Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Kredi kartı yasası yetersiz

<B>DEVLET </B>Bakanı <B>Abdüllatif Şener’</B>le BDDK’nın kredi kartlarıyla ilgili olarak hazırladığı yasa taslağını tartıştık. <br><br>Bence taslak delik deşik.

Bir ihtiyaç olduğu kesin ama ihtiyaç duyulan yasa bu mu orası kesin değil.

Yasa en önemli ‘boşluklardan’ biri olan faizlerle ilgili bir düzenleme yapıyor.

Faizlerin ne zamandan itibaren başlayacağını belirliyor.

Bazı bankaların yaptığı gibi harcamanın yapıldığı günden değil, ödemenin geciktirildiği günden itibaren faiz uygulanacak.

Bu önemli.

Ama bankaların kredi kartı taksitlendirmelerine uygulayacağı faize bir sınırlama getirmiyor.

Oysa bugün bankalar yüzde 3.5 ile yüzde 8.5 arasında değişen faizler uyguluyorlar. Bakan Şener’e ‘Bu kadar taksit ve bu kadar belirsiz faizler tüketiciyi yanıltmıyor mu?’ diye soruyorum.

Bakan ‘Ekonominin aktörleri ekonomik gerekçeleri göz önünde bulundurup ona göre hareket etmeli’ diyor.

Yani kredi kartı kullanıcılarının taksitin lehe mi aleyhe mi çalıştığını görmeleri gerektiğini, kredi kartı seçerken de kartı veren bankanın uyguladığı faiz oranlarını hesaplayarak buna göre seçim yapmalarını öğütlüyor.

İyi de bunu yapacak olan kim?

Türkiye’de anlı şanlı holding patronları bile bu konuları hesaplamakta güçlük çekiyorlar.

Hasbelkader bir kredi kartı alıp hayatını kolaylaştırmak isteyen Ayşe Teyze bunu nasıl hesaplayacak.

Tabii şunu da unutmamak lazım.

BDDK’nınki sadece bir tasarı. Bu hükümete ve komisyona gidecek.

Bunu tartışmakta fayda var. Çünkü son şeklini bu tartışmalardaki ‘akıl ve mantık’ düzeyine göre alacak.

Bırakın da yaşayalım

YILLAR önce bir yazı yazmış, Hürriyet’in yazı işlerindeki ‘ağabeylerimi’ kızdırmıştım. Gazete yöneticilerinin yaşları ilerledikçe gazetelerde sağlık haberlerinin arttığını, Hürriyet’in de bundan nasibini aldığını söylemiştim. Hürriyet’in açtığı bu yolda şimdi tüm gazeteler ilerliyor.

Her tarafta sağlık, sıhhat ve özellikle ‘gençlik’ haberleri.

Son günlerin ‘idolü’ ise Ertuğrul Akbay.

Benim çocukluğumun ‘yakışıklı’ muhabiri şimdilerin ‘hormonlu ihtiyarı’ olmuş.

Ama tabii ihtiyar demeye bin şahit. Bir süredir de ‘nasıl genç ve formda’ kaldığını Hürriyet’te tefrika ediyor. Okudukça gülüyorum.

Çünkü bana sorarsanız Ertuğrul Akbay hepimizle ‘dalgasını geçiyor’.

Genç mi kalacaksın?

Git Kaf Dağı'nın ardına bilmem ne amca ile konuş yaşa.

Sonsuz gençliğin sırrına mı ermek istiyorsun.

Yallah Hindistan’a, Hint fakiri ol.

Yani bir anlamda ‘Benim gibi olamazsınız’ diyor, çünkü hiçbirimizin kalkıp oralara gitme ve bunları yapma ihtimali yok.

De ki, kafayı bozduk gittik.

Yine Akbay’dan öğrendiğimiz kadarıyla oralarda kabul görmek de kolay değil.

Sadece Akbay mı?

Her yerde bir sağlık, bir cinsel performans muhabbetidir gidiyor.

Sabah’ta birisi ‘Sigarayı bıraktım artık yatakta süperim’ diye yazmış.

Okuyor, tövbe estağfurullah diyorum.

Hıncal Ağabeyimiz zaten başlı başına bir fenomen.

Osman Müftüoğlu ve ona özenen bir grup beslenme ve sağlıklı yaşam uzmanı.

Gazete mi okuyorum, sağlıklı yaşam dergisi mi, cinsel hayat ansiklopedisi mi artık karıştırıyorum.

Bunları ciddiye alsam sabahtan akşama abuk sabuk ne buldumsa yiyeceğim, ya vitamin komasına gireceğim, ya obez olacağım, ya da zafiyet geçireceğim.

Yahu acıyın bize.

Ne zaman sofraya otursam gün boyu okuduklarım vicdan azabı gibi üzerime çöküyor.

Yeter yahu..

Dedem 90 küsur yaşında ‘kaza sonucu’ öldüğünde her sabah tereyağını ekmeğe sürer, inciğin iliğini yerdi. Ama eminim ki, gazetelerin sağlık köşeleri o zaman var olsa adam yeme içme stresinden 70’ini zor görürdü.

Avrupa’da başarı vizyondur, para değil

KANAL D’de Türkiye’nin boşa yaptığı yatırımları anlatan bir dizi haber yayınlıyoruz.

Ben de, başka yazar dostlar da değindiler.

Dizinin adı ‘Havaya Savrulan Trilyonlar’.

Kimi bir liman, kimi bir yol, kimi bir spor salonu, kimi bir havalimanı.

Sonuç getirmeyen, bir işe yaramayan büyük yatırımlar.

Haber merkezindeki arkadaşlar dizinin dünkü bölümünü getirdiler. Başlık ilginçti: ‘Havaya savrulan trilyonlar, bölüm 80: Fenerbahçe’

Aramızdaki Fenerbahçeliler dahil hepimiz güldük. Ama aylar önce bu köşede yazmıştım.

Fenerbahçe’nin bugünkü yönetim anlayışı ve vizyonuyla Avrupa’da başarılı olması mümkün değil diye.

Benim Alex’le ilgili yazımı ‘gayet iyi hatırlayan’ Fenerbahçeli dostlarımın bu yazıyı hatırlamamalarına doğrusu şaşıyorum.

NE ZAMAN ADAM OLURUZ?

Sadece işimize gelen şeyleri hatırlamakla yetinmediğimiz zaman.
X