Gündem Haberleri

GÜNDEM

    Kum savaşları

    Hürriyet Haber
    12.07.1999 - 00:00 | Son Güncelleme:

    Ser Madencilik Şirketi Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Turgay Türkay.

    Bir haftadır Büyükdere açıklarında demirli olarak bekletilen İngiliz bandıralı W. H. Resolution adlı deniz dibinden kum çeken gemiyle ilgili tartışma büyüyor.

    Kilyos-Karaburun arasında bulunan Akpınar Mevkii'ndeki kömür madenlerinde, denizin dibini temizlemek üzere W. H. Resolution gemisini Hollandalı ortağı Boskalis firmasından kiralayan Ser Madencilik yetkilileri, Hürriyet İstanbul'a konuyla ilgili açıklama yaptı.

    Şirketin Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı ve Proje Genel Koordinatörü Turgay Türkay, söz konusu bölgede çevrenin dipteki balçık tabakasından dolayı zaten ölü olduğunu, kendilerinin çevreye zarar vermeyecekleri gibi proje sonrasında deniz dibini doldurup canlı hale getireceklerini savundu.

    Sekiz ay önce

    Türkay, amaçlarının kum satmak olmadığını, projenin asıl amacının deniz dibinden çıkaracakları kömürle bir enerji santralı kurmak olduğunu öne sürerken, kendilerine karşı yürütülen kampanyanın arkasında deniz kumcularının olduğunu iddia etti. Türkay, ‘‘Onların bize sunduğu anlaşmayı kabul etseydik, bütün bunlar başımıza gelmeyecekti.’’ dedi.

    Ser Madencilik Şirketi, Türkiye'ye bundan yaklaşık sekiz ay önce W. H. Resolution tipinde, bu sefer Hollanda bandıralı Corneliz Zanen adında bir gemi getirmişti. Aynı amaçla çalıştırılan gemi geldiğinde denizden bir haftada 200 bin metreküpün üzerinde kum çıkartıp karaya pompalamıştı. Çevreciler tarafından yine protesto edilen gemi ayrıca palamut akınının olduğu mevsimde palamutların güzergahı üzerinde çalıştırıldığından balıkçıların da tepkisini çekmişti. Türkay aynı durumun tekrar yaşanmaması için, kendilerine izin verilmesi halinde palamut akını mevsiminde denizdeki bütün çalışmalarını durduracaklarını taahhüt etti.

    Ser Madencilik Şirketi'nin Akpınar Mevkii'nde kıyıdan 3 mil uzakta 5 maden sahası var. Türkiye'de daha önce hiç denenmemiş deniz dibi madenciliğinin ilk örneği olan bu proje, aynı zamanda 1962 yılında kurulan Ser Madencilik Şirketi'nin de tarihindeki ilk işi.

    Deniz dibindeki sahalarında toplam 100 milyon metreküp kaliteli linyit olduğunu tahmin ettiklerini söyleyen Turgay Türkar, şimdiye kadar bölgedeki fizibilite çalışmalarına 12 milyon dolar harcadıklarını söylüyor. Bütün projenin maliyetinin 20 milyon dolara varacağını anlatan Türkay, bu projenin finansmanının yaklaşık yüzde 72'sinin dipten çıkaracakları kum ve çakılların satışından sağlamayı planladıklarını açıklıyor.

    Halen ön işletme ruhsatıyla araştırma yaptıkları maden ocaklarının işletme ruhsatlarını almaya hazırlanan Ser Madencilik, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı'ndan ruhsatı aldıktan sonra Maden Kanunu'nun 36. Maddesi'nden yararlanarak, madeni çıkarmadan önce dipte yapacakları satıh temizlemesinden elde edecekleri kum, çakıl gibi malzemeleri satmayı ve bundan gelir etmeyi planlıyor. 20 milyon dolarlık projenin yaklaşık 15 milyon dolarını bu şekilde finanse etmeyi düşünen Ser Madencilik'in bu iş için dipten 3,5 milyon metreküp kum çıkarıp satması gerekiyor.

