Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Küçük burjuvanın muhteşem dönüşü

Beyaz Türk, çaktırmadan aydınları yaftalamak için kullanılan bir sıfata dönüştü. Gelin mazisine tur yapalım.

Yeni yetmeliğimizde solcu ağabeyler ve ablalar gıcık oldukları tiplere “küçük burjuva” derdi.
Biraz “onun bunun çocuğu” der gibi olurdu bunu söylerken yüzleri.
Hani eski Türk filmlerinde bir klişe vardır: Şımarık zengin çocukları parti yapıp İngilizce pop dinleyerek eğlenirler, filmin esas oğlanı fakir ve gururlu gençse onlara uzaktan, mağrur gözlerle bakar.
Gözlerindeki “seni yeneceğim İstanbul!” diyen Orhan Gencebay’ın bakışıdır.
Arabesk şarkıcılarının filmlerinde de esas oğlana “hallenen” bir küçük burjuva kızı olur hep. Yılmaz Güney’in “Arkadaş” filmindeki Melike Demirağ misali.
İşte o “küçük burjuva” günümüzde “Beyaz Türk” olarak nüksetmiş bulunuyor.
“Beyaz Türk” lafını icat edip yaygınlaştıranlara baktığımızda da zaten eski solcuları görüyoruz.
Bu iyi niyetli solcular 90’larda İslamcılarla “diyaloğa” girdiler. Bu arada epey bir kavram alışverişi oldu. Sonuçta “Beyaz Türk” sözü de İslamcılar’ın literatüründe kaldı.
Onlar da bugün kendilerinden olmayan herkese “Beyaz Türk” demeye bayılıyorlar. Elemanın neresi beyaz, ekmeğini nasıl kazanıyor, dünya görüşü ne, yok bunların önemi.
Sanırsınız Güney Afrika’da Boer’lere bayrak açmış maden işçisi siyahlar konuşuyor.
Niyet, aydını itibarsızlaştırıp milletle irtibatını koparmak. Aksi takdirde hırsla istedikleri iktidara ve dünya nimetlerine ulaşamayacaklarını sanıyorlar.
Sanıyorlar ki ciplere, yatlara ve katlara ulaşmalarına “beyaz” dedikleri o elemanlar engeldir.
Bilmiyorlar çünkü; herkesin öyle şeylerde gözü yok. Birkaç iyi kitap, Akdeniz kıyısında bir yudum rakı ve sevgilinin varlığı yeter arif olana. İşte buna kafaları bir türlü basmıyor.

Fransa’da doğdu kankamız oldu

Tarihten midir, siyasetten mi bilinmez, “Frenk”le aramız limonidir  öteden beri.
Ne Piyer Loti’nin İstanbul güzellemeleri giderebilmiştir bunu ne de Jöntürkler’in Paris hikâyeleri.
Erdoğan’ın “Türkiye’ye Fransızsınız!” demesinin ardında böyle bir birikim var.
Tabii Sarkozy’nin sık sık Avrupa Birliği yolumuza takoz koymasında da...
Bu “ahval ve şerait” içinde Pascal’ın gönlümüze taht kurması içime su serpiyor. Demek ki futbol ve şov dünyası önyargının atomlarını parçalayabiliyor bazen.
Yine de kendisiyle tanışmış taksicinin sözlerini duyunca güleyim mi bilemedim:
“Abi görsen Fransız demezsin, öyle tatlı bir adam!”

İncir  Çekirdeği

Cuma günü “aklı selim sahibi insanlar” yerine “aklı selim insanlar” demişim. Uyaran okurlara teşekkürü borç bilirim.

X

YAZARIN DİĞER YAZILARI