Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Kriz döneminde mirası reddetmenin avantajı

MİRASIN reddi, sevimsiz bir konu ama bilinmesi gerekiyor.Ekonomik krizin de etkisiyle, intihar olayları arttı.<br><br>İnsanın silahla ya da başka bir yola başvurarak yaşamına son vermesi, tüyler ürpertici bir olay.

Belli ki intihar eden kişi bir an öyle bir noktaya geliyor ki, geride kalanların maddi ve manevi perişanlığını bile düşünmeden, ölümü kurtuluş olarak görüyor.

Krizin de etkisiyle derinleşen ekonomik sorunlar, ödenmeyen borçlar, karşılıksız çekler, protesto edilen senetler, arka arkaya gelen ya da gelecek olan hacizler, bunu yaşayanlar için her gün adeta ayrı bir ölüm oluyor.

Vücudunun kimyası bozuluyor ve ciddi bir hastalığın ortaya çıkmasına ya da var olan hastalığın hızla ilerlemesine neden oluyor. Adeta ölüme gidiş hızlanıyor...

Arkada kalan gözü yaşlı eş ve çocuklar, bir de ölen kişinin alacaklıları ile boğuşuyorlar. Geride kalanlar zaten perişan durumda.

Üstüne üstlük, ödenmesi imkansız borçlar, ayrı bir ölüm oluyor.

Bazen de baba ya da anne ile çocukları, yıllardır görüşmemiş oluyorlar. Ölüm halinde de baba ya da annenin mal varlığı ve borç durumlarını bilemeyebiliyorlar...

BİR KOLAYLIK

Ölen kişinin bıraktığı borçların, miras kalan malların değerinin çok üzerinde olması halinde, mirasçılara tanınan bir kolaylık var.

Medeni Kanun’un (MK) 605 ve 606. maddeleri uyarınca, mirasçılar ölüm tarihinden itibaren üç ay içinde mirası reddedebilirler (Gerçek red).

Miras, bu süre içinde reddedilmediği takdirde, ölenin (miras bırakanın) borcu, mirasçılara geçmektedir. Çocukların medeni hakları kullanma (fiil) ehliyetine sahip olmadıkları durumda, yasal temsilcileri (örneğin annesi) vasıtasıyla miras reddedilebilir.

Bir de hükmen (hükmi) ret var. Buna göre; ölüm tarihinde miras bırakanın ödemeden aczi açıkça belli veya resmen tespit edilmiş ise, miras reddedilmiş sayılır (MK Md. 605/2).

"Mirasın hükmen reddi" için ayrıca dava açılmış olması veya mahkemeye beyanda bulunulması şart değildir. Mirasçılara karşı alacaklıların açtığı davalarda, mirasçılar tarafından def’i olarak (borca batık olma nedeniyle miras bırakanın borçlarından kaçınılmak istendiğinin) ileri sürülmesi de yeterli görülmektedir (Yargıtay, Hukuk Genel Kurulu Kararı, 16.4.2008 Tarih ve E.200/4-332, 2008/336).

AYLIK BAĞLANABİLİYOR

Mirasçıların mirası reddetmeleri, ölen kişiden eş ve çocuklarına bağlanabilecek dul ve yetim aylığının da reddi anlamına gelmiyor.

Mirasın reddedilmesi durumunda, mirası reddeden eş ve çocuklara, aylık bağlanması yönünden yasal bir engel yok.

Mirasın reddi sonucu, mirasçılar hem borçları ödemekten kurtulmakta, hem de ölen kişiden kendilerine aylık bağlanması gibi bir haktan yararlanabilmektedirler.

Başka bir anlatımla hem borçtan kurtulup hem de aylık almak suretiyle "bir taşla iki kuş" vurabiliyorlar.

BAŞVURU NEREYE YAPILACAK?

Mirasın reddi konusundaki başvurunun, miras bırakanın son ikametgahının bulunduğu yerdeki sulh hukuk mahkemesine yapılması gerekiyor.

Mirasın reddi, kayıtsız ve şartsız olmalı. Miras reddedildikten sonra, mirasçı bu beyanından kural olarak dönemiyor. Ancak hata, hile ve ikrah (korkutarak zorlama) hallerinden biri mevcut ise beyandan dönmek mümkün olabiliyor.
X