"Ertuğrul Özkök" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ertuğrul Özkök" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ertuğrul Özkök

Kriz iki Felipe Gonzales yarattı

<B>BU </B>satırları yazdığım dakikalarda Cumhurbaşkanı <B>Sezer,</B> Bankalar Kanunu'nu henüz imzalamamıştı.

Doğrusu geçenlerde Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü'nün bir açıklaması içime kurt düşürmüştü.

Sözcü, Bankalar Kanunu'nu kastederek, ‘‘IMF, Türkiye Cumhuriyeti kanunlarına saygı göstermeli’’ demişti.

Acaba bu, kanunu onaylamayacağının sinyali miydi?

Cumhurbaşkanlığı bunun psikolojik zeminini mi hazırlıyordu?

Dün bu konuyu hükümetin önde gelen bir ismine sordum.

‘‘Size Çankaya'dan gelen sinyaller nedir? Cumhurbaşkanı kanunu geri çevirebilir mi?’’

GEMİ DEVRİLİR

Konuştuğum bakan, kesin bir ifadeyle şunu söyledi:

‘‘Geri çeviremez. Çünkü çevirirse geminin devrileceğini çok iyi biliyor.’’

Bu sözlerden, Çankaya'dan sağlam bir sinyal aldığı anlamı çıkıyor.

Hepimiz artık Çankaya'ya hákim olan zihniyeti çok iyi tanıyoruz.

Çünkü Cumhurbaşkanı Sezer, önceki iki cumhurbaşkanının aksine ‘‘business minded’’, yani ‘‘işadamlığı zihniyetine’’ sahip değil.

Ne yapacağı belli olmaz.

Ona karşılık Başbakan Bülent Ecevit, giderek ‘‘business minded’’ bir devlet adamlığına doğru gidiyor.

Bundan bir süre önce ortaya bir iddia attım.

‘‘Galiba Başbakan Ecevit'e özel bir bakım yapıldı’’ dedim.

Gerçekten de Ecevit'in fiziki performansında belirgin bir gelişme var.

Bugün bir gözlemimi daha aktarmak istiyorum.

Başbakan Ecevit'in ‘‘yönetim kabiliyeti’’nde de çok belirgin bir değişim var.

Washington ziyareti bunun en iyi ispatıydı.

Bu gözlem sadece bana da ait değil.

Washington'a giden heyete bakın.

Orada bundan çok değil daha iki ay önce Ecevit'e, ‘‘Artık bu ülkeyi yönetemiyorsunuz. Bırakın gidin’’ çağrısı yapan meslek kuruluşlarının temsilcileri vardı.

Dönüş yolunda uçaktaki bu aynı insanların kesin görüşü şuydu:

‘‘Ecevit, 2004'e kadar bu hükümetin başında kalmalı.’’

İtiraf edelim ki, bundan bir süre öncesine kadar çoğumuz benzer görüşleri paylaşıyorduk.

Bu hükümetin ve özellikle de Ecevit'in artık gitmesi gerektiğini söylüyorduk.

Hatta bu talep Türkiye sınırlarını aşıp, Avrupa'ya kadar bile uzanmıştı.

Bir İspanyol yetkilisinin bunu demeç haline getirdiğini bile görmüştük.

Şimdi nasıl oluyor da Ecevit böylesine şaşırtıcı bir performans gösteriyor?

Bana göre bunun cevabı açık.

Ecevit, Türkiye'yi yöneten ve geliştiren gerçekleri çok iyi öğrendi.

POZİTİF SİYASET

Türk soluna hákim olan ‘‘negatif siyaset’’ zihniyetini, ‘‘pozitif’’ istikamete çevirdi.

Ama en önemlisi, yaşadığımız derin ekonomik kriz, ona ekonomik hayatın en katı gerçeklerini gösterdi.

Benim iddiam şu:

Bu kriz, Türkiye'ye iyi bir başbakan kazandırdı.

Hoşgörülü, ekonomik gerçekleri bilen, iş dünyası ile barışık, sosyal sorunların bilincinde, uluslararası ve bölgesel sorunları sakin şekilde idare eden bir başbakan.

Bu, siyasetin son yıllardaki en büyük simya mucizelerinden biridir.

Son bir nokta.

CHP Genel Başkanı Deniz Baykal'ın da giderek ekonomik konulara açık bir siyasetçi haline geldiğini belirtmeliyim.

Yani, ekonomik kriz Türk solunda biri yaşlı, öteki daha az yaşlı ikiFelipe Gonzales yarattı.

Boş koltuğun sadece iki adayı varmış

DÜNKÜ boş koltuk yazımdan sonra Sosyal Demokrasi Vakfı Başkanı Ercan Karakaş bir bildiri yayınladı.

Karakaş, yeni parti kurulmasında çalışan kişilerden biri.

‘‘Herkes o koltukta ben oturmalıyım diye düşünüyor’’ sözlerime katılmadığını belirtiyor.

‘‘Böyle düşünen kişi sayısı bir-ikiyi geçmez’’ diyor.

Bildiriden sonra kendisiyle konuşup, lider olmak isteyen ve boş koltuk formülüne yol açan o bir-iki kişinin kim olduğunu sordum.

Tam sayısıyla iki kişiymiş.

Biri Murat Karayalçın, öteki ise Fikri Sağlar'mış.

Şimdi onlardan bir açıklama bekliyorum.

Eğer onlar da Karakaş gibi, ‘‘Bizim ille de lider olmak gibi bir şartımız yok’’ derlerse, boş koltuk formülüne gerek kalmadan masaya oturabilirler.
X