Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Kültürsüz bir toplum yaratmayı başardık

GEÇENLERDE bir düğündeydik. Her şey mükemmeldi. Avrupalının yapmayı bırakın, aklının almayacağı kadar pahalı bir düğündü.

Çiçeklerle, kristal kandillerle süslenmiş bembeyaz örtülü masalarda ikram edilen yemekler nefisti.

Şerbet gibi bir hava, büyüleyici bir mehtap vardı.

Boğaz eşsiz güzelliğiyle şıkır şıkırdı.

İnsanı alıp anılara götüren bir müzik çalıyordu.

Ama pist bomboştu.

Masadaki bir arkadaş, "Yahu kimse çıkıp dans etmiyor" dedi.

"Dur acele etme, biraz sonra göbek havaları başlayınca pist dolar taşar" dedim.

Gerçekten de beş on dakika sonra göbek havaları çalmaya başladı. Pist anında doluverdi.

Gördüğüm kadarıyla davetlilerin hepsi toplumun en üst tabakasından insanlardı.

Ama ne olursak olalım bizim kültürümüz dans müziğiyle değil, göbek havasıyla yoğrulmuş.

* * *

Zaten kültürle, sanatla ilgisi olmayan bir iktidarı seçmekle uygarlık çizgimizin nerede olduğu belli değil mi?

Benim bildiğim kadarıyla, daha doğrusu kendisiyle yapılan söyleşilerden öğrendiğimize göre tiyatroya meraklı, hatta gençliğinde sahneye çıkmış bir Başbakanımız var.

Ama bu Başbakan’ın hükümeti, daha doğrusu Maliye Bakanlığı, sanatçılarının özverileriyle ayakta durabilen özel tiyatrolara yapılan üç kuruşluk yardımı bile çok görüp kesiyor.

Bilmiyorum, tiyatroya meraklı olduğunu söyleyen Başbakan’ın bu gelişmeden haberi var mı?

Çünkü kendisi şu anda Türkiye’nin tek 7 yıldızlı otelinde özel bir villada çoluk çoğuyla birlikte tatil yapıyor.

Tiyatrolara indirilen darbeyle filan ilgilenecek durumda olduğunu sanmıyorum.

Geçenlerde ünlü tiyatrocu Cihan Ünal’la sohbet ederken, sanatçı yeni sezonda bir dizide oynamak zorunda olduğunu söyledi.

"Yoksa başka türlü tiyatro yapamam. Çünkü tiyatro geçindirmiyor. Biraz yorucu olacak ama başka çarem yok" dedi.

* * *

Bizim iktidarımız bir ilginç iktidar. Hadi kültürle, sanatla ilgilenmiyorlar ama o pek ilgili göründükleri tarih konusunda da fazla duyarlı davranmıyorlar.

Baksanıza Çanakkale Abidesi’nin çökme tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu yeni fark etmişler.

Milliyet Gazetesi’nin, daha doğrusu onun efsanevi Genel Yayın Yönetmeni Abdi İpekçi’nin duyarlılığıyla 1958 yılında açılan kampanya sayesinde yarıda kalan abide inşaatı tamamlanabilmişti.

Toprak altında yatan onbinlerce şehidin anısına dikilen o görkemli abidenin temelleri şimdi korozyondan un ufak olmuş.

Uzmanlar abidenin her an çökebileceğini söylüyorlar.

Bu konuda tek suçlu bu hükümet değil kuşkusuz. Gelmiş geçmiş bütün iktidarların kusuru var.

Bu işler böyledir, kültür yozlaşması toplum yaşamının hemen her alanını kanser gibi sarıverir.

Kültürü es geçen toplumlarda tarihi ve kültürel değerlere duyarlılık da olmaz.

Örneğin, rant için bol bol cami yaparız ama atalarımızın bize armağan ettiği eşsiz değerdeki tarihi camilere dönüp bakmayız.

Hiç kuşkunuz olmasın, bir gün onların sonu da Çanakkale Abidesi gibi olacak.
X