Kuran ayetleri silinmeden kıymetini bilin

ELİMİZDEKİLERİN kıymetini bilemiyoruz bazen. Kaybedince farkına varıyoruz. Annemiz, babamız böyle değiller mi? Vefat ettiklerinde mezarlarına koşuyoruz, belki başımızı mezar taşına vuruyoruz. Ah bir kalksa da ellerini ve ayaklarını öpsek diyoruz. Ama heyhat, mümkün değil artık bu. Sonra farkına varıyoruz. Halbuki hayattayken yeterince zaman ayıramıyoruz onlara.

Haberin Devamı

Her şey böyle. Sağlık, gençlik, boş zaman, yetki, güç gibi bütün imkânlar böyledir. Elimizden yitince fark ediyoruz ama yapacak bir şey kalmıyor artık.
Elimizden yitip gidecek en önemli nimetlerden birisi de kutsal kitabımız olan Kuran-ı Kerim’dir. Bu hususu Hz. Peygamber (s.a.v.) bazı hadislerinde anlatıyor. Kıyametin kopmasına az bir zaman kalınca meydana gelecek bu ürpertici bilgiyi Hz. Peygamber (s.a.v.) şöyle haber veriyor: “Elbisenin nakışı eskiyip gittiği gibi, İslamiyet de eskiyip gider. Hatta, oruç nedir, namaz nedir, hac ve umre ibadeti nedir ve sadaka nedir bilinemeyecektir. Allah’ın kitabı Kuran-ı Kerim de bir gecede kaldırılıp götürülecek ve yeryüzünde ondan tek bir ayet bile kalmayacaktır. Çok yaşlı erkekler ve pek ihtiyar kadınlardan oluşan birtakım insanlar kalacak ve ‘Biz babalarımızın öğrettiği şu La ilahe illallah kelimesi üzerine yetiştik de dinden sadece bu kelimeyi biliyoruz. Ve sadece bu kelimeyi söyleriz diyeceklerdir” (İbn-i Mace, terceme ve şerhi Haydar Hatipoğlu, Fiten, Hd: 4049) bu hadis şüphesiz çok sarsıcı bir hadistir. Kıyamete yakın bir dönemde bu olay meydana gelecektir. Kuran-ı Kerim’in içindeki ayetlerin silinmesi iki şekilde olabilir. Ya gerçekten de bir sabah kalkıldığında ve Kuran-ı Kerim açıldığında dünyadaki bütün Kuran sahifelerindeki ayetlerin kaybolduğunu göreceğiz... Çünkü insanlar O’nu yaşamadılar. Onun gereğini yerine getirmediler. Yüce Allah da kitabını hak etmeyenlerden kaldıracak. Ondan sonra da kıyamet kopacak. Sanki Yüce Rabbimiz, kelamının bulunduğu kainatı yok etmiyor da, kitabını kaldırdıktan sonra kıyamete müsaade ediyor.
Veyahut da, insanlar Kuran-ı Kerim’i yaşamadıkları için Kuran ayetleri sanki gönüllerinden silinmiş olacak. Dünyalık için okunacak, ders almak için değil. Kuran-ı Kerim’den doğru ve hayati mesajlar çıkarılacağına içi boş yorumlar ve şifremsi hezeyanlara mahkûm edilmeye başlanacak.
Aslında Kuran’ın kendisi bu yorumu güçlendiriyor: “Peygamber, ey Rabbim, kavmim şu Kuran’ı terk edilmiş bir şey haline getirdi dedi”. (Furkan, 30)
Hz. Peygamber de (s.a.v.) başka seferde Kuran’dan uzaklaşmayı, şöyle ifade ediyor: “Gün gelecek elbisenin eskidiği gibi, Kuran da bu ümmetin bir kısmının göğsünden alınıp eskiyecek. Onlar Kuran’dan başka şeye daha çok itibar edecekler. İnsanlar ölçüsüz bir açgözlülüğe yakalanacaklar. Allah’ın hakkını çiğnediklerinde hiçbir endişe ve korku hissetmeyecekler. Bir günah işlediklerinde ‘Allah elbette beni affeder’ diyecekler. Onlar kuzu postu, deri elbise giyecekler ama kalpleri kurt gibi olacaktır. (Acımasız ve toleranssız olacaklar, görünüşte uysal görünseler bile) en iyileri, kötülüğü emredip iyiliği yasaklayanlar olacaktır.”
Hz. Peygamber (s.a.v.) vahye dayalı ilmin günün birinde yok olacağını söylediklerinde, sahabeden Hz. Ziyad anlamak için sorar: Ama biz evlatlarımıza Kuran’ı okutuyoruz. Onlar da evlatlarına okutacaklar. Bu vahiy ilmi nasıl yok olacak ki?
Hz. Peygamber: “Hayret sana Ziyad! Ben seni anlayışlı bilirdim” dedikten sonra ehli kitaptan yararlanamadıkları gibi Müslümanların da Kuran’dan ders almayacaklarını anlatır... (İbn Mace, Fiten, Hd. 4048)
Şüphesiz birebir o günlerde değiliz. Allah’a hamd olsun ki henüz bugünlere gelmedik. Belki o günlere daha çok zaman var. Çünkü o günlere gelindiğinde, “Artık ne umre ne de hac yapılmayacak”. (Sahihü’l Cami, 7296) O günler, aynı zamanda Yecuc ve Mecuc’un çıktığı günlerdir. (Sahihu Kısas, c., 2, s. 418)
O günler, âlimlere itibar edilmeyen, iyi huylu ve iffetli insandan utanılmayan, büyüğe gerekli saygının gösterilmediği, küçüğe merhamet edilmeyen, insanların dünyalık için birbirlerini boğazladıkları, iyiliği bilmeyen insanların çoğaldığı, iyi insanın başını önüne eğip yürüdüğü, sadakanın küçümsendiği, sahte ve şarlatan Peygamber iddiacılarının çıktığı, sünnetin bid’at gibi algılandığı, karanlık günlerdir. İşte o günler geldiğinde Yüce Allah kitabını hem gönüllerden ve hem de satırlardan kaldıracaktır.
Kuran’ın kaldırılmasından üzülmenin veya eyvah etmenin faydası olmayacaktır. Bugün fırsat elimizde. Kuran-ı Kerim evimizde. Yanımızda. Ama kaçta kaçımız Kuran-ı Kerim’i mealiyle bir kez okuduk. Rabbim bize ne diyor. Bizden ne istiyor. Hiç merak ettik mi? Merak etmeliyiz aslında. Çünkü Kuran, yüce ahlakın bizimle sohbet etmesidir. Bizi önemseyip bizi muhatap almasıdır. Ben konuşuyorsam, kulağınızı ve kalbinizi bana açın çağrısıdır kutsal kitap. Onun için Hz. Osman şöyle demişti: “Kalplerimizi temizleseydik Rabbimizin sözünden doymazdık.”

