Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Kriz ekmeği vurmadı

Pınar Unlu Mamülleri

Zahit Özdemir

1966 yılında manavlıkla esnaflığa başlayan ve 1986 yılından bu yana da unlu mamüller işi yapan Zahit Özdemir, manavlık yaptıktan sonra ortağından ayrılıp Seyranbağları’nda ekmek bayiliği açmış. Diğer iş seçeneklerine nazaran daha az sermayeye gereksinim duyulduğu için unlu mamüller satışını tercih ettiğini söyleyen Özdemir, kuru pasta, poğaça, börek, ekmek, tatlı ve gevrek çeşitleri satıyor.

Özellikle mahalle sakinlerine hizmet verdiğini ifade eden Özdemir, esnaflığa başlama hikayesini ve yaşadıklarını şu cümlelerle anlattı:

12 yaşından beri esnaf

Esnaflığa 12 yaşında çırak olarak başladım. Biz okuyamadık ama bizim okulumuz da esnaflık sanatı oldu. Esnaflıktan kazandığım parayla çocuklarımı okuttum. İkisi de üniversite mezunu oldular. Oğullarımdan biri bankacı, diğeri de öğretmen oldu.

Temel gıda olduğu için

Ekonomik krizin bizim yaptığımız işe tam anlamıyla yansıdığını söylemek çok da doğru olmaz. İşlerimizde genel anlamda büyük düşüşler yaşanmadı. Sattığımız mamüller, temel gıda maddelerine yönelik olduğu için kriz ortamından etkilenmedik demek yanlış olmaz. Çünkü burada zaten en çok sattığımız ürün ekmek. Onu da insanlar zaten temel gıda maddesi olduğu için almak durumundalar.

En çok ekmek satıyoruz

Sabahları; poğaça, börek gibi kahvaltılık ürünler daha çok satılıyor. Onun haricinde de insanlar özel günlerinde ya da beş çaylarında yemek için kuru pasta alıyor. Günün hemen her saatinde de ekmek satıyoruz. Ünlü müşterilemiz arasında bir kaç yıl öncesine kadar Erman Toroğlu vardı. Sporcu Ünal Karaman, bazı dizi oyuncuları ve televizyon yöneticileri ünlü müşterilerimiz arasında bulunuyor.

Mahalle sakinleri ailemiz gibi

Müşteri kitlemizi genelde mahalle sakinleri oluşturuyor. Pek fazla yabancı müşterimiz de yok. Mahalle sakinleriyle artık içli dışlı olduk, aileden biri gibiyiz. Bir komşumuz, akrabamız bizim için neyse müşterilerimiz de artık bizim için aynı değeri taşıyor.

Bu işin tadı tuzu kalmadı

Başkent kuru temizleme

Yılmaz Aydın


1983 yılından beri Seyranbağlarındaki kuru temizleme dükkanını işleten Yılmaz Aydın, kuru temizlemeciliğe baba mesleği olarak başlamış. Aydın, esnaflığa başlama hikayesini ve yaşadıklarını şöyle ifade etti:

Çocuk denebilecek bir yaşta babamın dükkanında küçük işlere yardım ederek başladım. Babamla uzun yıllar birlikte aynı dükkanda çalıştık. Mesleği öğrendikten sonra, şimdi çalıştığım bu dükkanı amcamdan devralıp kuru temizleme işine devam ettim. Ailece bu mesleği yapıyoruz demek yanlış olmaz.

Yılların verdiği tecrübe

Kullandığımız makinalar ve temizleyiciler eskiden kullandıklarımızla aynı. Yeni teknolojiye ayak uyduramadık ama sonuç itibarı ile yapılan iş ve temizleme kalitesi aynı. Makina ve ilaçlardan çok yılların verdiği tecrübemiz var. Bu işe başlarken 25 yaşındaydım şimdi 50 yaşına geldim. Genelde mahalleliye hizmet verirdim. Ama buradan taşınanlar oldu memur olanların tayinleri başka yerlere çıktı kısacası bu işin tadı tuzu kalmadı.

Mağdur olan hep biz olduk

Yaklaşık 15 yıl önce iş yerinde yangın çıktı. Büyük miktarda maddi zarara uğradık. Bu durumdan faydalanmak isteyen insanlar da oldu. Örneğin bir müşterinin üç kuruş etmez pantolonunu dükkan yandıktan sonra gelip fazlasıyla para istedi. Pantolonum ya da takımım çok kaliteli bir markaydı bu zararımı karşılayacaksınız diyen fırsatçılar oldu. Fakat biz müşterilemizi mağdur etmemek için tüm zararlarını fazlasıyla karşıladık. Sigorta şirketi de hak ettiğimiz parayı tam olarak ödemedi. Yine mağdur olan biz olduk.

Krizi yüzde 100 yaşıyoruz

Ekonomik krizi tam anlamıyla yaşıyoruz. Kriz bizi yüzde 100 oranında etkiledi demek yanlış olmaz. En bariz örneği, eskiden ayda üç takım elbise getirip temizletenler, şimdi ayda bir gömlek bile getirmiyor. Siftah yapamadan kapattığımız günler oluyor artık. Bir oğlum askerde o da gelince dükkanı kapatmayı düşünüyorum. İkinci nesil kuru temizlemeci olmama rağmen artık bu işi devam ettiremeyeceğim. Oğlum askerden geldikten sonra da artık o dönemki şartlara göre dükkanın kapısına kilit vurmayı düşünüyorum. Baba mesleği olduğundan dolayı kuru temizlemecilikten başka iş yapmayı da düşünmedik işin aslı. Keşke o dönemin imkanları elverseydi de bir avukat bir doktor olarak çalışabilseydik. Bu işi artık severek yapıyorum diyemem. Ama devam etmek zorundayız bu saatten sonra yapacak başka bir işimiz yok.
X