Kumlu: Çalışma hayatı keskin bir dönemeçte

Hürriyet Haber
12.02.2011 - 14:42 | Son Güncelleme:

TÜRK-İŞ Genel Başkanı Mustafa Kumlu, çalışma hayatı açısından Türkiye'nin keskin bir dönemecin eşiğinde olduğunu savunarak, “Hükümet ya emeğe karşı sürdürdüğü sistemli saldırıya devam ederek çalışanların topyekun karşı koymasının fitilini ateşleyecek ya da çalışanların gelişmiş haklara sahip olmasının çağın bir gereği olduğunu kavrayıp ona göre hareket edecek” dedi.

Kumlu, Başkent Öğretmenevi Toplantı Salonu'nda düzenlenen TÜRK-İŞ'e bağlı Tarım-İş Sendikasının 18. Olağan Genel Kurulu'nda yaptığı konuşmada, Afşin Elbistan Termik Santrali'nde yaşanan göçük sonucunda hayatını kaybedenlere Allah'tan rahmet dilediğini söyledi.

Toprak altında kalanların bir an önce çıkarılmasını dileyen Kumlu, “İş cinayetlerinin engellenmesi için yetkilileri göreve davet ediyorum” diye konuştu.
Yaşanılan çağın gerekleriyle kendilerine dayatılan uygulamaların birbiriyle çeliştiğini ifade eden Kumlu, “Yaşadığımız çağ, insan onuruna yakışır iş çağıdır, emeğin adil ücretlendirilmesini, insanların güvenli çalışmasını, çalışanların hak ve çıkarlarının en üst düzeyde korunmasını, sosyal devletin tüm unsurlarıyla hayata geçirilmesini gerektirmektedir. Yaşanılan dünya ekonomik krizinin verdiği ders de budur. İnsanların taleplerini kitleler halinde sokaklarda haykırdığı ülkelerin sayısı gün geçtikçe artıyor. İşsizlik ve yoksulluğun dünyanın birçok ülkesinde olduğu gibi Türkiye'nin de birinci meselesi olması göz ardı edilebilir bir durum değil” dedi.

Çalışma hayatı açısından Türkiye'nin keskin bir dönemecin eşiğinde olduğunu öne süren Kumlu, “Hükümet bundan sonraki icraatları için iki yoldan birini seçmek durumundadır. Ya emeğe karşı sürdürdüğü sistemli saldırıya devam ederek çalışanların topyekun karşı koymasının fitilini ateşleyecek ya da çalışanların gelişmiş haklara sahip olmasının çağın bir gereğini olduğunu kavrayıp ona göre hareket edecek” diye konuştu.Türkiye koşullarında insanların evlerine ekmek götürebilmek için en kötü koşullarda çalışmaya bile razı olmak zorunda kaldığını iddia eden Kumlu, şöyle devam etti:

“Sistem maliyetlerin düşürülmesini temel hedef haline getirmiş. Maliyetlerin ilk düşürüldüğü alan da iş sağlığı ve güvenliği alanı. Hadi özel sektör işverenlerinin tek derdi kar etmek, karını artırmak için iş güvenliği önlemlerini almıyor. Peki devlet ne yapıyor, devlet taşeronlaşıyor. Taşeron işçilik elbette daha karlı oluyor ama böyle bir tasarrufu devlet dediğimiz, tek güvencemiz, varlığımızı emanet ettiğimiz kurum yapar mı? Devlet böyle kar zarar hesabı yaparsa, çatısını her türlü güvenceden yoksun taşeron işçilere açarsa, bu devletin özel sektöre söyleyeceği laf kalır mı? Eğer Hükümetin çalışanlara yaklaşımı 'ucuz çalıştıralım', 'esnek çalıştıralım', 'işçiler kiralanabilsin' vs. şeklinde hep çalışanları mağdur edecek biçimde olursa o ülkede çalışma barışı olmaz, olamaz. Ancak Hükümet bunları yerine getirebilmek için canla başla çalışıyor.”

