Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Küresel ısınmanın sorumlusu kadınlar mı?

Şu sıralar dünyanın pek çok yerinde insanlar birbirlerine hep aynı soruyu soruyor:

"Dünyamız telafisi olmayacak büyük bir felakete mi sürükleniyor?" Küresel ısınma kavramının gündelik konuşma terminolojisine katıldığı son birkaç yıldır, herkesin merak ve çokça endişeyle yanıt aradığı bir soru bu. Hatta birbiri ardına yaşanan çevre felaketleri, kitlesel ölümlere neden olan yer kabuğu hareketleri ve hızla değişen iklim faktörleri konusunda dayanaklı, dayanaksız görüş belirtmek çok moda. Küresel ısınmanın nedenleri konusunda hemen herkesin bir görüşü var gibi.

Küresel ısınmanın nedenleri konusunda yakın zamanda yapılmış ve belki de son yıllarda duyduklarımız içerisinde en zihni sinir açıklama, Amerika'daki Hollywood Meteorolojik Araştırmalar Merkezi'nden geldi. Merkezden Dr. Kelvin Arcbur, kadınların daha seksi hale gelmesinin erkeklerin vücut ısısını yükselttiğini ve bunun küresel ısınmaya yol açtığını öne sürdü. Hatta, bu iddiaya dayanak olarak da, 1960'lara kadar sıcakların normal seyrinde giderken, bu tarihten sonra yükselmeye başladığına vurgu yaparak, "1960'lar kadınların özgürleşmesinin başladığı tarihtir. Onların daha seksi görünmesiyle sıcaklık artmaya başladı." dedi.

Dr. Arcbur'un akıllara ziyan açıklaması, aslında hiç de şaşırtıcı değil. Kadınlar, binlerce yıldır bu tür kışkırtmaların hedefinde. Kadını her kötülüğün, her dert ve belanın başlangıcı olarak görmek, özellikle eski Ortadoğu ve Sami kaynaklı efsanelerde, günümüzün deyimiyle çok "moda"dır. Hatta, anaerkil bir toplum olan, toprak ana Gaia'yı mythos'unda ana eksene oturkan Antik Yunanlılar bile bu "moda"dan etkilenmiş ve ortaya "Pandora Efsanesi" çıkmıştır.

Antik Yunan mitolojisinin bildiğimiz en eski iki kaynağından biri olan Hesiodos'un "İşler ve Günler" adlı yapıtında Pandora efsanesine ilişkin uzunca bir açıklama vardır. Bu efsane, günümüzde çok popüler olan Hollywood sinemasının bildik şablonlarıyla doludur: Aldatılma, öfke, nefret, tutku ve intikam!

Antik Yunan mitolojisinde tanrıların tanrısı, tanrıların babası olarak bilinen Zeus, doğayı insan düzenine benzer bir düzene sokup, yönetimi ele alan bir insan tanrıdır. Dolayısıyla, insana özgü tüm erdemleri olduğu kadar kötü huyları ve zaafları da üzerinde barındırır. Adının geçtiği efsanelerde, Zeus'u kimi zaman şehvetinin kurbanı olarak karısını aldatırken, diğer tanrıların oyunlarına kanıp insanların üzerine şimşek demetleri yağdırırken görebilirsiniz.

İster antik ister modern zamanlara ait olsun, her efsanede mutlak iyiler ve kötüler hep olmuştur. Elbet bir de kahramanlar vardır. Onlar haksızlığa, kötülüğe karşı savaşır, gerekli durumlarda insanları tanrılara karşı korur, kollar. İşte bu efsanevi kahramanlar arasında, günümüz sanatına da hâlâ esin vermekte olan Prometheus'un özel bir yeri vardır. Zeus ve Prometheus arasındaki husumet ise, Antik Yunan mitolojisinin belki de en keskin akıl oyunlarına sahne olur. Prometheus sürekli Zeus'u kışkırtır, onu küçük düşürmekten büyük keyif alır. Ama, Zeus için bardağı taşıran son damla, Prometheus'un sadece tanrıların kullanımında olan ateşi çalarak bunu insanlara vermiş olmasıdır. Zeus, onu insanlara yardım ettiği için korkunç biçimde cezalandırır. Hatta, öfkesi o denli korkunçtur ki, sadece Prometheus'u değil tüm insan soyunu cezalandırmak için Pandora'yı yaratır. İşte bizim güzeller güzeli Pandora'nın neden tüm kötülüklerin anası olarak anıldığını şimdi açıklayabiliriz.

Zeus, tanrıların ateşini çalarak insanlara veren Prometheus'a o denli öfke doludur ki, ondan çalınan ateşe karşılık insanların başına büyük bir bela saracağına yemin eder. Bu bela, Zeus'un deyimiyle, "Sevmeye, okşamaya doyulmayacak bir bela"dır.

