« Hürriyet.com.tr
MENÜ

KUPA MI?.. KOY SEPETE! Hazır aylardır futbolla yatıp futbolla kalktığımıza göre, Arjantin'de pek ünlü olan bir fıkra aktarmak istiyorum size. Futbol üstüne…Öykünün

Hürriyet Haber
SON GÜNCELLEME
KUPA MI?.. KOY SEPETE! Hazır aylardır futbolla yatıp futbolla kalktığımıza göre, Arjantin'de pek ünlü olan bir fıkra aktarmak istiyorum size. Futbol üstüne…Öykünün iki kahramanı da birbirinden meşhur. İlki, siyasetin fırıldaklarından süzülüp devlet başkanlığına kadar yükselmiş. Dedeleri 19. Yy'da Osmanlı devrinde Lübnan'dan göçtüğü için "El Turco" diye anılan, Carlos Menem.Öbürü, Arjantin'in 20. Yy'da yetiştirdiği en büyük romancı olmakla kalmayıp Latin edebiyatının dünya çapında tanınmasına da katkıda bulunmuş, Jorge Louis Borges. Eserlerine hakim, kabuslu hava, Kafka'yı hiç aratmaz. Ancak, 1938'de babasını kaybettiği sırada, başında beliren bir yara nedeniyle kanı zehirlenip ölümlerden döndüğü ve bu arada konuşma yetisini yitirdiği için mi, bilinmez, insana parmakısırtan şeytanî bir zekaya sahipti. İki üstad konuşuyorlar. İki erkek bir araya gelince, geyik muhabbetinin dönüp dolaşıp futbola uğramaması mümkün mü? Sohbetin bir yerinde Borges, dudaklarında muzip bir tebessümle bombasını patlatıyor: "Yahu, şu futbol dediğiniz şey de pek tuhaf. Bir tarafta 11 adam, öte tarafta da 11 adam. Ortada tek bir top ve herkes bu topun peşinden koşuyor. Bu çocukların hepsine birer top versek de mesele hallolsa, daha iyi değil mi?"Neyse ki üniversitede ahalinin futbol tutkusunun toplumsal ve ideolojik kökenleri üzerine yeterince tedrisat gördük de işin gırgırını geçebiliyoruz.Galatasaray, ligde şampiyonluğunu ilan etti Pazar günü. Anneler gününde, futbolcuların annelerine -umarım hepsi hayattadır- anlamlı bir armağan sunduklarını düşündüm. Ne de olsa, anne ve babalar, çocuklarının başarısını bahane edip etrafta böbürlenmeye pek meraklıdırlar.1. Lig'de, dört sene üst üste şampiyon olan tek takım! Altay karşısında uğradığı dangalakça mağlubiyetten sonra herkes gecikmiş şampiyonluk ilanı bekliyordu. Ne yazık ki, -bir ara tehlikeye girdi gibi görünen- bu şampiyonluk Beşiktaş'ın tuhaf mağlubiyetine bağlıydı. BJK gibi bir takım o aptal 3 golü yemekle taraftarlarına karşı hayli ayıp etti.Derbi dendi mi aslan kesilen Fenerbahçe ise maçı kazandı o kadar. Ya, itibarı? Yerinde yeller esiyor. Şimdi, tüm özel TV kanalları şaha kalkmış vaziyette. Sanki Kopenhag'a değil "Sakarya Meydan Muharebesini"ne gidiyoruz. Allah'ın emri; Galatasaray bu maçı kazanmak zorunda. Manevi baskının sadece bu dozu dahi işkenceye girer. Galatasaray'ın, yarış atları misali kolej sınavlarına itilen zavallı çocuklardan ne farkı kaldı? Fanatik Galatasaraylıyım. Tabii ben de kazanmasını istiyorum. Ama çocukların üzerindeki manevi baskının olumsuz etkileri daha Altay maçında hissedilmedi mi?El insaf!.. Bu ülkenin, Galatasaray'ın Kopehnag'da maç kazanmasından başka iftihar edeceği bir şeyi yok mu?Üstelik, öyle uygunsuz ibareler kullanılıyor ki, Fatih Terim bu saptırmalara nasıl itiraz etmiyor, hiç anlamıyorum. "X Kanal maç günü sizlerle. Fatih Terim ve aslanları size Kopehnag maceralarını anlatacaklar!!!"Bir dakika kardeşim, ne macerası? Bu adamlar safariye mi gidiyorlar? Bir tasavvur ediniz; Hakan Şükür dönüşte anlatıyor: "Balta girmemiş ormanda ilerliyoruz. Tabiat, ormanın çılgın sesleri öylesine büyüleyiciydi ki. Dalmışım, kafileden uzaklaşmışım. Hafif tertip telaşlanıyordum ki, tam karşımda muhteşem yelesiyle bir aslan! Hey Tanrım… Ne korktum ama serde yiğitlik var ya, yiğitliğe tereyağı sürdürmemeye çabalıyorum. Bir ara, yiğitliğin dörtte üçü tüymektir ilkesini uygulamayı düşündüm. Sonra ikna yöntemini seçtim."'Bak yakışıklım…' dedim. 