ÇALIŞMA HAYATINI DÜZENLEYEN YASALAR...

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Ömer Dinçer'in her fırsatta kıdem tazminatı meselesini açtığını ifade eden Kumlu, “Kıdem tazminatı işverenlerin meselesi. İşverenler yıllardır kıdem tazminatının kendilerine yük olduğunu, bu yükün azaltılmasını istiyorlar. Sayın Bakanın da yapmak istediği, bu isteği yerine getirmek. 'Müktesepler korunacak' diyor, zaten bu lafıyla kendini ele veriyor. Demek ki müktesebi olmayanlar mağdur olacak. Sayın Bakana tavsiyem, bu konuyu kapatsın. Zaten ne kadar allasa da pullasa da sevimli hale getiremiyor” dedi.

“Çalışma hayatını düzenleyen yasalar” meselesine de değinen Kumlu, “Biz iş kollarındaki yüzde 10 barajına karşıyız. Ancak biz barajın tek hamlede kaldırılmasını değil kademeli olarak kaldırılmasını savunduk. Bakanlık ise başından beri sıfır baraj yaklaşımında oldu, bu yaklaşım HAK-İŞ ve DİSK tarafından desteklendi” diye konuştu.

Çalışma hayatını düzenleyecek yasalarda yapılacak değişikliklerin çok önemli olduğunu ve gelecek 10 yılın endüstri ilişkilerini belirleyeceğini vurgulayan Kumlu, “TÜRK-İŞ'in iş kolları barajının ilk etapta yüzde 1 olmasındaki ısrarının nedeni sıfır ya da binde 5 barajla çalışma hayatında yaşanabilecek kaosun engellenmesidir. Bir de demokratikleşme bir bütündür. Demokratikleştirme adına işkolu barajlarının sıfır olmasını isteyenlerin yüzde 51 olan iş yeri barajlarına neden dokunmadığı ya da seçim barajlarını neden sıfır yapmadığı, bu konuda sorulabilecek önemli bir sorudur” dedi.

“TARIM SEKTÖRÜNDE KAYIT DIŞILIK ÇOK YAYGIN”

Tarım-İş Sendikası Genel Başkanı Bedrettin Kaykaç da kayıt dışı istihdamın etkili önlemlerle engellenmesinin, hükümetlerin öncelikle üzerinde durmaları gereken bir konu olduğunu söyledi.

Bu sorunun çözümüyle sendikal örgütlenmenin önündeki önemli engellerden birinin kalkmış olacağına işaret eden Kaykaç, “Bugün Türkiye'de sendikaların önemli sorunlarından biri özel sektör örgütlenmesinde karşılaşılan engellerdir. Örgütlenmenin en zor olduğu işkollarının başında ise tarım gelmektedir” diye konuştu.
Tarım sektöründe kayıt dışılığın çok yaygın olduğunu belirten Kaykaç, “İşverenlerin çoğu sendikaları düşman gibi gören katı bir tutum içinde. Sektörümüzde işverenler işten çıkardıkları işçinin yerine kolaylıkla yeni işçi bulabilirken, işten atılan işçi yeni iş bulmada zorlanıyor. Bu ve benzeri nedenlerle sendikal örgütlenme çabaları çoğu zaman başarısızlıkla sonuçlanıyor” dedi.

Bu yıl milletvekili genel seçimlerinin yapılacağını ve bunun büyük önem taşıdığını ifade eden Kaykaç, sandıktan hangi parti çıkarsa çıksın çözüm bekleyen sorunların belli olduğunu, terör, işsizlik, kaçak işçilik sorunlarının çözülmesi gerektiğini kaydetti.Konuşmasında torba yasa tasarısı konusundaki görüşlerini dile getiren Kaykaç, sendikalarının çalışmaları hakkında bilgi verdi.
Etiketler:


EN ÇOK OKUNAN HABERLER

    Sayfa Başı