"Yonca Tokbaş - Kelebek" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Yonca Tokbaş - Kelebek" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Yonca Tokbaş - Kelebek

Kralın yeni elbisesi

Bir varmııış, bir yokmuş. Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde, “Güzel ve yalnız bir ülkede”, kibirli mi kibirli bir kral yaşarmış...

Kralın aklı fikri, zenginlikle ve kendini herkesten daha önemli ve güçlü hissetmekle meşgulmuş.
Kralın bu konuda zaafı olduğunu bilen iki terzi, “sadece akıllı insanların görebileceği” bir kumaştan elbise tasarladıklarını söyleyerek, kendi ceplerini doldurmak üzere işe koyulmuşlar.

Uzunca uyduruk uğraş,
bolca uyduruk prova ve cebe indirilen onca helal(!) para sonunda, krala aslında ortada olmayan elbiseyi sunmuşlar.
Kral elbiseyi görememesine rağmen, aptal durumuna düşmemek için,
elbiseyi göremediğini söyleyememiş.
Terzileri cömertçe ödüllendirip aklınca akıllı olduğunu da tescil etmiş.

Kralın etrafı da maalesef kendi gibi insanlardan ibaretmiş. Kral bu insanları özene bezene seçermiş. Kralın üzerinde elbise melbise olmadığını hepsi görse de, kimse sesini çıkarıp da söylememiş.
Kral da, etrafındaki insanlar da, kendilerini akıllı sanıp durumu kurtardıklarını zannederken, kendilerini ne kadar zor duruma düşürdüklerini hiç farkedememiş.

Hiç kimse, “gerçekte ne gördüğünü” söyleyecek kadar yürekli;
Hiç kimse doğruları söyleyecek kadar “saf ve temiz” de değilmiş.

Bir süre sonra kral halka haber saldırtmış. Yeni kıyafetiyle halkını selamlayıp gövde gösterisi yapacakmış. Halk merak içinde hazırlanıp sokaklara yayılmış. Halk, elleri havada kralını karşılamaya zaten dünden şartlıymış.

Gözleri gerçeklere kapalı, yalanlarla yaşamaya yıllardır alışıklarmış.

Kral önlerinden “aslında” çırılçıplak geçmeye başlayınca, halk önce biraz duraksamış; ama yine de çabuk “toparlamış”. Halk, “akıllı” olduğunu kanıtlamak istercesine, çılgınca kralını alkışlamaya başlamış.

Kral zevkten dört köşe, sağdan sola salınırkene...
Orada bulunan bir çocuk, kralın yanına kadar gidip hınzırca gülümseyerek var gücüyle çığlığı basmış:
“Kralın elbisesi yoook! Kral çıplaaak!”

Halk o dakika ayılmış.

Evet, Kral aslında çıplakmış.

***

Peki sizce halk bununla yüzleşince ne yapmış?
Masal bize orasını anlatmamış.
Masal,
Okuyanların, en az o çocuk kadar akıllı ve yürekli olduğunu varsayıp kendilerine bir ders çıkarmalarını ümit ederek sonlanmış.

Masal bitmiş.
Herkes mışıl mışıl uykuya dalmış.

Yonca
“Uyanık”

Tavsiyeci dip not: Bu masal 9 Eylül 2008’de Hürriyet.com.tr deki yazımda yayımlanmıştı. Aradan bunca zaman geçti, yazı hala manidar ve anlamlı. Bu ara Andersen' in masallarını okuyun kesin. İnsanı düşündürüyor. Bu masaldaki o “cesur çocuk” var ya mesela, o çocuklardan aramızda var mı acaba?

Yasaklar Yasaklar Yasaklar

Zeki Alasya-Metin Akpınar’ın bir zamanlar “Yasaklar” oyunu vardı.
Kapalı gişe oynardı.
Bir skeçte çocuk şarkısı olan “Minik Kelebek” sansüre takılırdı. Masum şarkı kabusa dönerdi. Aklıma geldikçe güler(d)im.
Biz yasaklarımızla dalga geçerdik eskiden.
Şimdi dalgasını geçmek bile yasak oldu.
Neden?

Yonca
“antipaketik”

X