Merhaba
Hürriyet Facebook deneyiminden yararlanmak için Facebook ile giriş yapın.

Hürriyet'i Takip Et

Hürriyet'i Takip Et!
Hürriyet Facebook
Hürriyet Twitter

Karaköy genelevinde çekilen video Avrupa müzelerinin gözdesi oldu

Gila BENMAYOR
25 Eylül 2012
    Karaköy genelevinde çekilen video

    Kırmızı Fener mahallesiyle ünlü Amsterdam, İstanbul’un meşhur Yüksek Kaldırımı’yla güncel sanatın önemli isimlerinden Şükran Moral sayesinde tanıştı. Moral ile Hollanda ve Türkiye’de yaşayan 10 sanatçının ‘Hikâyemi Hangi Dilde Anlatsam’ sergisi 15 Eylül ile 13 Ocak tarihleri arasında Amsterdam’ın Stedelijk Müzesi’nde.

    Yaşamını Roma ile İstanbul arasında geçiren Şükran Moral’in 1997 yılında Yüksek Kaldırım’da bir genelevde çektiği ‘Bordello’ adlı video çalışmasına son dönemlerde Avrupa müzelerinden büyük ilgi var.

    Moral’ın genelevin kapısına ‘Modern Sanat Müzesi’ yazarak, kendi üzerine ‘Satılık’ tabelası astığı ‘Bordello’ çalışması geçtiğimiz yaz aylarında Norveç, Bergen’de Kuntsmuseum’da, geçtiğimiz hafta da Viyana Sanat Fuarı’nda sergilenmişti. İstanbul Modern de geçtiğimiz yıl sanatçının bu eserini satın almıştı.

    Sanatçının, 15 yıl sonra güncelliğini koruyan ‘Bordello’ ile birlikte Amsterdam’da Stedelijk Müzesi’nde sergilenecek diğer yapıtı Türkiye’nin ‘kuma’ gerçeğine tam tersinden bakan ‘Evli, Üç Erkekli’ çalışması. 2010 yılında Mardin’de çekilen video aynı yıl Contemporary İstanbul’da gösterilmiş ancak Şükran Moral’ın hayli gürültü koparan ‘Amemus’ performansının gölgesinde kalmıştı. Şükran Moral ile işlerini konuştum.

     

    Termeli Amazon

    Bordello’nun 15 yıl sonra hâlâ Avrupa müzelerinde bu kadar ilgi görmesini neye bağlıyorsunuz?
    -Bu video çalışmam İtalyan sinemasına özgü yeni gerçekçi dile çok yakın. Kadının meta olarak satılması, genelevi bir Modern Sanat Müzesi yerine koymak kara mizah. Ama diğer yanda içinde evrensel kodlar barındıran bir çalışma. Genelev daima ilgi çeken bir konu. Caza, tangoya ilham veren bir boyutu da var. İstanbul’un çağdaş sanatın en moda şehirlerinden birinde olması Bordello’ya ilgiyi arttırıyor kanımca. Sanatla ilgili herkes buraya gelmek istiyor.
    Tüm çalışmalarınızda kadına ilişkin bir unsur görüyoruz mutlaka. Hayli farklı çalışmalar da olsa Bordello da öyle, Evli Üç Erkekli de öyle...

    Neden illa kadın?
    -Kadın toplumun yarısından da fazlası, belki tümü. İktidarlar bunu çok iyi biliyorlar. Kadına bedeni aracılığıyla müdahale ederek tüm toplumu kontrol altına almak istiyorlar. Şimdi de kadının kaç çocuk doğuracağına, ne şekilde doğum yapacağına, tecavüze uğrasa bile o çocuğu doğurmak zorunda kalacağını karar verilmiş. Kadın ‘ötekilerin’ en büyüğü. Ben Terme doğumluyum. Amazon geleneğinden geliyorum ve kadınların gücüne inanıyorum. Gelecek kadınların elinde. Ataerkil sistem çok yıkıcı. Kadınların her alanda eşit olacakları bir dünya bence daha eğlenceli ve her şeyden önemlisi adil olacak.

    ‘Evli, Üç Erkekli’ videosunda üç erkekle evlendiniz. Nasıl bir deneyimdi?
    -Video 2010’da Mardin’in Keraşik Köyü’nde çekildi. Performansa bütün köy halkı katıldı. Çoklu evlilikler, küçük kız çocuklarının para karşılığında evlendirilmeleri bizim toplumun yaraları. Bu acı gerçekleri ironi kullanarak yani ben de kendime üç küçük damat alarak tersine çevirdim. Aynı zamanda bir köyde bir sanat performansı yapılamayacağı yolundaki önyargıları da kırmış oldum.

    Günceli yakalamayı nasıl başarıyorsunuz? Bordello gibi uzun yıllar önce mültecilerin dramına değinen ‘Çaresizler’de bugüne uygun bir konu... Her şeyi başkalarından önce hisseden üçüncü gözünüz mü var yoksa?
    -Ben de bir göçebeyim. Ötekiyim. Antenlerim hep açık. Mültecilerin dramına duyarsız kalamazdım. 2003 yılında göç üzerine yaptığım performans ve fotoğraf çalışmalarıma İtalya’daki mülteciler dramı neden olmuştu. Siyah-beyaz fotoğraf çalışmasında bir tekneye doluşmuş, gözlerimize bakan insanlar var. Onlara renkli kanatlar hediye ettim. Tekne batarsa uçsunlar diye.

    Sizin gibi tabuları yıkmayı göze alan bir sanatçının karşılaştığı en büyük sorunlar nedir?
    -2011 yılında ‘Etik’ isimli bir sırtlan heykeli yaptım. Ağzında, benim bülbül dövmeli, kırmızı eldivenli parçalanmış kolum var. İnsanlara şunu söylüyorum “İşte sizin etiğiniz. Linç etiği”. Tabuları yıkmayı göze aldığınız zaman ‘Vurun kahpeye’ filminin kahramanı oluveriyorsunuz. Tabii işin bir başka boyutu sansür. Avrupa’da da karşınıza çıkıyor.

     

    yeniçarşım.com - Yorumlarınızı Yazınız
    Bu haber hakkında henüz yorum yok. Yorumlarınızı Yazınız.
     ADnet  
    Reklam için
    © Copyright 2014 Hürriyet - Doğan Yayın Holding