Zeus, demirci tanrı Hephaistos'tan bir parça toprak alarak suyla karıştırmasını, içine insan sesi ve gücü koymasını ister. Yüzünün ölümsüz tanrıçalara, bedeninin güzelim genç kızlara benzemesini buyurur. Yaratılan kadın sonra Athena'ya gönderilir. Savaş tanrıçası, ona el işlerini ve kumaş dokumayı öğretir. Aphrodite, her görenin istek ve arzularla tutuşması için kadını büyülerle donatır. Ve en son klavuz tanrı Hermes, kadının içerisine bir köpek yüreği ile tilki ruhu koyar. Efsanevi Pandora işte böyle yaratılır.

Tanrıların babası Zeus, Pandora'yı Prometheus'un en akılsız kardeşi olan Epimetheus'a armağan olarak gönderir. Epimetheus, kardeşinin tanrılardan herhangi bir armağan almaması konusundaki uyarılarına kulak asmaz ve Pandora ile evlenir. Pandora, çeyiz sandığını açınca olanlar olur. Sandığın içinden insanların başına musallat olacak tüm acı ve dertler çıkar. En son "umut" da sandıktan çıkacakken, Pandora kapağı kapatır ve umut içeride hapsolur. Kıs kıs güler bu duruma Zeus. İşte o günden beri, insanların başı dertten kurtulmaz.

Pandora Efsanesi ile dolaylı olarak ilişkisi olan Tufan Efsanesi'nde ise, Prometheus erkeklerin, Pandora ise kadınların soy atası olarak karşımıza çıkar. Bu ilginç ve bir o kadar ironik efsaneden de ileride söz ederiz.

Kadının tabiatı hakkında uydurulmuş binlerce yıllık bu gibi efsanelerin etkisinden kurtulabildiğimizi iddia edebilir miyiz? Elbette hayır! Yakın bir gelecekte, yaşamımızı kolaylaştırmak için yarattığımız ve sorgusuz, sualsiz kullanmakta olduğumuz teknolojilere olan bağımlılığımız arttıkça, enerji geçişlerinde ortaya çıkan ısının yarattığı sera etkisinin sonuçlarını daha da şiddetli hisseder olacağız. Bu önemli gerçeğe gözlerimizi tamamen kapatarak bakmayı sürdürdükçe, küresel ısınmadan kadınları sorumlu tutan iddialar muhtemelen sertleşerek artacak. Hatta, bin yıllar önce, şöhretli bilicilik merkezlerinin vatanı olmuş Anadolu coğrafyasında doğmuş, yetişmiş biri olarak, bu konu üzerine ben de birkaç kehanette bulunabilirim:

Önümüzdeki birkaç yıl içerisinde, kangurular Avustralya hükümetinin başına büyük dert açacak. Çünkü, pek saygın bazı üniversitelerde bilim icra eden bazı bilim insanları, kanguruların oradan oraya zıp zıp zıplarken açığa çıkardıkları ısı enerjisinin atmosferde sera etkisi yarattığı öne sürecek, bu sevimli hayvancıkları insanlığın en büyük düşmanı ilan edecekler!

Çiftleşme dönemleri geldiğinde, dişilerine kendilerini beğendirmek için tüylerini kabartan, boynuzlarını bileyen, toynaklarını cilayayan, keskin çağrı naraları atan hayvanların vücutlarından yayılan ısının sera etkisini tetiklediği öne sürülecek. Bu tehlikeli duruma bir son vermek isteyen G8 ülkeleri, erkekleri üzerinde çiftleşme isteği yarattığı için dünyadaki tüm dişi hayvan türlerini toplu halde imha edebilecek bir biyolojik silah geliştirecek! Ama formülde küçük bir hata yapıldığı için, dişilerle birlikte erkekler de telef edilecek!

Evrimin şimdilik son basamağında yer alan ve anlamı "Bilge İnsan" olan Homo Sapiens Sapiens türü bir evrim daha geçirecek ve "Arayan insan" manasında Homo ICQ (Homo I Seek You) türü ortaya çıkacak. Elleri mouse, kafası monitör şeklini alan bu yeni türün oksijen, besin, su gibi ihtiyaçları olmayacak. Bu yeni türün herhangi bir kapat-aç düğmesi olmadığından, mevcut enerji kaynaklarını hızla tüketecek. Tüm dünya, buzul ve buzul arası olarak adlandırılan dönemlerden sonra, ilk ve son kez olmak üzere "Yorgan Gitti Kavga Bitti" periyoduna girecek!

Küresel ısınma üzerinde kadınların ne gibi tetikleyici etkileri olduğuna dair henüz elimizde antik efsaneler dışında elle tutulur bir kanıt yok. Ancak, "küresel sallama" konusunda şimdilik erkekler kadınlardan bir adım önde gibi!..

X