Kritik faiz hamlesi için tarih verdi

Emek Kaplangil / hurriyet.com.tr
03.05.2011 - 16:28 | Son Güncelleme:

Ekonomi çevrelerinin son günlerde neredeyse tek gündem maddesi olan Türkiye'nin cari açık sorununa reçeteyi, Boğaziçi Üniversitesi Ekonomi Bölümü öğretim görevlisi Prof. Dr. Burak Saltoğlu yazdı. Hem içerideki hem de dışarıdaki son gelişmeleri konuştuğum Saltoğlu, Merkez Bankası'nın faiz artırımına son silah olarak baktığını ve bu hamlenin 2012'ye dahi sarkabileceğini öngörüsünde bulundu.

Küresel piyasalardaki son gelişmeleri de değerlendiren Saltoğlu altında yön yukarı derken, euro/dolar paritesinde ise 1.50'nin üzerinin geri dönüş riskini önemli oranda artırdığına dikkat çekti. 

 

Merkez' Bankası'nın cari açığı azaltmak için uyguladığı ‘alışılmışın dışındaki’ politikayı temelde doğru bulduğunu ifade eden Saltoğlu, bunun sadece Banka'nın hamleleriyle sonuca ulaşamayacağı uyarısını da yaptı.

 

Saltoğlu, "Merkez bankasının hedefi sıkılaştırma yönünde doğru. Kötü dizayn edilmiş diyemem ama kendi başına cari açığı azaltmaya yeterli değil. Ekonomide sıkılaştırmaya faydası belli bir gecikmeyle olacaktır. Ancak, tek başına cari açığı çözmek Merkez Bankasına bırakılmayacak kadar zor bir süreç. Merkez Bankası bunu tek başına sadece kredi kanallarını sıkılaştırarak yapmayı amaçlarsa çok uzun zaman alır, belki de sonuca ulaşamaz" dedi.

 

 

Emek KAPLANGİLhurriyet.com.tr

 

MERKEZ YALNIZ BIRAKILMIŞ GÖRÜNÜYOR

 

'Burası laboratuar ortamı değil' diyen Saltoğlu Merkez'in politikasının yan etkilerini kontrol etme şansının bulunmadığını, dolayısıyla bunun ekonomi bürokrasisiyle yapısal kararların da bir uzantısı olarak topyekun düşünülmesi gerektiğini belirtti. Saltoğlu, "Merkez sanki yalnız bırakılmış gibi görünüyor" tespitinde bulundu. 


ÖNEMLİ BİR DETAY ATLANIYOR

 

Saltoğlu'na son günlerde ekonomistlerin daha yüksek sesle dile getirdiği, "Neden bu politikanın sonuçları görülmüyor, Merkez'in önlemleri işe yaramıyor mu" sorusuna ise şu açıklamayı getirdi:

 

"Munzam arttığında kredi maliyetini yukarı çekiyorsunuz. Ancak, diğer taraftan piyasadaki faiz oranının MB'nin yüzde 6.25'lik faiz oranının çok üstüne çıkmasına engel olmak için likidite sunuyorsunuz. Faiz koridoru dediğimiz konu da bu, teknik bir konu ancak piyasada yanlış anlaşılan tarafı var. Deniyor ki, siz karşılıkları artırdınız ancak diğer taraftan kredi musluklarını açtınız, o zaman ne değişti? Hiç bir şey değişmedi, o nedenle de etkili olmayacak diyenler var. Ancak bu teknik olarak iki neden dolayı doğru değil.”

 

Saltoğlu  şöyle devam etti:

 

“Birincisi, Banka yüzde 6.25'i hedeflemiş. Munzam karşılıkları artırarak piyasadan 38 milyar TL çekmiş. Bu likiditeyi çektiğinizde arz - talep nedeniyle piyasada faizlerin yükselmesi beklenir. Banka diyor ki benim hedefim belli ben bunu yüzde 8'lere, yüzde 9'lara çıkarmam. Ne yapacaksınız o zaman; piyasa işlemlerine para sunacaksınız. Banka, bu amaçla da geçen hafta 11 milyar dolarlık likidite sağladı. Ama bunu bir hafta vadeli olarak verdi. Normal şartlarda bu kaynak mevduattan alınsaydı, en az üç ya da dört ay bankaların elinde kalacaktı.

Vadenin kısalmasıyla kredi verme daha da zor hale geliyorr. Çünkü elinizde her hafta yenilemeniz gereken bir kaynak var, bu nedenle en azından altı, yedi kere daha fazla faiz riski alırsınız.Bu, Bankacılık Düzenlemek ve Denetleme Kurumu'nun (BDDK) yönetmelikleriyle de çelişen bir nokta. Bunun etkisi zamanla görülecek. Birinci olarak gecikmeye neden olan nokta bu.

