Gündem Haberleri

GÜNDEM

    Küçük kentin büyük kahramanları

    Hürriyet Haber
    29.10.2008 - 11:07 | Son Güncelleme:

    Bundan yaklaşık 30 yıl önce Hazal ile başladığı yönetmenlik serüveni boyunca aralarında At, Murtaza, Su da Yanar, Mektup ve Balalayka'nın da bulunduğu filmlere imzasını atan Ali Özgentürk yeni filminin çekimlerini tamamladı. Son olarak 2004 yılında Kalbin Zamanı adlı filmini izlediğimiz Özgentürk, ekibinde tecrübeli oyuncuların yanısıra genç yeteneklere de yer verdiği yeni filmi Yengeç Oyunu'nda yine 'insanlık' ve daha çok da 'kadınlık' durumlarını anlatıyor. Özgentürk'le "Bütünüyle kadınların filmi oldu. Hep kadınlar, kadın hikayeleri var" dediği filmi Yengeç Oyunu- Adalet üzerine konuştuk.

    FİLMİN KAMERA ARKASINDAN GÖRÜNTÜLER

    Nazan Mengü

    - Bu filmin esin kaynağı nedir?
    - Bu filmin esin kaynağı bir gazete haberi. Tarihçi Halil İnalcık, Sabancı Üniversitesi'nde öğrencileriyle birlikte 15'nci yüzyılda gerçekleşen Osmanlı mahkemelerinin kayıtlarını inceleyerek bir çalışma başlattı. O zaman yaşayan insanların neden cinayet işlediğini, ne tür cezalar verildiğini, neden bu cezaların verildiğini inceleyen bir araştırmanın haberiydi bu. İki yılı aşkın bir süre önce yayınlanan bu haber ilgimi çekti. Buradan yola çıkarak bu filmin hikayesini oluşturdum.

    - Filmin temel hikayesi bu mu?
    - Filmin ana fikri Osmanlı dönemindeki bu mahkemeler değil. Ben filmimde olayları 20'nci yüzyılın başına taşıdım. Küçük bir olaydan yola çıkarak üniversite öğrencileriyle o olay arasında bir bağ kurmaya çalıştım.

    - Yengeç Oyunu- Adalet'i Eskişehir'e çektiniz..
    - Metropolde yaşayanlar küçük şehirlerdeki hayatı unutuyorlar. Aslında o küçük şehirlerde de kahraman gibi görünmeyen kahramanlar var. Büyük şehir hikayeleri yerine böyle küçük bir yerde yaşayan ve kuşaklar boyu trencilik yapan bir ailenin kızlarını ön plana alarak insanlık durumlarını anlattım.

    - Filmin konusu ilk bakışta polisiye bir öyküyü çağrıştırıyor.
    -  Polisiye bir olay yok filmde. Üniversite öğrencileri,  Asya adlı kahramanımızın başkanlığında beraat kararı çıkmış bir cinayet davası ve bu davanın taraflarıyla ilgili araştırma yaparken kendi hayatlarında olup biten değişiklikleri karşılaştıkları olayları, kısacası bu kahramanların insanlık durumlarını anlatıyor film.Üniversite öğrencileri araştırdıkları bu cinayetle neşeli bir oyun gibi ilgilenmeye başlıyorlar. İnsan merak eder ya. Niye birisi diğerini öldürmüş, sonuçta mahkeme neden beraat kararı vermiş. Bu davada adı geçen kişilerin akrabalarını bulalım gibi böyle bir oyunun içine giriyorlar. Olayların akışına kapılıyorlar. Ama birileri onları bu olayla ilgilenmesinler diye tehdit ediyor. Böyle bir gerilim oluyor.

    ASYA'NIN HÜZNÜ

    - Filmin kahramanı olan Asya'nın hüzünlü bir yanı var sanki.
    -  Kızın bir eşi var ama uzaklarda. Nerede olduğu bilinmiyor. Ona e mailler gönderiyor. Asya ise ailesiyle birlikte yaşadığı şehirde bir mücadalenin içine düşüyor. Kendiliğinden oluyor bu. Farkında olmadan bir mücadelenin içinde buluyor kendini. Ama o mücadele sırasında güçlü bir insan kişiliği çıkıyor ortaya.

    - Oyuncu kadrosunda kimler var.

    Küçük kentin büyük kahramanları

    Ayça İnci


    - Eskişehir'den çok sayıda genç oyuncu var kadroda. Asya karakterini Ayça İnci canlandırıyor. Bizimkiler dizisinden de seyircinin hatırlayacağı Ayşe Köklü ve Özcan Varaylı adlı oyuncular var. Ama ekibin geri kalanı Eskişehir'den seçildi.

    - Sinema deneyimi fazla olmayan oyuncularla çalışmayı neden tercih ettiniz. Bunun heyecan verici yanları olduğu gibi riskleri de olabilir.
    - Hepsi yetenekli çocuklardı. Çok sayıda aday arasından seçildiler. Tabi ki bazılarının ilk sinema deneyimiydi. Ama onları yönetmek de benim işim zaten. Yönetmenlik bir oyuncunun nasıl oynayacağını ona öğretmek değil oynayış biçimini rötuşlamak, revizyon yapmak, görünmeyen yanlarını görünür hale getirmek. Zaten benim işim de onların deneyimsiz olduklarını göz önünde tutarak daha uzun zaman ayırarak oyunculuklarına yardımcı olmaya çalıştım.

