"Melis Alphan" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Melis Alphan" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Melis Alphan

Kültablası veriyor musunuz?

Nevizade’de bazı mekanlar yoldan geçen müşterilere bakın nasıl bir numara çekiyor..

Diyelim Nevizade’de yürüyorsunuz... Ve malum, Kapalıçarşı’daki esnaf hesabı, her restoranın ön kapısında durup mekana müşteri çekmeye yeminli adamlar sizi yalvar yakar içeri davet ediyor.
Bu söz ettiğim bazı mekanların önündeki adama “İçeride sigara içebiliyor muyuz?” diye sorduğunuzda “Tabii tabii” diyerek sizi içeri buyur ediyor. Sonra içeri giriyor, masaya kuruluyor, sigaranızı yakıyorsunuz ve başka bir garson gelip sizden söndürmenizi istiyor.
Bu kimi cingöz işletmelerde sigara yasağı ihlali müşteriyi içeri çekene kadar sürüyor.
Diğer yandan, geçenlerde Onur Baştürk de sigara yasağında kırılmalar yaşandığını yazmış, Erman Toroğlu bu konuda “patlamış”. Doğrudur, çok yerde sigara içildiğine ben de şahit oluyorum.
Beyoğlu’nda üst katlarda yer alan mekanlarda veya mekanların üst katlarında millet zincir halinde tüttürüyor. Karaköy’de bir restoran sözde bahçede içiriyor. Bahçe demeye bin şahit ister. Her tarafı örtülü (yasaya göre üç tarafı açık olmalı), içinde sobaların yandığı bir fanus demek daha doğru.
Bazı mekanlar ceza yemiş gerçi. Geçenlerde gittiğimiz bir yerde arkadaşlar garsonlara “şu camı açsak da içsek” diyerek şansını denedi. Garsonlar halihazırda iki kez sigara nedenli ceza yediklerini söyleyince arkadaşların planı da suya düştü.
Fakat dedim ya, yasağı takanlar çok fazla değil. En azından gece vakitlerinde. Bazı yerlerde kalabalık dağılıp içeride az insan kaldığında tiryakiler “Kültablası veriyor musunuz?” diye soruyor, hayal kırıklığına uğramıyorlar.
Sadece Beyoğlu da değil, Etiler’de meşhur bir gece kulübünde de kültablası istediğinizde itiraz etmiyor, hemen getirip önünüze koyuyorlar.
Ve soru hep aynı; “Sigara içebilir miyiz?” değil, “Kültablası veriyor musunuz?”

Yasak Asmalımescit’i felç etti

Asmalımescit uzun zamandır popülerdi, belli çevrelerin mesken tuttuğu bir yerdi ama yaklaşık bir yıldır öyle böyle değil, kitleleri bağrına basıyor.
Öyle ki geceleri, özellikle de sigara yasağından sonra, patladı patlayacak.
Buradaki restoranların, barların, meyhanelerin sobalarla ısıtılan ön cephelerindeki masaların tamamı full çekiyor, dışarıda yer bulamadığı için içerilerde oturan kalabalık nikotin takviyesi yapmak için durmadan soluğu dışarıda alıyor. Zaten bomboş olsa bile yürüme alanının genişliği topu topu iki metre falan...
Dolayısıyla olur da sokaktan geçerseniz kendinizi Metallica’nın stat konserinde sanabilirsiniz. Tıkış tıkışlık hissi aynı, tek eksik Metallica. E o da büyük bir eksik. Hadi birkaç saatliğine Metallica uğruna insan yanındakinden dirsek, önündekinden çelme yiyebilir ama Asmalımescit’te “eğlenmek” uğruna? Zannetmiyorum.
Burada geceleri değil yürümek, kıpırdayamıyorsunuz bile.
Madem ıstanbul’da konser mekanı sıkıntısı var, benim önerim Sofyalı’nın önüne sahneyi kurmak, kalabalığı da geriye doğru yaymak. Hazır her gece provası yapılıyor. Kapasiteyi bilmiyorum, her gece giren çıkan hesaplansın, onun cevabını da belediye versin.

Hande Yener kazıtsın ve rahatlasın

Hande Yener bugünlerde frapan sularda yüzüyor. En sonuncu saç rengini ve modelini görmüşsünüzdür. Bakır renkli, bol krepe müdahalesine maruz kalarak ve tabii ki ek yapılarak ip iken sicime dönen saçıyla Türkçe pop diyarlarına geri dönüyor. Onu bu saçla günün hangi saati görürseniz görün, düğüne gittiğini düşünebilirsiniz; merak etmeyin, yalnız değilsiniz. “Elektronik müzik bize yaramadı, alaturka hallere geri döneceğiz mecbur” deyip saçını da kabartarak oluyor mu bu işler?
Bilmiyorum, çok da ilgilenmiyorum, ben daha ziyade Hande Yener’in saçının geçirdiği evreleri dehşetle izliyorum.
Siyah, kahverengi, sarı, kırmızı, turuncu, pembe, kızıl, dibi koyu-altı açık, altı koyu-dibi açık, highlight’lı, lowlight’lı, kıvırcık, düz, dalgalı...
Acaba kendi bile saçının değişim hızına yetişebiliyor mudur?
Mesela bir sabah uyandığında kendini pembe saçlı hatırlayıp aynada turuncu olduğunu görünce birkaç saniyelik şoklar geçiriyor mudur? Ya da rüyasında kendini üç gün önceki saçıyla mı görüyordur, yeni saçıyla mı?
En inanılmazı da saçına bütün bu işlemleri art arda yaptıran birinin kafasında hâlâ saç kalabilmesi.
Bir markanız olduğunu ve üç ayda bir logosunu değiştirdiğinizi düşünün. O markadan marka mı kalır geriye?
X