Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Kulüpler Birliği ne iş yapar?

KULÜPLER Birliği’nin kurulması fikri Tamer Güney’den geldi. TÜFAD (Türkiye Futbol Antrenörler Derneği) olarak gerekliliğini ve yaratacağı etkiler tartışılıp, dönemin federasyon başkanı olan Şenes Erzik’e de olay aktarıldı ve onayı alınarak çalışmalara başlandı.

O günkü şartlarda “Kulüpler Birliği”nin kurulmasını şu ihtiyaçlara göre tespit ettik:

1- TFF seçimlerinin, bir kısım aykırılıklardan arındırılarak daha güvenli bir ortamda yapılmasının sağlamak.
2- TFF yönetim kurullarının ve diğer kurulların oluşumunda daha seçici davranılarak verimlilik ve güvenirlilik değerini yükseltmek.
3- Televizyonların kulüp tercihli yaptıkları yayınların, bütünlük içinde pazarlanarak tüm kulüplerin yararlanabileceği bir “yayın sistemi” oluşturmak.
4- Kulüplerin hiç ilgi duymadıkları alt yapı olaylarında bilgilendirilerek, alt yapı eğitimi ve etkinliği ile ülke futboluna daha nitelikli oyuncu kazandırmak.

Görevlerinin gereğini yapamadılar

Türk futbolunda rahatsız edici bir kısım unsurlara karşı “Kulüpler Birliği” önemli bir güvence oluşturacağı için huzurlu ve seviyeli bir rekabet ortamı sağlanması anlayışı ile kulüplerle temasa başladık.
İlk temaslarımızda kulüpler, olaya olumlu yaklaşmadı. Kararlı bir şekilde kulüpleri ikna çalışmalarına devam ettik. Bilhassa rahmetli Gündüz Tekin Onay’ın bire bir görüşmeleri çok etkili oldu. Sonunda Kulüpler Birliği’nin kurulması kararı verildi.
Ancak, üç büyük kulüp bu oluşuma katılmamakta ısrarcı davrandığı için, Kulüpler Birliği, “Anadolu Birliği”ne dönüştü. Daha sonra Galatasaray ve Beşiktaş birliğe dahil oldu. Sonunda Fenerbahçe de ikna edilerek “Kulüpler Birliği” sayısal olarak tamamlanmış oldu. Ancak, işlevsel olarak görevinin gereğini yaptığı söylenemez. Her şeye rağmen, televizyon yayınları bir sisteme bağlanarak kulüplerin en önemli mali kaynağını oluşturmuştur. Uygulamada ne yazık ki, bu kaynak kulüplerin yaşam kalitesini değil, plansız ve daha fazla borçlanmalarının yolunu açmıştır.

Mali ve sportif açıdan yetersiz

“Kulüpler Birliği” ülke futbolunun temel sorunlarına değil de günlük çıkarlarda yoğunlaştığı için, kendileri adına mali ve sportif açıdan yetersiz kaldıkları gibi ülke futbolunun da gelişim yollarını kapatmış oldular. Oysa Kulüpler Birliği faaliyetlerini TÜFAD’ın belirlediği ilkelere uygun olarak gerçekleştirmiş olsaydı, Türk futbolu sahip olduğu potansiyelle sürdürülebilir bir gelişme kazanmış olurdu.

Onlar ve bizim anlayış farkımız

İNGİLTERE ile Türkiye Kulüpler Birliği’nin anlayış ve yaklaşım farkının etkilerine baktığımızda, yaşadığımız olayları daha iyi anlayacağımız kanaatindeyim.
İngiltere 1. Ligi’ni oluşturan kulüpler tarafından 1992 yılında kurulan Premier Lig’in amaçlarından bazıları şöyle...
1- Dünyanın bir numaralı ligi olmak.
2- İngiliz futboluna ilgiyi en yüksek seviyeye çıkarmak.
3- Statların doluluğunu artırmak.
4- Medyanın futbola ilgisinden en yüksek düzeyde yararlanmak.
5- Kulüplerin ticari gelirlerini artırmak ve böylece bu ligde yer alan kulüplerin finansal olarak güçlenmesini sağlamak.
6- Yetenekli futbolcuların gelişimini tüm kaynakları kullanarak desteklemek.

Acı ve utançtan başka ne olabilir ki!

Bizim, Spor Toto Süper Lig Kulüpler Birliği Vakfı “Türk futbolu için yaşamsal önemde kararlar” alacağı mesajı ile 15 Ocak 2011 tarihinde toplandı. Alınan karaların bazıları şöyle...
1- Sinema biletlerinde KDV oranı yüzde 8 iken, maç biletlerinde yüzde 18. Bu bir haksızlık. Vergi ve KDV oranlarının düzeltilmesi gerekir.
2- GSGM’ye ait tesislerin kulüplere ücretsiz verilmesi ve kulüplerden alınan GSGM paylarının kaldırılması.
3- Protokol tribünündeki 15-20 kontenjan dışındaki koltukların, kullanım  hakkının kulüplere verilmesi.
4- İddaa’dan elde edilen isim haklarının artırılması.
5- TFF’nin görev ve yetkilerinin yeniden düzenlenerek kısıtlanması.
İşte iki ayrı ülkenin “KULÜPLER BİRLİĞİ” yaklaşımı.
Böylesine sakat, çıkara dayalı, sorumluluğun yer almadığı bir futbol  anlayışının üretebileceği acı ve utançtan başka ne olabilir ki.

KURULDAN KAOS ÇIKTI

ÜLKEMİZDE futbol, dünyada oynandığından çok daha farklı oynanıyor.
İşin açığı; saha dışındaki oyunda başarılı değilseniz, saha içindeki oyunda çok şansınız yok.
Ve bu oyun yalnızca futbolcular, antrenörler, yöneticiler, hakemler, menajerler, aracılar, alıcılar-vericilerle oynanmıyor.
Kulüpler Birliği, Siyaset ve TFF de  bu oyunun içinde yer alıyor.
Bu ülkede hiçbir ulusal meselede siyasi bütünlük sağlanamazken, futboldaki “Şiddet Yasası” tam bir uzlaşmayla yasalaşıyorsa, futbolun sahaya gelinceye kadar  nerelerde oynandığını artık iyiden iyiye anlamış olmalıyız.
Son oyun alanı da 26 Ocak’ta yapılan genel kurul olmuştur.
TFF ve Kulüpler Birliği hiç ummadıkları ağır bir yenilgi almışlardır.
Bundan böyle TFF ve Kulüpler Birliği yeni bir taktik uygulayarak kaybettikleri prestiji kazanmaya çalışacaklardır ama işler çok daha zorlaşmıştır. Sonuç ne olabilir? Bunu kestirmek mümkün değil ama emin olabileceğimiz tek şey,  kaosun daha da büyüyeceğidir.

X