'Allah hakkı için pek güzelsin. Eh, ben de iyi golcüyüm. Kendi çapımda bir aslan sayılırım. Üstelik Fatih Hocam beni Aslanım diye sever. Hem bizim takımın amblemi de aslan. İyisi mi biz burada tokalaşalım. Sepeti koluna takan, paşa paşa yoluna gitsin.'" Ya da Danimarkalı fıstıklarla ilgili geyik muhabbeti mi bekleniyor? Bazı TV kanalları ana haber bültenlerini Kopenhag'tan sunmaya başladıklarına göre, benim öyküm fevkalade makul ve de mümkün görünüyor. Bir başka kanal da, Hakan Şükür'ün kalacağı oteldeki odasını getirdi ekranlara. Kendi halinde bir süit; nedir yani?Ne oluyoruz beyler? Galatasaray, Danimarka'ya Avrupa finali oynamaya gidiyor. Bu finali yerden göğe hakettiği için. Bu CİDDİ. İkincisi, bu bir maç ve bu da CİDDİ.Çünkü… MAÇ CİDDİ BİR İŞTİR…Ben bir futbol uzmanı değilim. Fakat dedim ya fanatik Galatasaraylıyım. Takımın son yıllarda nasıl bir tesanütle çalıştığını, nasıl top koşturduğunu görüyorum. Kopenhag'ta kazanmasını da, herkesten çok isterim. Ama asıl istediğim, şanına layık bir futbol sergilemesi. Zira, KALİTE KONUŞUR!..Kaliteyi'de çağdaş bir altyapı, teknik donanım, uygun futbolcu seçimi, akıllı bir antrenör ve dayanışma oluşturuyor.O meşhur 7.4'lük sarsıntıdan sonra başta İstanbul, pek "titrek bir coğrafya" olduk. Sallanmak, güneşin varlığı kadar doğal. Ancak bu ülkede sarsılmayan kurumlar da var. Galatasaray gibi… 17 Ağustos depreminde Fatih Terim'in ilk yaptığı, o sırada yaz tatilinde olan eşi ve kızlarını aramak olmuş. Onların sağ ve sıhhatte olduğunu öğrendikten sonra da kalkıp Florya'daki Metin Oktay tesislerine gitmiş.Yıllardır ikinci evi bellediği, kendini bulduğu mekana… Bir iki saat içinde eşlerini, çocuklarını toparlayan tüm oyuncular akın akın Florya'ya gelmiş. Tamamen doğal bir yönelişle, koskocaman Galatasaray ailesi buluşmuş.Böyle bir dayanışmaya, olsa olsa şapka çıkarılır. Benim bile şu anda yazarken gözlerim yaşarıyor. Aslında şaşılacak bir taraf da yok bu işte. Çocuklar sevdiklerini kaptıkları gibi babalarına sığınmışlar. Babanın da yeri belli yurdu belli. Hangi takımda var bu tesanüd? Fatih Hoca, takımını çalıştırırken sadece oyuncuların ayak çalımlarına bakmıyor ki. Her birinin -tabir caizse- ciğerini biliyor; psikolojilerindeki iniş-çıkışları, özel sorunlarını izliyor. Sorun varsa çözüm buluyor. Eh, böyle bir takım da oynar tabii.Fatih Hoca her bir şeye maydanoz yani. En kötüsü de uçkur müdahalesi! Hoca, maça çıkılan günler, futbolcularının gece eve gitmesine izin vermiyor. Genç arkadaşlarımız maçtan sonra eşlerinin kollarına atılınca, kasları fazla gevşiyormuş. "Oyuncularımın kaslarını yerli yerine oturtmak iki-üç günümü alıyor. Böyle bir gevşemeye göz yumamam" diyor Hoca.Manşetlere bir göz atalım. STAR gazetesinin 29 Mayıs 1999 tarihinde verdiği Galatasaray ekinin manşetleri: Alemin Kralı CİM-BOMLiseli AslanDerbikatörBüyük YarışMutlu SonSüren'le Altın ÇağBay Gol Hakan…Galatasaray, Denizlispor!a takıldı diye: "Yorgun Savaşçı"Foto Maç'ta Galatasaray'ın Bursa galibiyeti manşeti:"Amma attın be Cim-Bom"21 Nisan 2000, Star: "Milenyum Aslanı"8 Mart 1999, Akşam: "Cim-Bom Fırtınası"18 Nisan 1999, Star: "Cim-Bom Futbol Abidesi21 Nisan 2000, Hürriyet: "Bugün Milat"22 Nisan 2000, Hürriyet: "Fatih Terim: Beyler, Kopenhag'a 45 dakika kaldı"Ve, daha niceleri… Böyle pohpohlanmaya rağmen, çocuklar ruh sağlıklarını gene de iyi muhafaza ediyorlar. İyi maçlar çocuklar… YÜREĞİMİZ, YİNE, SİZİNLE!..Mahinur DİLDAR - 17 Mayıs 2000, Çarşamba

CANLI SKOR CEBİNDE!

Cep telefonunuza Spor Arena uygulamasını gönderelim.

SMS GÖNDERİLDİ!

Cihazınıza özel bağlantı linki sms ile gönderildi. Lütfen smslerinize bakınız.
Bunları da Beğenebilirsiniz