Şarkıların gözü kör olsa!

Güncelleme Tarihi:

Şarkıların gözü kör olsa
Oluşturulma Tarihi: Nisan 09, 2009 09:34

Şarkılar, ah bu şarkılar...

Haberin Devamı

Bazıları kulaklarda yankılanıp anlam bulduğu an, insanın kalbini hatta etini acıtır. Acıtmak da ne kelime... Zırhımızı delip kalbimize saplanır hançer misali. Delip geçer; teni, duyguları, kalbi, ruhu.

Dünyaya farklı pencereden bakanları bile ortak noktada buluşturur şarkılar. Olaylara farklı açılardan bakanlarda bile; benzer duygular, acılar ve hasretler doğurur. Bunları içimizde daha da büyüterek insanı anlatılmaz duygu alaborasıyla karşı karşıya bırakır.

Aşk, ayrılık, yalnızlık… Sevinç, hüzün,gözyaşı… Kalbimizdeki yoğun duyguların yanında bir de bizi anlayan şarkılar vardır. Hislerimizi, içimizdeki o anlatamadıklarımızı bile en iyi ifade eder söz ve müziğin kaynaşmış hali.

Aşık olduğumuzda da, acı çektiğimizde de, mutlu olduğumuzda da, yalnız kaldığımızda da, ağladığımızda da, sevincimizde de hüznümüzde de, çaresizliğimizde de, vazgeçişlerimizde de, vazgeçemediklerimizde de...

Haberin Devamı

Şarkının müziği; okşarken ruhu, sözleri merhem olur o anki halimize. Bazen de bir bıçak gibi keser; silah gibi vurur, cehennem gibi yakar duyguları.

Kimi şarkı; içimizi titretir, kimi coşturur, kimi ağlatır, kimi söyletir, kimi susturur. Kiminde dalıp gideriz. Kimi şarkı bizi alıp götürür bilinmez bir yerlere.

Kiminde efkar basar kalbimizi; burnumuza ayrılık ve sevdiğimizin kokusunu getirdiği için olsa gerek. Kimi şarkıda da yüzümüze ilişen o buruk gülümsemenin nedenini ararız.

Kimi şarkıda ruhumuz ehlileşirken kiminde naifliği hissederiz. Kiminde duygu patlaması yaşarken kiminde ise sebepsiz, tarifsiz bir hüzün çöker içimize.

Dinlediğimiz şarkılarda neden bunları hissederiz?

Bir şarkıyı önce severek dinleriz. Sonra zaman geçer, bu kez de sevdiğimizi ve anıları hatırlattığı için dinlemez miyiz?

Klasik, pop, caz... Türü ne olursa olsun dinlenen şarkılar insanı alıp götürür. Müziğin evrenselliği bundandır işte.

Ama müzikte bu türlerin yanında bir de bizim Sanat Müziğimiz var ki...

Bu ne yaşanmışlıktır, bu ne inceliktir. Bu bir ruhu nasıl ehlileştirmektir.

Türk Sanat Müziği; yaşanmışlıkları, duygulardaki derinliği ne ince ne hoş anlatır bize. En can yakan acıyı bile...

Haberin Devamı

Gönül telimizi titreten şarkıları muhabbet eşliğindeki bir sofrada dinliyorsak eğer; bazılarında coşarız, bir efelik yapar içimizdeki duygular. Bazı şarkılar da; en mutsuz anımızda içimizdeki kederi söküp atar, yanımızda sevdiğimiz bir dost varsa onun da eşliğinde.

‘Bir bahar akşamı’ rastlanan sevgililer…

Sevgilisinin ‘Gözlerinin içine başka hayal’ girmesini istemeyenler…

‘Nasıl geçti o güzelim yıllarım’ diye içten içe üzülenler… ‘Hani saçlara taç yapılan o çiçekler’

Sevgiliyi ‘Senede bir gün’ görmeye razı olanlar…

‘Elbet bir gün buluşacağız’ ahdını gönlüne iliştirenler…

Ayrılık olduğunda ‘gecenin matemini’ o anki hüznüyle kalbine basanlar…

‘Artık sevmeyeceğim’ diyenler…

Haberin Devamı

Bir zaman sonra ‘Sevmekten kim usanır’ sözünü doğrulayan başka bir sevginin koynunda demlenenler…

***

Onu bir daha hiç ama hiç göremeyeceğimizi anladığımızda şu değil midir dilimizdeki şarkı: ‘Seni görmem imkansız, rüyalarım olmasa.’ Söylerken bu şarkıyı, her gece onu rüyalarımızda görmeyi dileyişimiz de nasıl da gönüldendir. Değil mi?

Bir başımıza dolaştığımız bahçedeki bir gülü okşamak isterken, dikeni etimizi yırtarcasına elimize battığında dilimize takılan şarkı ‘Şu göğsüm yırtılıp baksan içindeki güllerin dikenleri kimdendir’ olursa hiç şaşırmamak gerek.

