« Hürriyet.com.tr
MENÜ

Kürekle 4500 kilometre

Hürriyet Haber
SON GÜNCELLEME

Hollanda Kralı Willem'in en büyük düşüydü Kuzey Denizi'nden Karadeniz'e kürek çekerek ulaşmak. Ama o yıllarda İsviçre Alpleri'nden doğup Kuzey Denizi'ne dökülen Ren nehri ile Almanya'dan çıkıp Karadeniz'e ulaşan Tuna nehri henüz birbirine kavuşmamıştı. Bunun için aradan yüzyıllar geçmesi, 20. Yüzyıl'ın sonuna gelinmesi gerekti. İki nehir ancak 1992'de, Ren'le kesişen Main ırmağından Tuna'ya bir yapay bir kanal açılarak birbirine kavuşabildi. Main-Tuna Kanalı, Kuzey Denizi ile Karadeniz'i de birbirine bağladı.

Hollanda Kralı ne yazık ki bu günleri göremedi. Ama onun büyük düşünü gerçekleştirmek, yüzyıllar sonra Türkiye'den yola çıkan üç genç adama nasip oldu.

4 Ağustos'ta Hollanda'nın Kuzey Denizi kıyısındaki tarihi liman şehri Willemstad'da Ren'e ilk küreği vurdular Gökhan Türe ve Zafer Kızılkaya. Gemilerin vızır vızır işlediği azgın nehirlere, minicik kanolarını korkusuzca bıraktılar.

Önlerinde Karadeniz'e kadar 4500 kilometre ve Main Irmağına kadar, Ren üzerinde son derece tehlikeli bir yolculuk vardı. Çünkü Ren'in denize döküldüğü noktadan içeri doğru, yani akıntıya karşı kürek çekeceklerdi.

TEMİZ NEHİRLER İÇİN

Bir kaç kez devrilme tehlikesi atlattıkları, bazen dakikalarca aynı noktada kürek salladıkları, kimi gün dokuz saatte ancak sekiz kilometre yol alabildikleri bu ‘‘karşı’’ yolculukta, kıyıdan izleyenlerin şaşkın ilgisine maruz kaldılar. Sonuçta, kimsenin bugüne dek göze alamadığı bir yolculuğu başarıyla tamamlayıp, Main ırmağına, oradan Main-Tuna kanalına geçtiler.

‘‘Akıntıya karşı kürek çekmek ahmakların işi. Ya da olsa olsa delilerin..’’ diyor Gökhan Türe.

Ahmak ya da deli olmadıklarına göre, dertleri ne? Bir ‘‘ilk’’e imza atmak mı?

‘‘Hayır’’ diyor Gökhan Türe. ‘‘Amacımız başta ağır endüstri atıklarının döküldüğü Tuna nehri olmak üzere nehirlerin kirletilmesine dikkat çekmek, daha da önemlisi Türkiye'de de bir nehir koruma ağı oluşumunu gündeme getirmek...’’

Ve ekliyor: ‘‘Tabii bir de şimdiye kadar hiç yapılmamış bir şeyi, bir ‘ilk'i başarmak..’’

Genç sporcular, akıntıyla boğuşarak yol aldıkları Ren kıyıları boyunca, o kadar dikkat çekiyorlar ki, daha yolun başında ne yapmak istediklerini Avrupa’da duymayan kalmıyor.

Alcatel Turkey ve Atlas dergisi sponsorluğunda yapılan bu zorlu yolculuğun Main etabında ekibe Levent Yüksel katılıyor. Zafer Kızılkaya, Budapeşte'de ayrılıyor.

Gökhan Türe ve Levent Yüksel, şu sıralar Sırbistan'a doğru yol alıyor. Bir kaç gün sonra Bulgaristan'ın Köstence kentinde Karadeniz'e ulaşacaklar. Ve yolculuğun en maceralı kısmı burada başlayacak. Çünkü Karadeniz'den İstanbul'a o minicik kanolarla, denizden gelmeyi planlıyorlar.

Gökhan Türe, İstanbul Boğazı'na giriş için hedefledikleri tarihi de fısıldıyor:

‘‘29 Ekim...’’

Eğer bunu da başarırlarsa, Cumhuriyet'in 75'inci yılını, bir ilk'e imza atmış Türk sporcularını alkışlayarak da kutlamak harika olmaz mı?

Henry Ford ödüllü

Ren-Tuna kano geçişini başından sonuna kadar gerçekleştirecek tek sporcu olan Gökhan Türe 36 yaşında. ODTÜ mezunu, metalurji mühendisi. Profesyonel dalgıç. Sualtı Araştırmaları Derneği'nin başkanı. Türe, Henry Ford European Corservation Award'da, Akdeniz Foku'yla ilgili projeleriyle üçüncülük ödülü aldı.

ABD’de dalış hocası

29 yaşındaki Zafer Kızılkaya, Kaliforniya'da Profesyonel Dalış Hocaları Birliği'nde dalış hocalığı yapıyor. ODTÜ mezunu, inşaat mühendisi. Türe gibi, onun da Henry Ford Corservation Award'da, Akdeniz Foku'yla ilgili projeleriyle üçüncülük ödülü var.

Sorbonlu dalgıç

40 yaşındaki Yüksel, Paris Üniversitesi Sosyoloji bölümü mezunu. Sorbon'da demografi mastırı yaptı. Ama mesleğini sorduğunuzda, ‘‘Sanayi dalgıcıyım’’ diyor. Sualtı Araştırmaları Derneği'nin İstanbul temsilcisi. Balıkadamlar Spor Kulübü üyesi.


Bunları da Beğenebilirsiniz
İlişkili Haberler