Haberin Devamı

SORALIM ÖĞRENELİM

Haberin Devamı

- Bazı yerlerde şunu gördüm. Allah’ın isimleri ve bazı sureler hakkında şu kadar okunsa şu olur diye yazıyordu. Bu doğru mu?
(Emine Bozan/Edirne)
Bazı sureler ve ayetlerin fazileti hakkında hadisler vardır. Şöyle okunması iyi olur tarzında Peygamberimizin yönlendirmeleri olmuştur. Bazı dualar hakkında da sabah akşam okunmalı tarzında bilgiler vardır. Allah’ın Yüce isimlerinin hangisinin hangi sıkıntılara çare olduğu hakkında ise âlimlerimizin tecrübeye dayanan bilgilerini bulabilirsiniz.
- Bir erkek arkadaşım kendisini astı ve öldü. Etkisinden çıkamıyorum. Rabbim affeder mi, onu ahrette görür müyüm?
(Güneş B.)
İntihar büyük günahlardandır. Ancak intihar eden İslam’dan çıkmaz. Ona dua etmek, bağışlanmasını dilemek lazım. Yüce Allah’ın affedip etmemesi ise Allah’ın kendi bileceğidir. Ahrette kurtulmuşlardan olsa sizde cennet ehli olsanız elbette birbirinizi görebilirsiniz.
- Biriyle nişanlandım. Ama onun çok güvendiği bir hanım anne kızım senin kısmetin bu oğlan değil. Boşver demiş. Kız benden ayrıldı. Dinen bu olabilir mi?
(Ali Kutlu/Samsun)
Hanım anne dediğiniz hanımefendinin böyle bir şey söylemesi doğru değildir. Geleceği kimse bilemez. İnsanların hayatıyla oynamak da yanlıştır, günahtır. Ama, sizin nişanlınız, bir hanım annenin sözü üzerine sizden vazgeçebiliyorsa bu evlilikten hayır beklenir mi?
- Babam alkollüyken bize beddua ediyor. Bu beddua tutar mı?
(Kübra S.)
Babanıza karşı içki içiyor olsa bile saygılı olmanız gerekir. Ancak onu vazgeçirmek için zaman zaman ikaz ediniz. Alkollüyken size beddua etmesinin ise sizin bir suçunuz olmadıktan sonra zararı olmaz.

Yazarın Tüm Yazıları