Çok kızdığımızda ya da kırıldığımızda ona ‘Adını anmayacağım’ derken içten içe adını haykırırız aslında.

Haberin Devamı

Şarkılarımızdaki bir ud, kanun taksimindeki en ince tını bile ülkemizin coğrafi ve beşeri yapısından öte kültürel bereketinden almıştır zenginliğini.

Hüzzam bir şarkıda dalıp gitmez miyiz? Ya Hicaz bir şarkıda bilinmez bir yelere gidişimiz... Bir nevâda ya da aşıklar makamı olarak bilinen Uşşak’ta bir efkar basarken bize eşlik eden bir rakıysa hele...

Canlanıp da gözümüzün önünde dans eden bir anının yüzümüze kattığı o hüzünlü gülümsemeyi belirtirse dost sofrasındaki biri, anlayın ki o an yüzümüzdeki o yarım gülümsemeyle sözlerine eşlik ettiğimiz Nihavend bir şarkıdır büyük olasılıkla.

Rast’ta tarifsiz bir duygu patlaması yaşarken Acem Aşiran ruhumuzu ehlileştirir. Buselik’te naifliği öyle bir hissedersiniz ki...

Haberin Devamı

Aşk gönlümüze düştüğünde, sevdiğimiz kalbimize girdiğinde, o an mevsim kış olsa bile o zemheriye inat sevgilinin ve aşkın bize getirdiği baharı iliklerimize kadar hissedercesine ‘Bir bahar akşamı rastladım size, daha önceleri nerelerdeydiniz’ diyerek naifçe seslenen, içimizde sevdayla kanat çırpan duygularımız değil midir?

Ağzımızdan kelimelerin dökülmediği yerde kalbimizin sesi olan o nağmeler, o sözler…

Şarkılar… Öyle bir anlatırlar ki… Mutluluğu, hüznü, acıyı, hazzı, neşeyi, efkarı… Hissettiklerimizi kalbimize ve dilimize işlerler; ince bir nakış gibi hem de.

Yaşarken tamam da... Dinlediğimiz şarkılarda neden bunları hissederiz? Hem de iliklerimize hatta her bir hücremize kadar...

İşte bunu bilmeyiz, bilemeyiz.

Açıklayamayız.

Nedeni, niçini yoktur aslında.

Tıpkı hüzünlü bir anımızda, sevdiğimiz aklımızda olduğundan içimizdeki gülümsemelerin nedeni ya da mutlu anımızın birinde bizi basan efkarın niçini olmadığı gibi.

Ama şunu biliyorum.

Hayatın sustuğu duyguların en çıplak, en içten, en savunmasız haliyle konuştuğu anlardır söz ve müziğin kaynaşmış hali şarkılar…

O anki yaşadığımız duyguların yanı sıra; sevdiğimizi, gözlerini, sözlerini, kahkahalarını, beraberken yaşananları bize anlatır, anımsatır. Anıları tekrar yaşamakla da kalmaz, şarkıyı gizliden gizliye sevgiliye yollarız, onun haberi olmasa da…

Mutluluğun, hüznün, aşkın, yalnızlığın, vuslatın, ayrılığın, sevinçten süzülmüş acıların, acıdan süzülmüş sevinçlerin de kısacası hayatın karşılığı değil midir şarkılar?

Hayatın karşılığı dedik de, burada “Hayatta musiki lazım değildir çünkü hayat musikidir. Musiki; hayatın neşesi, ruhu, süruru ve her şeyidir” cümlelerini söyleyen Mustafa Kemal Atatürk’e hak vermemek ve onu saygıyla anmamak mümkün mü?

Musikiyle, müzikle, sözle hayatı biraz daha yaşanır biraz daha anlamlı kılmak…

Olmasaydı gönlümüzün dili olan şarkılar, duygularımızı daha kolay ifade edebilir miydik? Söylenmeseydi, anlamı olur muydu hislerin? O an yaşanan duygu, her ne olursa olsun şarkılarla dile gelip, hayat bulmasaydı, öksüz kalmaz mıydı?

Şarkılar olmasa...

En basitinden;

Bakıp bakıp durur muyduk resmine… Bin tane anlam yükler miydik ismine?

Ya da bağlanır mıydık sevgiliye, çocuklar gibi?

Ayrılığı yaşarken tuz basabilirdik gönül yaramıza belki. Daha kolay terk edip gidebilirdik ya da. Aklımızda kalmazdı belki sevgilimizin yüzü, gülüşü, gözleri, sözleri, elleri…

Çoktan unuturduk belki de ‘Canım’ dediğimiz, canımız kadar sevdiğimizi çoktaaaannnn…

Çok kolay başarabilirdik bu saydıklarımı, şarkılar olmasaydı.

Acıdan geçmeyen şarkıların biraz eksik olduğunu bilsek de…

Ah bu şarkıların gözü kör olsun!

                        

Haberle ilgili daha fazlası:

BAKMADAN GEÇME!