Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Kravatlı yılbaşı

<B>YARIN </B>yılbaşı... Hayat bu, işte göz açıp kapayıncaya kadar geçiveriyor.<br>

Üçüncü milenyumun ilk senesini de geride bıraktık.

Yok yok, hafta içinde yazdıklarım yeter, öyle 11 Eylül kahpeliğinden ya da savaş ve barış teorilerinden söz ederek pazar pazar keyif kaçıracak değilim...

Yeni yılınız kutlu olsun ve 2002 mutluluk getirsin, hepsi o kadar !

*

O kadar da, belki yarın öğleden sonra dışarıya çıkarsınız.

Tamam, miladi takvim dönüşümünü kutlamak alafranga malafranga ama işte bir kere adet olmuş... Zaten, eğer kendi hesabıma konuşursam, tıpkı doğum günleri gibi bana yaşlandığımı fena halde hissettirdiğinden, benim tındığım yoktur.

Ancak, ilke olarak söz konusu kutlamaya asla ve asla karşı değilim.

Dolayısıyla, tahmin ederim ki, sizler az biraz alışveriş yapacaksınız

*

‘BU kriz zamanı ne alışverişi be adam, anamızın bellendiğini görmüyor musun’ demeyin, hiç görmez olur muyum ? Ötesi, bizzat yaşamıyor muyum ?

Fakat, tombala başında atıştırılacak bir avuç leblebiyi şöyle en taze kavrulmuşundan tarttırtmak bahanesiyle siz yine de bir dışarı çıkın...

Çıkın ve Boğaz iskelelerine palamar atan ‘Sahilbent’ vapuruymuşçasına, o kaldırım senin, bu kaldırım benim, bir mağazadan başka mağazaya alabanda edin.

Hem ışıkların yakamozunda pırıldarsınız; hem de, şuna baktın diye kira isteyecek halleri de yok ya, vitrin yalamak bedava...

En azından göz banyosuyla yıkanır ve yeni yıla pür-i pak girersiniz.

Üstelik, ne bileyim ben, camekandaki tılsımlı kravat birden sizi çok cezbedebilir ve yılbaşı hediyesi olarak dokunamasanız da tasalanmayın, tenzilat mevsimi gelip cebiniz biraz para gördüğü takdirde, eğer kadınsanız kocanıza, nişanlınıza, sevgilinize; erkekseniz de kendinize almaya söz verebilirsiniz...

*

KRAVAT dedim da, işte tam cuk oturdu ! Sevgili Edip Emil Öymen lütuf buyurup bana ‘Mithat Collection’un bir gusto şaheseri olarak yayınladığı ‘Erkek Giyiminin Görsel Dili: Kravat’ adlı kitabı göndermiş ki, okuduğumda hem sonsuz keyiflendim, hem hayretlere düştüm, hem de doğrusu biraz bozuldum.

Neden keyiflendiğimi uzun uzadıya anlatacak değilim... Zira dediğim gibi, boyunbağının ilk tarihçesinden kumaştaki desenlerin dil ve çağrışımına, sayfalar öylesine dört dörtlüktü ki, bilmediğim pek çok şeyi oradan öğrendim.

Zaten de hayretim bundan kaynaklandı. Örneğin, kravatın Çin'den çıkmış olduğundan hiç haberim yoktu. Meğersem, ordu üniformalarında kullanılırmış...

Oysa, kitapta fotoğrafı yer alan o kilden asker heykellerinin bizzat sahicilerini daha geçen yıl Şian şehrinde temaşa ede ede bir hal olmuştum.

Demek ki öküz trene bakar gibi ve alık alık seyretmişim...

Sonra, kravatın 17. asırda Hırvatlar aracılığıyla Avrupa'ya yayıldığını da bilmiyordum. Zaten bir ihtimal, kelimenin etimolojik kökeni oraya uzanıyormuş.

Fakat bilhassa, ‘Erkek Giyiminin Görsel Dili: Kravat’ kitabını okuyunca, bayağı bayağı bozuldum...

*

BOZULDUM, çünkü ben ki, şimdilerde pek takmasam dahi yine de gardrobunda elli - altmış kravat bulundurmak ve bunların lisanını aksansız konuşmakla az biraz övünürdüm, aslında ne kadar cahilmişim !

Tamam, Anglosaksonların ‘ascot’, Fransızların da ‘plastron’ dediği ve şimdilerde ancak düğünden bayrama takılan demode türün varlığını veya, eh fakirin mülkiyetindekilerin de dörtte üçünü oluşturan o canım çizgili kravatlarda Amerikalıların ve İngilizlerin farklı diyagonaller kullandığını; bendenizin tercih ettiği ‘orta üst sınıf’ Yeni Dünya stilinin ise ‘preppy’ diye tanımlandığını biliyordum ama, ya gerisi? Sıfıra sıfır, elde var sıfır!

Özellikle de, bağlama şekillerinde kelimenin tam anlamıyla ‘hanzo’ymuş.

‘Medeniyet yuları’mı (!) evvel emirden beri bir ‘kolay düğüm’, iki ‘çift düğüm’ ve üç, ‘neo klasik düğüm’le bağlarım. Başkasını beceremem.

Oysa, Büyük Britanya kralından yadigar ‘Windsor düğüm’; biraz farklısı, ‘yarım Windsor düğüm’; Amerikan usulu ‘shelby düğüm’; melezleme cinsi ‘free style düğüm’; geçen yüzyıldan miras ‘çapraz düğüm’; çık çıkabilirsen işin içinden, ‘diyagonal düğüm’ de mevcutmuş...

Bunları bazen başkalarının yakasında görüp kıskansam bile, kendim hiç atmadım. Daha doğrusu, atamadım.

Zaten daha sonra, tarzları şematik fotoğraflarla da gösteren kitabı yanıma alıp aynanın karşısına geçtim ve kendi boynumda denemeye çalıştım.

Kah başardım, kah başaramadım...

Her halükarda, velev ki kendim takıp takıştırıp yarın akşam lokantalarda, balolarda, barlarda sürtecek olmayayım, şu yılbaşı arifesinde göz gustomu ve estetik beğenimi olgunlaştıran bir şeyler öğrenmeme fırsat tanıdığı için hem Edip'e, hem de ‘Mithat Collection’a dua ve teşekkür ettim.

Yeni yılınız en parlak ve en zevkli kravatların yakamozlarında ışıldasın!
X