    Engellemek istiyorlar

    Konunun birinci derece muhatabı olan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Maden İşleri Genel Müdürü Fahrettin Cevher, Ser Madencilik Şirketi'nin ocaklarına işletme ruhsatı verilip verilmeyeceğiyle ilgili 1997 yılından beri inceleme yapıldığını, tahkikat komisyonu raporunun beklendiğini söylüyor. Cevher, şirketin Maden Kanunu'nun 7. maddesi gereğince ruhsatı alacağını söylerken, kullanacakları teknolojinin çevreye zarar verip vermeyeceğiyle kendilerinin ilgilenmediğini, durumu diğer devlet kuruluşlarının incelemesi gerektiğini söylüyor. Cevher, Maden İşleri Müdürlüğü'nün, çevreyle ilgili bir rahatsızlığı olsa bile ruhsatı vereceğini açıklıyor. Cevher, başta milletvekilleri olmak üzere birçok kesimden Ser Madencilik'e izin verilmemesi için baskı geldiğini açıklıyor.

    Ser Madencilik'in deniz dibinden çekerek satmayı planladığı kum miktarı, İstanbul'daki iki kum kooperafinin yıllık toplam kum satışı olan 2 buçuk milyon metreküpün çok üzerinde. Ayrıca bu kumu çıkarmak için kullanılacak teknoloji, 60'ın üzerinde kum teknesiyle çalışan deniz kumcularınınkinden daha gelişmiş olduğundan çok daha hızlı. Yani kumcuların derdi pazarlarını kaybetmemek.

    Daha önce Ser Madencilik Şirketi ile Kumcular Kooperatifleri arasında anlaşma yolu denenmişse de bir sonuca ulaşılamayınca, konu bir mücadeleye dönüşmüş.

    Ser Madencilik Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Turgay Türkay, kendilerine karşı kampanya yürüten bütün örgütlerin, kumcuların güdümünde hareket ettiğini iddia ederken, bütün bu kuruluşlara ve Deniz Ticaret Odası Başkanı Cengiz Kaptanoğlu'na karşı dava açacaklarını açıklıyor. ‘‘Üzerimize balıkçıları salıp ateş bile ettirdiler’’ diyen Türkay, Kaptanoğlu ve kum lobisinin, olayı bir savaşa çevirdiğini, bu savaşta da her türlü usülsüzlüğe başvurduklarını söylüyor.

    Katil gemiye afişli protesto

    Geçtiğimiz cuma günü Hürriyet İstanbul'da yayımlanan haberde tehlikelerini duyurduğumuz W. H. Resolution adlı gemi dün çevreciler tarafından protesto edildi. Çevreciler, deniz dibindeki kumu karaya pompalayan İngiltere bandıralı geminin İstanbul'a getirilmesine, deniz dibi canlılarını yokettiği, jeolojik yapıyı bozduğu ve deniz ekosisteminde onarılmaz hasarlar yarattığı gerekçesiyle boya, afiş ve sloganlarla tepki gösterdi. Çevreciler denizden tonlarca kumu çekmesi yüzünden oluşan kot farkının Terkos barajını patlatabileceğini ve İstanbul'a onarılmaz yaralar açabileceğini iddia etti.

    Eylemi gerçekleştiren Doğa Savaşçıları Çevre Örgütü Başkanı Zafer Murat Çetintaş ve Çepeçevre Eylem Grubu Başkanı Osman Akkuş yaptıkları açıklamada ‘‘Katil geminin ülkesine dönmesi gerekiyor. Ama gemiyi getirten Ser Madencilik adlı şirketin arkasında güçlü isimlerin olduğunu öğrendik. Acımasız sermaye son ağaç kesildiğinde, son balık öldüğünde artık kazanacak para kalmadığını da anlayacak. Son gücümüze kadar doğal varlıklarımızı savunacağız’’ dedi.

    Eylemciler daha sonra Büyükdere açıklarında demirli bulunan gemiye çıkarak yağlı boyalarla ‘Defol’, ‘Go Home’, ‘Katil gemi ülkemizden defol’ yazıları yazdı. Gemi mürettebatının müdahalesiyle gemiyi terk etmek zorunda kalan eylemciler daha sonra bir bez afişi gemiye mıknatıslarla tutturdu. Eylemciler daha sonra alkışlar ve sloganlarla geminin Türk karasularından çıkmasını istedi.

    Etiketler:
    

    EN ÇOK OKUNANLAR

      Sayfa Başı