    - Görünüşe göre film, ana kahramanı Asya'dan da yola çıkarsak kadınları anlatan bir hikaye...
    - Bu filmin çok farklı katmanları var. Bunu da çekimi tamamladıktan sonra fark ettim. Bir üniversite öğrencilerinin laşadığı hayat, onların ilişkileri, hikayeleri var. Kuşaklar boyunca trencilim yapan bir taşra ailesinin hikayesi var. Bunların hepsi tek bir filmin içinde ama farklı katmanlar oluşturuyor. Bu filmin bütünüyle kadınların filmi olduğunu söyleyebilirim. Her bir kadın karakter kadındığı farklı bir halini temsil ediyormuş gibi bin yapı çıktı ortaya. Bu başta planlanmış bir şey değildi aslında.

    - Filmin bütçesi ne kadar?
    - Film 1 milyon dolara mal oldu.

    - Tanınmış oyuncular yerine genç bir kadroyla çalışmayı tercih ettiniz.
    - Tanınmış oyuncuyla film yapmak elbette iyi bir şey. Ama genel anlamıyla bakarsanız ülkemizde tanınmış sinema oyuncusu yok fazla sayıda. Var elbette ama onlar da başka yerlerde isimlerini duyuranlar. Tanınmış oyuncu dediklerimizin çoğu dizi oyuncuları.Sinemadan başka yerlerde tanınıp daha sonra sinemaya geçen yetenekli arkadaşlar var elbette. Bence en tanınmış sinema oyuncusu Şener Şen.

    MERAKSIZ VE KOLAYCI  BİR KÜLTÜR TÜKETİCİSİ VAR

    - Dizilerle adını duyuran oyuncularla çalışmak bir tür avantaj olabilir mi?
    - Bugün dizi seyircisi ile sinema seyircisi birbirinden tamamen ayrılmış durumda. Evden çıkmayan, kapalı bir hayat yaşayan dizilerle diyalog kuran bir kitle var. Bir de daha çok sokakta yaşayan ve sinemaya giden bir başka kitle. Eskiden sinema yoksulun eğlence aracıydı. Şimdi ise daha varlıklı kesimin eğlence aracı haline geldi. Bu durumda dizi seyircisinin de bu dizilerde izlediği oyuncuların filmlerine gitmediğini söyleyebiliriz. Bugün sinemaya giden kitlenin genellikle 25 yaş civarı olduğunu otaya koydu araştırmalar. Bu gençlerin de sevdiği filmler belli zaten.

    - Türk sinemasında son yıllarda çok sayıda film çekiliyor. Yönetmenler ve çektikleri filmler uluslarası alanda ödüller kazanıyor. Bunun sinemamıza gerçek anlamda bir hareket getirdiğini söyleyebilir miyiz. Bu seyircinin ilgisini attırıyor mu?
    - Bugün sinemamız çok önemli başarılar kazanıyor. Sözgelimi bir sinemacımız Nuri Bilge Ceylan Cannes'da önemli bir ödül aldı. Daha önce de almıştı. Ama nedense bu filmlere sadece  30 bin kişi gidiyor bütün Türkiye'de. Bu neden böyle oluyor diye kendi kendime sorduğumu hatırlıyorum. Bizim toplumumuzun böyle meraksız bir züppeliği var. Seyircinin böyle kolayçcı bir yanı var. Tam adını koyamıyorum. Merak edip gitsin o filme. Bugün Türkiye'de bir yıl boyunca 36 milyon sinema bileti kesiliyorsa bunun 100 bini böyle bir filmi merak etmez mi. Kültür tüketicisinin böyle tuhaf bir yanı var. Belki de genç insanlar sinema seyircisinin çoğunluğunu oluşturdukları için böyle bir filmin kendilerine yakın olduğunu düşünmüyorlar. Mesela bir sezonda 70- 80 film vizyona çıkacak. Bunların hangilerinin çok izleneceği de şimdiden belli.

    - Filmlerinizin kaç kişiye ulaştığı ne kadar gişe hasılatı yaptığıyla ilgili misiniz?

    Küçük kentin büyük kahramanları

    Ayşe Kökçü


    - Bir film tek başına film değildir. Seyirci olduğunda karanlık bir salonda gösterildiğinde bir sinema filmi varolur ancak. En deneysel çalışmalar yapan yönetmen bile seyircinin ve ödülün zevkinden vazgeçemez. Ben seyirciyi seven bir yönetmenim. 1980'de çektiğim Hazal, şimde tam ne kadar bilmiyorum ama Türk sinemasının en çok izlenen filmlerinden biri olarak tarihe geçti. Ama bir de şu var.  Filmimi elbette seyirciyle paylaşmayı seviyorum. Ama seyirci bunu sever şöyle yazayım, böyle çekeyim deyip her şeyi seyirciyi avlamak üzerine kuran bir yönetmen değilim. Bu da bir tarzdır, sinemanın zenginliğidir ama eğer bir hikaye beni çekmiyorsa ben o yolculuğun içine giremiyorum.

    Bizim bu anlamda ABD'de olduğu gibi sektör haline gelmiş bir sinemamız yok. Mesela Yeşilçam dönemi bir sistem sinemasıydı. Yönetmeniyle, yapımcısıyla, starlarıyla ABD sinemasının Türkiye ölçeğinde küçültülmüş bir örneğiydi. Şimdi ise bir çok sinemacı var ve herkes el yordamıyla film çekiyor. Bir çok girişimci yapımcı ve yönetmen var. Bunlar iyi şeyler aslında.

    BU FİLMİN ADINI SİZ KOYDUNUZ

    Ali Özgentürk'ün önümüzdeki mart ayında gösterime girmesi planlanan filmi Yengeç Oyunu- Adalet'in adını www.hurriyet.com.tr okurları belirledi. Türk sinemasında bir ilk gerçekleşti ve düzenlenen ankette en çok oyu alan Yengeç Oyunu filmin adı oldu.

     

     

     

    Etiketler:
    

    EN ÇOK OKUNANLAR

      Sayfa Başı