"Yalçın Bayer" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Yalçın Bayer" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Yalçın Bayer

Kurban rantı

Okurlarımızın Kurban Bayramı'nı kutluyoruz

MÜSLÜMAN dünya Kurban Bayramı’nı kutluyor. Kurban kesmek İslam dininin en güzel sosyal yardımlaşma ve dayanışma emirlerinden birisidir. Asıl amacı sadece Allah rızası için zenginin varlığını yoksul ile paylaşmasıdır. Diyanet İşleri Başkanlığı’nın sitesinde kurban sözcüğü şu şekilde açıklanmış:

“Sözlükte yaklaşmak, Allah’a yakınlaşmaya vesile olan şey anlamlarına gelen kurban, dini bir terim olarak, ibadet maksadıyla, belirli şartları taşıyan hayvanı, kurban bayramı günlerinde usulüne uygun olarak kesmeyi ve bu amaçla kesilen hayvanı ifade eder.”

Ve yine kurban edilecek hayvana açı çektirilmemesi ve eziyet verilmemesi uyarısı da yer alıyor. Bakalım bayramda neler yaşayacağız yine.

KÖTÜ KOKULAR

* Kurban Bayramı en fazla suiistimal edilen bir bayram olma özelliğini taşır. Özellikle vekâlet ile kurban kesme olayı tam bir sahtekârlığa dönüşür. Eskiden sadece Türk Hava Kurumu ve Kızılay tarafından toplanan kurban derileri günümüzde ehliyetsiz kişi ya da kurumlarca toplanıp kâr amacıyla veya teröre kaynak yaratmak için satılır oldu.


*
 Son yıllarda türeyenbazı büyük dernek ve vakıfların bağış adı altında topladıkları kurban ve diğer maddi yardımların nerelere ulaştığı, kimlerin elinde ranta (getirim) dönüştürüldüğü bilinmiyor. Kötü kokular geliyor ancak bilinçsiz ve bilgisizliği nedeniyle aldatılmaya müsait olan vatandaşların çoğunluğu buralara bağış yapıyor.

DENETİM YOK

* Yurtdışı faaliyetlerinde yolsuzlukları ortaya çıkan dernekler hâlâ Türkiye’de kurban bağışı topluyor. ‘İnsani yardım’ örtüsü altında ‘kimse yok mu?’ nidalarıyla ortalıkta dolaşan bazı vakıf ve derneklerin ise yetkililerce faaliyetleri kontrol altında mı, hesapları inceleniyor mu, Müslüman ülkelere götürdüklerini iddia ettikleri yardımların ne kadarı bu ülkelere ulaşabiliyor; bilinmiyor. Bu konuda ciddi bir araştırma yapılmasında yarar var.


*
 Kurban derisi çok büyük bir pazar ve açgözlülerin her zaman iştahını kabartıyor. Türkiye Deri Konfeksiyoncuları Derneği (TDKD) Başkanı Ramazan Hazar, Türkiye’de işlenen ham derinin %80’inin ithal edildiğini belirtiyor ve hatalı kesimler olmasa ham deri ithalatının %60’lara düşebileceğini söylüyor. Ayrıca deri sektörünün lider ülkeleri arasında yer alan Türkiye’nin, dikkatsizlik ve yanlış uygulamalardan dolayı kurban bayramlarında her yıl milyonlarca dolar zarara uğradığı ifade ediliyor.

DERİLERİN EKONOMİK DEĞERİ

* Görüldüğü gibi kurban aynı zamanda da ülke ekonomisine katkı sağlayan çok büyük bir ekonomik unsurdur. Devlet, usulsüz uygulamalar ve kesimler için gerekirse ağır cezalar getirmelidir. Bu sayede bağışlar gerçek sahiplerine ulaşacak, derileri ekonomimize kazandırılacak ve dünyayı ayağa kaldıran vahşet görüntülerini de yaşamak zorunda kalmayacağız.


*
 “Ben de kurban kestim” demek için kurban kesmek hayvancılığımızın öldürülmesinde en büyük pay sahibi olmak demektir.


*
 “İyilik yolunda kurbanımız olsun...” diye uğraşırken bizlerin kandırılıp kurban olmamıza izin vermeyelim.

Tülay HERGÜNLÜ

 

YÖK hukuka-hakkaniyete değil iktidara bakıyor

 

“DÜZ lisede oğlu okuyan bir avukat, katsayı değişimi nedeniyle soruyor: Kazanılmış haklarımız için yargıya mı gidelim.”

Bu başlıklı yazı 23.7.2009’da köşemizde yer aldı.

YÖK’ün üniversiteye girişte katsayı farkını kaldıran kararı eleştiriliyor ve “YÖK, iktidara boyun eğmiş durumda.... Acaba veliler, çocuklarımızın kazanılmış hakları elden gidiyor, kontenjan mağduru oluyoruz diye Danıştay’a giderse ne olur?” deniliyordu. Sabih Kanadoğlu da aynı adresi göstermişti.

İstanbul Barosu da, YÖK’ün bu kararını Danıştay’a götürmüştü.

Danıştay 8. Dairesi’nin, oybirliği ile verdiği yürütmeyi durdurma kararının gerekçesi edinilen bilgilere göre;


*
 Uygulanmasının telafisi imkansız zararlara yol açacağı,


*
 Farklı gruplardaki öğrencileri eşit katsayı düzenlemesine tabi tutmanın, kariyer planlamasını bu farklı bölümleri seçerek yapan öğrenciler için bir haksız rekabete ve hak kaybına neden olacağı..

Bu gerekçe daha önce işaret ettiğimiz gibi düzenlemenin, idari işlem olarak hukuka uygun olmadığına işaret ediyor. İmam hatip okullarının müfredatı ile klasik lise müfredatı arasındaki, din ağırlıklı eğitimden doğan farklılıkları ortaya koyup, kapsamlı bir çalışma yaparak mağduriyetler önlenebilir. (Bu düzenlemenin sadece imam hatipli öğrenciler için yapıldığı bir gerçek.)


Günübirlik palyatif düzenlemeler ile bu sorun sürer gider.


YÖK
’ün, yüksek öğrenimin temel meseleleri üzerinde çözümler üretecek yerde, iki satırlık düzenlemelerle meseleleri çözeceğini zannetmesi de, bir akademik üst kurul olarak kendisinden beklenenleri veremediği izlenimlerini kuvvetlendiriyor.


YÖK
emir eri gibi olduğundan, imam hatipliler merak etmesin, iktidarın yeni emrini yerine getirmeye hazırdır.

 

Devlet, etnik kör olmalıdır

 

BİZİM devlet, sosyal adalette kördür, yargı bağımsızlığında kördür, eğitimde, sağlıkta kördür, basın özgürlüğünde sağırdır.

İşte bu yüzden gözleri var görmezler, kulakları var işitmezler... (Araf suresi) Bu söz, İslam’da yönetenlere söylenmiş bir sözdür bence. Nereden bakarsan, öyle görürsün.

Işık DİKİCİGİL

 

GÜNÜN SÖZÜ


“Halkımız bayramı yine açlık sınırının altında kutlayacak!

Hükümetin emekçilere ve halkımıza bayram hediyesi yine kriz, hayat pahalılığı ve demoralizasyon olmuştur!

(DİSK Genel Başkanı Süleyman Çelebi)

 

 

X