"Sedat Ergin" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Sedat Ergin" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Sedat Ergin

Krizi hangi hatalar doğurdu

Sedat ERGİN

Hükümet-ordu ilişkilerinde bugünkü gerilim noktasına nasıl gelindi? Bu sorunun yanıtını tek bir faktörle açıklayabilmek mümkün değil.

Yanıtın içinde, uzun zaman süresine yayılan bir birikimin yanı sıra, yanlış anlamalar, vehim, üslup hataları, diyalogsuzluk gibi pek çok faktör yer alıyor. Bu faktörlere son aşamada siyasi hesaplar da eklenince, altan alta sürmekte olan sıkıntılı, sancılı bir ilişki, birden açık gerilime, çatışmaya dönüştü.

Hükümet cephesine göre, bu noktaya gelinmesindeki en önemli faktörlerden biri, ordunun hükümetin icraatına çok fazla müdahil olduğu yolundaki kanaat.

Hükümet cephesine göre bunun en somut örneği, İsrail Savunma Bakanı İzak Mondehay'ın Tahran'daki İslam Konferansı'nın başladığı gün askerlerin inisiyatifiyle Ankara'ya davet edilmesi.

Bu tür sorunlara karşılık, hükümet-ordu ilişkileri yine de yeni yıla kadar bir krize dönüşmeden yumuşak bir zeminde seyretti.

Havanın bozulmasındaki önemli dönemeçlerden biri, hükümetin irticanın üzerine gitmek konusunda yeterince kararlı davranmadığı yolundaki izlenimin asker kesimde pekişmesi oldu.

Günlük raporlarda irticai olayların sayısında önemli bir artış vardı. Askerler, rahatsızlıklarını hissettirmeye başladılar.

Bu arada, Fethullah Gülen'in tehdit olup olmadığı konusunda askerlerle hükümet açıkça ters düştüler.

Geçen ayki MGK toplantısında irtica ile mücadelenin yöntemi konusunda Başbakan Mesut Yılmaz ile Genelkurmay Başkanı İsmail Hakkı Karadayı arasında geçen tartışma, büyüme eğilimine giren bir krizin habercisiydi.

Mesut Yılmaz'ın türban konusunda İstanbul Üniversitesi Rektörü Prof. Kemal Alemdaroğlu'nu uyarması, askerlerin bakışında bir başka dönüm noktası oldu.

İrtica tehdidinin tanımlanması ve mücadele yöntemi konusunda belirginleşen anlaşmazlığın kontrol edilemez bir seyre girmesi, Karadayı'nın görev süresinin uzatılacağı yolundaki bir haberin basında çıkmasıyla patlak verdi.

Karadayı'nın bu yönde bir talebi yoktu. Ancak hükümet, bu haberi bilinçli bir sızdırma olarak algıladı ve bir planın askerler tarafından kendisine empoze edilmeye çalışıldığı vehmine kapıldı.

Başbakan Yılmaz'ın yakın çevresi, bu yönde yayılan haberlerin arkasında Genelkurmay İkinci Başkanı Çevik Bir'in olduğuna inanıyordu. Bu inanca göre, Çevik Bir şahsi ihtirasları nedeniyle hükümetin üzerine gidiyordu.

Bu noktada Karadayı'nın görev süresinin uzatılmasıyla ilgili haberleri zamanında yalanlamaması, vehmin boyutlarını artırdı.

Komplo teorileriyle de desteklenen bu düşünce tarzı, Başbakan Yılmaz'ın kurmaylarını ordunun irtica konusunda hükümetin üzerine gelmesinin arkasındaki temel nedenin Çevik Bir olduğu gibi bir zanna itti.

Hükümetin ANAP kanadı, irtica konusundaki kararlılığın aslında Türk Silahlı Kuvvetleri'nin üst kademesinde ortaklaşa paylaşılan kurumsal bir tutum olduğu olgusuna itibar etmedi.

Oysa Karadayı, görüştüğü pek çok nüfuzlu kişiye ‘‘Genelkurmay adına yapılan her şey benim bilgim dahilindedir, olay yanlış değerlendirilmesin’’ mesajını veriyordu.

İşler bu şekilde talihsiz bir seyre girerken, Yılmaz ile Karadayı arasındaki diyalog mekanizması tam olarak işlemiyor, taraflar birbirleriyle daha çok aracılar üzerinden konuşuyorlardı.

Gelinen son noktada, Yılmaz, uzun dönemli siyasi hesaplarını da yaparak bilinçli bir tırmandırma stratejisine yöneldi. Tiflis, bu stratejinin ilk adımıydı.













X