç kürsüde başı açık olup, pazara türbanlı gidemez. Bu benim inanç alanım, özgür alanım diyemez. Anayasa Mahkemesi başkanımızı pazarda türbanlı görmek devleti sarsar. Bir öğretmen de okulda başı açık, pazara çıkınca türbanlı olamaz."

    ANNEDEN UTANIR

    Teziç’ten çarpıcı bir tahlil daha: "Çocuk, kadınlığından utanarak türban takan öğretmenini görüp, acaba annem ayıp mı yapıyor, diye sormaya başlar."

    İnanca dayalı değerler mi daha kutsal? Yoksa laik demokratik cumhuriyetin oluşturduğu temel ilkeler ve hukuk düzeni mi? Teziç, "Tabii ki, inanca dayalı değerler kutsaldır" diyor. Ama hiç tereddüt etmeden de ekliyor:

    "Onun kadar kutsal olan, kamu görevlileri için kamunun yarattığı hukuk düzenidir. Sokaktaki insan ’Benim kamu görevlilerim ayrım yapmaz’ diyebilmelidir. Cumhuriyeti içtenlikle taşımak gerekiyor."

    İşte türban ve imam hatip kavgasında geldiğimiz son nokta bu.
    Etiketler:
    

    EN ÇOK OKUNAN HABERLER

      Sayfa Başı