 

İkinci olarak da BDDK'nın likidite yönetmeliği gereği, para piyasasından aldığınız fonlamayla, mevduatta aldığınız fonlamayı aynı yere koyamıyorsunuz, bu nedenle haftalık aldığınız likiditeyi krediye döndürme şansı çok zayıf. Şu anda kredi verme çok kârlı olduğu için bu devam ediyor ama bir noktadan sonra maliyetli olacağından faizler de daha maliyetli hale gelecektir."

 

ETKİLERİ TEMMUZ YA DA AĞUSTOS'TA GÖRÜLÜR

 

Bu teknik detayın atlanarak değerlendirme yapıldığına vurgu yapan Saltoğlu, sıkılaştırma hedefinde yolun tamamen yanlış olmadığını ama bu iki nedenden dolayı etkinin ortaya çıkmasının zaman alacağını belirtti.

 

Saltoğlu, yeni üç ve altı aylık mevduatlar döndükçe munzam etkisini daha bariz olarak hissedileceğini, Nisan'dan itibaren üç ya da dört aylık bir süre hesaba katıldığında Merkez'in hamlelerinin etkisinin Temmuz veya Ağustos ayında görülebileceği tahminini yaptı.

 

SEÇİMDEN SONRA MERKEZE DESTEK ŞART

 

Ancak, Saltoğlu tek başına bu önlemlerin tüketici tarafındaki etkilerinin ise daha fazla zaman alacağını vurgulayarak, Merkez'in bu hamlesine seçimden sonra hem hükümet hem de diğer kurumlardan desteğin gelmesini şart olduğunun altını çizdi.

 

İŞTE CARİ AÇIĞIN REÇETESİ

 

Saltoğlu desteğin BDDK, Hazine ve Maliye tarafından gelmesini beklediğini belirtti ve Merkez'in cari açığın azaltma politikasının başarıya ulaşılması için kurumların yapabileceği diğer önlemleri ise şöyle sıraladı:

 

MERKEZ BANKASI:

 

- TL dışındaki yabancı para yükümlükleri biraz daha artırılması.

 

- Diğer bazı yabancı para yükümlülükleri için karşılıkların artırılması. (Özellikle swap enstrümanlarının giriş ve çıkışının daha maliyetli hale getirilmesi)

 

- Likidite sunarken daha temkinli davranıp, dengeli olarak miktarın azaltılması. 

 

BDDK:

 

- Verilen kredilere göre karşılık ayarlaması. İthalat ve ihracat için kullandırılacak kredilerde karşılık oranlarının, ihracat lehine ayarlanıp farklılaşmaya gidilmesi.

 

- Kendi adına ikinci ya da daha sonraki konutunu almak isteyen tüketicilerden istenen peşinat miktarının artırılması.

 

- Bankaların sermaye oranlarının konut ve tüketici kredileri tarafındaki ağırlığında değişikliğe gidilmesi.

 

- Bankaların daha likit kalmaları alınacak diğer önlemler.

 

MALİYE

 

- İthalatı zorlaştıracak önlemler.

 

- Banka Sigorta Muamele Vergisi (BSMV) gibi bazı vergilerin artırılması.

  

HAZİNE

 

- İşler iyi gittiği takdirde; borçlanma planında tahvil talebinin azaltılması. 

 

MERKEZ FAİZ SİLAHINI SONA SAKLIYOR

 

Saltoğlu, Merkez Bankası'nın yeni Başkanı Erdem Başcı'nın geçen hafta yaptığı açıklamadan da faiz artışını mümkün olduğunca ertelemek istedikleri sonucunu çıkardığını belirtti. Enflasyon beklentisini Banka tarafından çok korkutucu seviyede olmadığını belirten Saltoğlu, bu algının tezini güçlendirdiğini savundu.

 

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın enflasyon ile faiz arasındaki farkın sıfır olma vurgusunu hatırlatan Saltoğlu, bunun da faiz silahın mümkün olduğuca geç çekileceğine önemli bir işaret olduğunu belirtti.

 

Saltoğlu, "2011 sonu olur, 2012 başı olur ama anladığım kadarıyla Banka mümkün olduğu kadar topu taca atmak istiyor" ifadesini kullandı.

 

AMAÇ G20 VE KREDİ NOTU

 

Saltoğlu ile söyleşimizde yaptığı bir diğer ilginç tespit de; hükümetin hem G20 üyeleri arasında elini güçlendirme hem de not artırımı için kredi derecelendirme kuruluşlarını ikna etme hedefini Merkez'in politikaları üzerinden yürüttüğü oldu.

