Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Kur sorunsa çözüm ne?

TÜRKİYE ekonomisinde ekonomik birimlerin bir bölümü döviz kurlarının geldiği noktadan giderek daha fazla rahatsızlık duyuyorlar.

Cari işlemler açığının giderek yükselmesi bu kesimlerin şikayetlerinin haklı olabileceği izlenimini yaratıyor.

Merkez Bankası verilerine göre, üretici fiyatları baz alınarak yapılan hesaplamada, Türk Lirası yabancı paralara göre 2000 yılından bu yana yıllık ortalamada yüzde 25 değer kazandı. Değerlenme, aynı dönemde, tüketici fiyatlarına göre yüzde 17.2 oldu.

2001 yılındaki ani ve derin değer kaybından sonra, Türk parasının diğer paralara göre sürekli olarak reel anlamda değer kazanmasına paralel olarak yıllık bazda cari işlemler açığı milli gelirimizin yüzde 2’si civarından yüzde 6’sına fırladı. 2005 yılında cari işlemler açığının 22 milyar dolar civarında olması bekleniyor.

HİÇBİR ŞEY AYNI KALMAZ

Cari işlemler açığının alışılmamış boyutlara gelmesi ve açığın finansmanının büyük ölçüde dış borçlanmalar yoluyla sağlanması ileriye dönük olarak ekonomide ciddi bir risk unsurudur. Dış borçlanma piyasasının cömert olmadığı bir döneme gelindiğinde, finansman bulunamadığından, ekonominin çok daha küçük bir cari işlemler açığı vermeye kısa sürede zorlanması bugün memnun olduğumuz diğer bütün dengeleri alt-üst edebilecektir.

Dolayısıyla, cari işlemler açığını daha makul düzeylere çekmek ihtiyatlı ekonomi politikalarının amaçlarından biri olmalıdır. Ama, bu amaca ulaşabilmek için Türk parasının reel olarak değer kaybetmesini bir araç olarak görmek hiç gerçekçi değildir.

Türkiye dalgalı kur sistemi içinde yaşamakta zorlanıyor. 2001 yılında da zorlanmıştı. Ama, o dönemde, döviz kuru fırladıkça, bugün kurdan şikayet eden kesimler dalgalı kur sistemine methiye düzüyorlardı. Şimdi, Türk parası reel olarak değerleniyor. Dalgalı kur sistemine eleştiriler de artıyor.

Beş yıl evvel dalgalı kur sistemine uygulandığı biçimiyle geçmemizin maliyeti olabileceğinden çok daha derin bir ekonomik küçülme olmuştu. Dalgalı kur sistemi o nedenle tercih edilmemesi gereken bir rejimdi. Döviz rezervlerimizi koruma güdüsüyle ekonominin çökmesine seyirci kalmıştık.

Şimdi, dalgalı kur sisteminden vazgeçmenin maliyeti enflasyon konusunda alınan mesafeden ödün vermek anlamına gelecektir. "Merkez Bankası şu kadar milyar dolar daha döviz alsaydı kurlar buralarda olmazdı" gibi cümleler kurmak kolaydır. Ama, aynı şekilde, "Merkez Bankası şu kadar daha fazla döviz alsaydı, enflasyon yüzde 8’in altına düşer miydi?" sorusuna yanıt da verilmelidir. Merkez Bankası daha fazla döviz alarak Türk parasının reel değerlenmesini engelleseydi, Hazine iç piyasada yıllık yüzde 13’lerden 3-5 yıl vadeli borçlanabilecek miydi? Bütçe açığı milli gelirin yüzde 3’ünün altına gelecek miydi? Ekonomi yüzde 5’in üzerinde büyüyebilecek miydi? Dolar kuru 1.340 YTL yerine 1.5 YTL olsaydı, her şey aynı mı kalacaktı?

Ekonomide bir değişken ile oynayıp diğer büyün değişkenlerin aynı kalacağını varsayarak analiz yapmak çok kolaydır. Ama, gerçekçi bir analiz yaklaşımı değildir. Genellikle bu çeşit analizler öğrencilere belli bir iktisadi mantığı öğretebilmek için ders kitaplarında yapılır. "Döviz kuru artsaydı, her şey iyi olurdu, bu arada cari işlemler açığı sorunu da bu denli büyük olmazdı" gibi bir yaklaşım hem yanıltıcıdır hem de yanlıştır.

GERİ DÖNMEK

Diş macunu tüpten çıkmıştır. Macunu tüpe geri sokmak olanaksızdır. Dalgalı kura geçişin ilk maliyeti çok acı bir biçimde ödenmiştir. Dalgalı kur sistemi ile yaşamanın maliyetini bir takım kesimler ve sektörler yüklenmeye devam edeceklerdir. Bu maliyet enflasyonsuz ya da düşük enflasyonla yaşamanın maliyetidir.

İleriye dönük riskleri azaltmanın yolu döviz kurlarıyla oynamaya çalışıp yeni riskler oluşturmak değil, iç talep büyümesinin kontrolü yoluyla ithalat talebindeki büyümeyi kontrol etmektir. Paramızı hırpalayarak bir yere varamayız. Aksine, ileride paramızın hırpalanma riskine karşı stratejiler geliştirmeliyiz.

Enflasyon yaratarak ekonomik sorunlarımıza çözüm arama alışkanlığımızdan vazgeçmek durumundayız. Aksi taktirde, başladığımız yere geri döneriz.

Bayram süresince yazılarıma ara veriyorum. İyi bayramlar dilerim.
X