Kurban

Hürriyet Haber
10.04.1998 - 00:00 | Son Güncelleme: 10.04.1998 - 00:01

Yavuz GÖKMEN

Onu geçtiğimiz sezon Ali Sami Yen'de oynanan bir Galatasaray maçı öncesi tanıdım. Stadın alt katındaki bölmede arkadaşlarıyla birlikte dimdik nöbet tutuyordu. Ara sıra elindeki kocaman sandviçi ağzına götürüyor ve düzenli ısırışlarla ağır ağır yiyordu.

Stada fena halde aç gelmiştim ve çevrede sandviç yapan bir yer arıyordum. Çevik Kuvvet'ten bir polis böyle görkemli bir sandviç yediğine göre demek ki yakında sandviç satan bir yer olmalıydı. Çevreyi dolandım, ama bulamadım. Bu arada açlığım daha da arttı.

Aklıma genç polisin yanına giderek sandviçi nereden aldığını sormak geldi. Bir an bile duraksamadan oğlum yaşındaki delikanlıya, ‘‘Bu sandviçi nereden aldın?’’ diye sordum. Cevabı hiç beklemediğim şekilde geldi:

‘‘Bunları bize kumanya olarak dağıtıyorlar’’ dedi. ‘‘Bende fazla var. Size vereyim.’’

Ve cebinden sandviçin bir eşini çıkarıp bana uzattı. Bir an göz göze geldik. Onu reddedemedim, sandviçi aldım. Yapabileceğim tek şey, ona sevgiyle elimi uzatmaktı. Hararetle el sıkıştık. Adını bile soramadım.

Ama onu hiç unutamadım.

* * *

Onu yurtdışı seyahatlerinden birinde tanıdım. Benim gibi Galatasaray'ın peşinde dolaşıyordu. Ve gene oğlum yaşında pırıl pırıl bir çocuktu.

İnanılmaz bir girginlikle her yerden haber toplar, bu arada sempatik tavırları insanlara rahatlık verirdi. Genç yaşında tam 7 lisan öğrenmişti ve gittiğimiz her ülkenin dilini bilmenin keyfini yaşıyordu. Maç sonraları yabancı gazeteleri birlikte okur ve arkadaşlara tercüme ederdik. Maç yazılarımdaki esprileri anında bulur ve bunları bir kenara not ederdi. Aklında her zaman bir yenilik olur, ama dağarcığında da birçok haber bulunurdu. Onun aklındaki yenilikler ve dağarcığındaki haberleri ustaca bileştirerek yaratacağı yeni aşamayı sessizce beklerdim.

Ama ara sıra ona öğütler de verdiğim olurdu.

* * *

Önceki gece bu iki delikanlının karşı karşıya geldiklerini geç saatlerde anladım. Kupayı kaybettiğimiz maçtan sonra otele bitkin dönmüş ve televizyonu açmıştım. Maraton programı vardı ve onu izlemeye başlamıştım.

Bir ara bir sürü polisin bir kişiye acımasızca vurmakta olduklarını gördüm. Dayak yiyen kişi, polislerin arasında görünmüyordu. Ama biri vardı. Ve o, ‘‘Kurban’’dı.

Neden sonra, polis halkası bir an açıldı. Kurbanın yüzünü gördüm. Kurban, benim 7 dil bilen pırıl pırıl istikbalim, spor basınının genç umudu Selçuk Manav'dı. Onu dövenler arasında acaba bana kendi sandviçini veren genç delikanlı var mıydı? Olmamasını diledim.

Görüntüler orada kesildi. Sonrasını ertesi gün öğrenecektim.

* * *

Selçuk, acımasızca dövüldükten sonra bir dehlize çekilerek kelepçelenmişti. Burada dakikalarca tekmelenmiş ve sonra bir komiser tarafından kurtarılmıştı.

Aksi halde bir yeni ‘‘Metin Göktepe’’ olacaktı; çok şükür olmamıştı.

Bana sandviç veren polisle onu dövenler aynı kişiler miydiler?

Hayır! Bana sandviç veren, gerçek polisti.

Ya diğerleri?!













Etiketler:


    EN ÇOK OKUNANLAR

      Sayfa Başı