Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Kuddusi’yi maça çıkarmam

Bu kadar FIFA hakemin varken, Sivas-Trabzon gibi önemli maça Kuddusi niye? Çünkü Sivas maçı alsa, Beşiktaş’ın ilk 4’e girmesi de tehlikeye girecek.

GEÇEN hafta oynanan Trabzon-Sivas maçı, ligin sonunda play-off’u belirleyecek değerde bir maçtı. Penaltı oldu-olmadı. Ofsayt oldu-olmadı. Beni ilgilendirmez. Tartışırız. Ama rakibinin sırtına tekmeyi yapıştırırsan, bunun seni-beni olmaz. Yorumu olmaz. O sırada maç 1-0 Sivasspor lehineydi. Düşünün, Volkan Şen atılacak. Bu dakikadan sonra maçın bütün rengi ve şekli değişecek. Kuddusi’nin atmadığı Volkan, attığı golle maçın skorunu belirleyecek. Hatta sezon sonundaki ilk 4’ü... Bakınız, hakemlikte bu olay tuhaftır. Çok net söylüyorum. Futbol Federasyonu’nda etkili bir yerde görev yapsam, Kuddusi Müftüoğlu’nu bundan sonra Süper Lig’de maça çıkarmam. Bazı şeyler vardır, karar vereceksin ve uygulayacaksın. Bunu yaparsanız, büyürsünüz. Yapmazsanız, herkesin ağzına ciklet olursunuz. Tabii bir çift söz de MHK’ye... Bu kadar FIFA hakemin varken, bu kadar önemli maça Kuddusi niye? Çünkü Sivas maçı alsa, Beşiktaş’ın ilk 4’e girmesi de tehlikeye girecek. Bazı şeyleri söylemeye gerek yok. Hakemler akıllıdırlar. Durumdan hemen kendilerine vazife çıkarırlar.

Platini’ye oy vermek ya da vermemek

TÜRKİYE’de yargının en tepesindeki insan, yani Yargıtay Başkanı, Tahkim Kurulu Başkanı oldu. Daha sonra baktılar ki futboldan anlayan, doğru ve dürüst karar verebilecek Hasan Gerçeker, orada bazılarını rahatsız etti. İstediklerini yaptıramayacaklardı. Hemen yolladılar, yerine Engin Tuzcuoğlu geldi.
Engin Tuzcuoğlu’nun kendi sitesinde ve gazetelerdeki yazılarından taraf olduğu belliydi. Göreve gelince, hemen sitesini kapattı. Tahkim demek, futbolda Anayasa Mahkemesi demek... Olmamış çocuğa don biçmeyelim. Tamam ama biz değil de, o donu prova yapanlar var. Hayırlı olsun herkese... Biz, “İçerde bu işlerin üstünü böyle kapatıp halledersek, nasıl olsa Platini bize Avrupa’da ceza veremez” diyoruz. Sebebi de basitmiş. Platini, FIFA Başkanlığı’na aday olursa, ona oy lazımmış. Bu oyları da biz Türkiye olarak ona sağlarmışız. Eğer Platini bize ceza verirse, onu FIFA Başkanlığı için tehdit edermişiz. Eğer işler sonunda böyle olursa UEFA için de şu cümle geçerli olacaktır: “O da kartondan kaplanmış. Oy almak uğruna bazı değerleri satabilirmiş.” Bakalım, bekleyelim, görelim. Sonunda civciv mi çıkacak, kuş mu çıkacak?”

F.Bahçe’yi çok gergin gördüm

Son 4-5 yıldır, Fenerbahçe camiasını bir Galatasaray derbisinden önce ilk defa böyle gergin görüyorum. Hiç gereksiz beyanatlar veriyorlar. Ve konuşuyorlar. Galatasaray tarafı rahat... Futbol enteresan oyundur. Enteresandır ama şans genelde güçlüye göz kırpar. Ondan yana olur. Kim iyi hazırlanmışsa, futbolda o kazanır. Gerisi laftır. Burada önemli olan, hakemin dirayeti. Çünkü gergin bir maç oynanacak. Galatasaray alırsa, yalnız bu grup maçlarını değil, sonundaki Play-off’u da kesinlikle lider bitirir. Ama Fener alırsa, sarı lacivertlilerin de liderlikte şansı olur. Trabzon’la Beşiktaş’ı bu yarışta saymıyorum. Çünkü onlar hakemin omuz vermesiyle Play-off’a çıkacaklar herhalde... Arkadan itmeyle... Yoksa oynadıkları futbolla değil.

Şampiyonluk primi verildi mi?

BİLDİĞİM kadarıyla geçen futbol federasyonu, yani Mahmut Özgener ve ekibi, Fenerbahçe’nin geçen yılki şampiyonluğunu onayladılar. Peki Fenerbahçe Kulübü, futbolcularına ve teknik direktörlerine şampiyonluk primi verdi mi? Bildiğim kadarıyla vermediler. Öyle veya böyle Şampiyonlar Ligi’ne de gitmediler. Öbür taraftan dönüp Trabzon’a bakıyorsunuz, “Bize kupayı verin” diyorlar. “UEFA, bizi Şampiyonlar Ligi’ne çağırdı. Bizi şampiyon gördü” diyorlar.
Peki, her şey tamam. Yine bildiğim kadarıyla Trabzonsporlu yöneticiler, futbolcularına ve teknik direktörlerine şampiyonluk primi vermediler. Peki niye vermediler? Açıklama yapabilirler mi? Bakıyorsunuz, Türkiye’deki yöneticilerin hepsi döneri hep kendilerine kesiyorlar. Hani karşı tarafa? Esas emekçiye? Onlara nasihat. Bol bol yesinler.

Hükümet doğru karar aldı

HÜKÜMET çok doğru bir kararla, semt pazarlarını disipline ediyormuş, hatta kaldıracakmış. Son derece doğru bir karar. Çünkü o pazarlar, üreticiden veya köyden direkt tüketiciye mal satılan yerler değildir. Bütün pazarların yüzde 95’i, şirketlerin elindedir. Kamyonları gece yarısı kaçak sokarlar, birkaç etiket kullanırlar. Fatura canbazlığı yaparlar, büyük paralar kazanırlar ve vergi kaçırırlar. Onun için de ben Türkiye’deki pazarlara inanmam ve rağbet etmem.
Bir tek seyyar satıcılar hariçtir. Onlar, mümkün olduğu kadar düzgün mal alırlar. Makul fiyata satarlar. Çünkü malı aldıkları gün bitirmek mecburiyetindedirler. Ertesi güne mal bozulur. Onun için de, seyyar satıcılar her zaman tercih ettiğim gruplardır. Manavlar derseniz, onlar bir felakettirler. Ben onlara, ameliyathane diyorum. Süslerler, püslerler, inanılmaz fiyata satarlar.

X
YAZARIN DİĞER YAZILARI