Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Küfürnameler

<B>AMCAZADELERİMDEN </B>biri kendine özgü, hırçın, kavgacı bir adamdı. Hem güzel konuşur, hem de çok güzel yazardı.

Aileden kime öfkelense oturur güçlü kalemiyle zehir zemberek bir mektup döşenirdi.

Sonra onu postaya verirdi. Her gün gördüğü kardeşlerine bile aynı yolla gönderirdi mektuplarını.

Sanırım yazdıkları resmiyet kazansın isterdi. Belki de daha etkili olabileceğini düşünürdü.

Bu mektuplar düzenli aralıklarla yenilenirdi.

Ailenin bireyleri bu durumdan sık sık yakınırlardı:

‘‘Bıktım bu mektuplardan. O kadar ağır yazıyor ki köpeğin önüne atsan yemez. Rezil oluruz diye kimselere bir şey de diyemiyorum, hep içime atıyorum.’’

Sabah akşam bu şikáyetleri dinlerdim.

Yalnız şaşırdığım amcazadelerden birinin mektuplardan hiç şikáyet etmesiydi.

Dayanamadım, bir gün sordum.

‘‘Bana gelmiyor ki’’ dedi. Israr ettim, nedenini anlattı:

‘‘Bana da bir iki kez mektup yazdı ama ben açmadan doğru çöp sepetine attım. Sonra bir gün ona dedim ki: ‘Ağabey zahmet edip bana mektup filan yazma çünkü zarfı bile açmadan çöpe atıyorum.' Ondan sonra kesildi. Bir daha da gelmedi.’’

Böylece köpeğin önüne atılsa yemeyeceği mektuplardan kurtulmanın sırrını öğrenmiş oldum.

Ailedeki mektupzedelere bu sırrı açıkladım ama pek bir işe yaramadı.

Onlar mektupların gelmesini önleyemediler.

* * *

Ailede yıllarca süren bu ilginç olayı anlatmamın nedeni AKP yanlılarının gönderdikleri küfürnameler.

Ama hemen söyleyeyim ki ben bizim amcazade gibi davranmıyorum.

Küfürle başlayıp küfürle biten bütün mektup, faks ve mail’leri okuyorum.

Ama bunların hiçbirinden zerre kadar etkilenmiyorum.

Anlıyorum ki yazdıklarım doğru, eleştirilerim haklı.

Bu işin bir başka olumlu yönü daha var. Küfürname de olsa tepkilerin çokluğu beni mutlu ediyor.

Şunun için; küfürlü tepkiler gösteriyor ki AKP yanlıları benim yazılarımı, eleştirilerimi dikkatle okuyorlar.

Benim için, AKP yanlılarının yazılarımı okuması, bu partiye kızanların okumasından daha önemli.

Belki okuya okuya yaptığımız eleştirilerin haklı olduğunu bir gün anlarlar.

Zaten önemli olan insanların kafalarında gerçeklerle ilgili bir soru işareti yaratabilmek.

* * *

Partiler iktidarlara gelince bir bayram havası eser. İlk aylar her şey güllük gülistanlıktır.

Başbakan, bakanları, danışmanları basınla, sivil toplum örgütleriyle, sendikalarla, kamu kurumlarıyla ve halkla son derece yakın ve sıcak götürürler ilişkileri.

Ama zaman geçtikçe bu ilişkiler soğumaya başlar.

Ülke yönetiminden yapılan hatalar çoğaldıkça bu soğukluk ufak ufak kavgaya dönüşür.

Başbakan ve bakanlar önce telefonlara çıkmamaya başlarlar, sonra da basınla ilişkilerini tümüyle keserler.

Sadece kendi yandaşı olan gazetecilerle konuşurlar.

O da onları daha büyük yanlışlara götürür.

O nedenle akıllı iktidarlar övgülerden çok yergilere önem verirler.
X