"Doğan Hızlan" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Doğan Hızlan" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Doğan Hızlan

Kudüs'te Osmanlının yaratıcı gücü

Doğan HIZLAN

İnsanlara kutsal kavramlar arasındaki bağların niteliğini, dinlerin, peygamberlerin inanç haritasındaki yerlerini öğrenebilmek için Kudüs'ü görmeli.

Gitmeden önce okuduğunuz kitaplar, tanıtıcı broşürler; ancak orayı ziyaretinizde anlam kazanıyor.

Dinlerin, efsanelerin, yaradılışın bütün felsefesi; birbiri içinde ve yanında renklenen, ancak yüzyılların başarabileceği bir mozaiği oluşturuyor.

Tarihi olan bütün kavimler ve devletler, bu topraklarda, geçmişin parşömeninde, fetihlerin, yükselişlerin ve çöküşlerin rüyasını görebilirler.

O, solgunlukla parlaklık arasında takip edemeyeceğimiz kadar hızlı gidip gelmeler, Kudüs'ün taşlarına ne kadar yansımıştır.

Ruhumuzun göç kervanlarının bulunduğu bir kentte yerinizi bulmak için bir Hristiyan azizi ya da çile çeken bir derviş gibi dünyadan soyutlanmalısınız.

Düzyazının büyük ustası Falih Rıfkı Atay, Kudüs'te Birinci Dünya Savaşı'nda Cemal Paşa'nın emir subayı olarak bulunduğu dönemi, uzaktan görebildiğim Zeytindağı'nın adını taşıyan kitabında, imparatorluğun gücünü dile getirir:

‘‘Zeytindağı'nın tepesindeyim. Lut denizine ve Gerek dağlarına bakıyorum. Daha ötede, Kızıl denizin bütün sol kıyısı, Hicaz ve Yemen var. Başımı çevirdiğim zaman Kamame'nin kubbesi gözüme çarpıyor. Burası Filistin'dir. Daha aşağıda Lübnan var; bir yandan Süveyş kanalına, öbür yandan Basra körfezine kadar çöller, şehirler ve hepsinin üstünde bizim bayrağımız! Ben bu büyük imparatorluğun çocuğuyum.’’

* * *

ATAY, daha sonra 'Zeytindağı'nın yeni baskısına (1 Haziran 1956) yazdığı girişte; tarihin, sınırları, duyguları değiştiren kaderine değiniyor:

‘‘Şimdi Yahudi Kudüs'ün köşesinden, ta uzakta, büsbütün ormanlarda tepedeki beyaz hayaletini seyrediyorum. Şehrin Arap bölgesinde. Aramızda birbiri ile kanlı bıçaklı iki devletin yasakçıları var.’’

Yeni baskıdaki tanımı, bir edebiyatçının, bir şehri her halinde tasvirinin güzelliğini gösteriyor:

‘‘Bir Türk Kudüs'ü yoktu. Bir Arap Kudüs'ü var mıydı? Hayır. Ne Katolik, ne Ortodoks, ne de Yahudi Kudüs'ü! Kudüs haçlı alemli, Davut mühürlü sancaklar altında göze görünmez orduların sessizce alıp verdikleri bir yer.’’

Tarihin o şehre biçtiği hayatı, kimse değiştirecek gücü bulamamıştır.

İşte bu Kudüs'te, Osmanlı İmparatorluğu'nun 700. kuruluş yıldönümü dolayısıyla bir halı sergisi açıldı.

Açılıştaydım, gerçekten çok seçkin bir ziyaretçi topluluğu vardı.

Açılışta Kültür Bakanı İstemihan Talay, İsrail Kültür Bakanı ve Dışişleri Bakanı da vardı.

Osmanlı İmparatorluğu, siyasal egemenliğinin bittiği yerde, yaratıcı gücünü halılarla sürdürüyor.

* * *

RESMİN bir büyük ustasını burada analım. Marc Chagall'ı.

İsrail parlamentosunda Marc Chagall'ın renkleri yaşıyor. Bu yazıyı yazarken, Chagall'ın Kudüs Pencereleri'nden seyrediyorum dünyayı.

Ressamsız bir dünya ne kadar renksiz!



X

YAZARIN DİĞER YAZILARI