 

Saltoğlu, "Hem daha geç, hem de daha minimal faiz artırımlarıyla Türkiye'den para çıkışını önleyecek bir strateji uygulanmak isteniyor. Bunun birkaç nedeni var birincisi G20 tarafında; krizden iyi çıktık biraz daha global politikada yer alalım deniyor ve öncü bir davranış sergilenmek isteniyor. Çin ve Brezilya bir şeyler yapıyor, biz de boş değiliz mesajı verilmek isteniyor. Hükümetin, bunu Merkez Bankası'nın üzerine yıkmakla beraber sonrasında bir aşamada destek olacağını da düşünüyorum... Hükümet burada rüştünü ispatlamak istiyor" dedi.

 

Saltoğlu, cari açık tarafında hükümetin son dönemdeki söylem değişikliğinin de kredi derecelendirme kuruluşlarını, not artırımı için ikna etmede, net sonuçlar ortaya konmasını gerekliliğinin anlaşılmasına bağladı.

 

Saltoğlu, bu nedenle seçimden sonra Merkez'in politikalarına destek geleceğini de ifade etti.

 

BÜYÜME DEVAM EDER

 

Türkiye'nin cari açığına rağmen en büyük avantajının kamu borç seviyesi tarafındaki iyi görünümü olduğuna dikkat çeken Saltoğlu, bu bozulmadığı takdirde iniş ve çıkışlara rağmen Türkiye'nin büyümesini devam ettireceğini öngördü.

 

Cari açığın temelde, bir ülkedeki tasarruflar ile harcamalar arasındaki bağı gösteren bir muhasabe problemi olduğunu belirten Saltoğlu, bu sorunun ortadan kaldırılması için uzun vadede önlemler alınmasına dikkat çekti.

 

Yüzde 13 olan tasarrufla yaratılan iç kaynağın, ithalat yoluyla dışarı transfer edildiğini, ihracatla elde edilen net kaynağında da dış girdinin fazlalığı nedeniyle düşük kaldığına dikkat çeken Saltoğlu, bu şartlarda cari açığın kaçınılmaz olduğunu belirtti.

 

UZUN VADELİ REÇETE

 

Saltoğlu, "Bu şartlara mecbur muyuz? Hayır. Bu şartları değiştirmek için bir şey yapıyor muyuz? Maalesef onda da, hayır. Merkez'in yaptığı geçici önlemler... Türkiye'nin eğitime, Ar-Ge'ye önem vermesi, net ihracat kanallarını açması, tasarrufa önem vermesi gerekiyor" dedi.

 

Saltoğlu, seçime yaklaşılırken ne iktidar ne de muhalefetin uzun vadede bu sorunu ortadan kaldıracak önlemleri derinlemesine konuştuğu değerlendirmesini de yaptı.

 

ALTINDA YÖN YUKARI

 

Küresel ekonomiye yönelik de önemli değerlendirmelerde de bulunan Saltoğlu, ABD Merkez Bankası'nın (Fed) kolay para politikasını devam ettireceğini bunun da doları baskı altına aldığını, altın ve benzeri emtia ürünlerine olan talebin devam edeceğini ve yönün yukarı olduğunu öngördü.

 

Saltoğlu, "Doların, diğer para birimlerine karşı yönü en azından yukarı değil... Bu durum, bizimki gibi nispeten riskli varlıklara olan ilgiyi de azaltmıyor. Yüzde 0.25 ile borçlanıp burada yüzde 8.25 ile borç verdiğinizde, yüzde 8 nominal getiri elde ediyorsunuz, bu az bir kâr değil. Doların düşüşü de göz önünde bulundurulduğunda yüzde 8'i ülkesine götüren bir fon yöneticisine kimse başarısız diyemez" dedi.

 

DOLAR 'KERHEN' REZERV PARA

 

Saltoğlu, doların bu gidişine rağmen alternatifsizlik nedeniyle 'kerhen' de olsa, rezerv para birimi olma özelliğini koruduğunu belirtti. İki sene önce euronun önemli bir alternatif olduğunu ifade eden Saltoğlu, son yaşanan Avrupa krizinden sonra bu şansın kaybolduğunu, piyasanın şimdi altını bunun yerine koyduğunu ancak likidite ve taşınabilirlik sorunu nedeniyle doların yerini almasının zor olduğunu belirtti.

 

Altının onsunda 100 ile 150 dolarlık bir artışın daha muhtemel olduğunu savunan Saltoğlu, euro/dolar paritesinde ise 1.50'nin üzerinin kritik olduğunu ve bu seviyenin üzerinden geri gelme riskinin daha yüksek olduğunu savundu. Saltoğlu, paritedeki hareket marjı için 1.20 ile 1.50 arasını gösterdi.

 

ekaplangil@hurriyet.com.tr

Etiketler:


EN ÇOK OKUNAN HABERLER

    Sayfa Başı