« Hürriyet.com.tr

Kraliçelerin köyü Obidos

Kimilerine göre Portekiz’in yedi harikasından biri. Kimilerine göre, vişne likörü ve çikolatasıyla lezzet cenneti. Kraliçelere düğün armağanı olarak verilen Lizbon’un kuzeyindeki 10 bin nüfuslu kasabaya okurumuz Erdoğan Özen gitti, izlenimlerini yazdı.

Hürriyet Haber
X

Dağarcığımıza attığımız hoş lezzetlerle Lizbon’dan ayrılıp, 85 kilometre ötedeki Obidos’a doğru yol alıyoruz. A8 otoyolundan ilerlerken sıkılmaya fırsat bulamıyoruz. Çünkü yumuşak tepeler, tatlı virajlarla ilerleyen yol, her an önümüze keyifle seyrettiğimiz manzaralar sunuyor. Bahar geliyor, ortalık yeşillenmeye başlamış. Öyle kocaman ovalar yok. Küçük Portekiz köyleri, bağlar, meyva bahçeleri, okaliptus ormanları, yumuşak eğimli, alçalan yükselen, dalgalı tepeler üzerine yerleştirilmiş. Artık üretim fonksiyonunu kaybetmiş olsa da, tepelerdeki yel değirmenleri, nostaljik görüntüleriyle yol keyfimizi artırıyorlar. Yel değirmenleri işlevlerini yitirirken onların yerini devasa rüzgar jeneratörleri almış. Hangi yöne bakarsanız bakın mutlaka birkaç dev pervane görebiliyorsunuz.
Yaklaşık bir saatlik yolculuğun sonunda işte karşımızda... Bir tepenin üzerine gerdanlık gibi yerleştirilmiş surların içinde, yosunlu, kırmızı kiremitli evleriyle Obidos…

TARİHİ TAŞ SOKAKLAR BEGONVİLLİ EVLER

Meyva, hamur işleri, el işlerini satan köylülerin renkli tezgahlarının önünden geçerek Obidos’un kapısına geliyorsunuz. Kale surlarına açılmış, içi mavi seramiklerle kaplı, görülmesi gereken, revaklı bir kapıdan giriliyor köye.
Obidos’un ana caddesi de bu güzel kapıdan başlıyor: Rua Direita.
Cadde dediysek gözünüzde büyütmeyin. Arnavut kaldırımlı, araç girmeyen bir taş sokak bu.
İki yanında, birkaç katlı, beyaz badanalı, kapı ve pencere söveleri genellikle taş, değilse sarı veya lacivert boyalı, çingene kiremitli pek hoş binalar var. Pencerelerin kenarına asılmış toprak saksılardaki çiçekler sokağın güzelliğini arttırıyor. Sokaklara kişilik veren bir başka ayrıntı beyaz duvarlara yapışarak büyümüş, kocaman begonvil ağaçları.
Obidos’un bayrak renkleri sarı ve lacivert. Onun için köy içinde beyaz badana üzerinde dekoratif olarak özellikle bu iki renk kullanılmış. Rua Direita ana cadde olduğundan, binaların ilk katları bir uçtan diğer uca hep dükkan. Bu küçük, sevimli dükkanlarda öyle hoş, öyle renkli objeler buluyorsunuz ki sadece 500 metre uzunluğundaki Rua Direita’yı 2 saatte filan katedebiliyorsunuz. Hatıralıklar, hediyelikler, şarap ve likörler, Portekiz horozları, renkli seramik ürünler, elişleri iki adımda bir, sizi bir dükkana davet ediyor. İşte merakla girdiğimiz bu dükkanlardan birinde, arkamızdan “Ay, burada da mı” diye bir ses duyuyoruz. Arkamıza döndüğümüzde 2 Türk‘le karşılaşıyoruz. Biz de onlara “Burada da mı” diye cevap verip gülüşüyoruz. Erasmus projesiyle Porto Üniversitesine gelmiş iki genç. Güzel sanatlar öğrencisiymişler. 5 aydır buradaymışlar. Bu hafta sonunu, pek methini duydukları Obidos’u görmeye ayırmışlar.

SURLARDA YÜRÜYÜN

Köyün karış karış bizatihi kendisinin dışında, Obidos’ta çeşitli tarihlerde yaılmış küçük tarihi kilise ve şapeller, bugün bir han-otel olarak işletilen kale de ilginizi çekebilir.
Ama Obidos’ta mutlaka yapmanız gereken şey, köyü çepeçevre saran, yaklaşık 1,5 km uzunluğundaki surların üzerinde yürümek. Panoramik olarak göreceğiniz kent, yeşil tepelere serpiştirilmiş köyler, tarlalar, bağlar, meyve bahçeleri eminim sizin de hoşunuza gidecektir…

Ortaçağ festivali temmuzda

Çevre köylerde meyvecilik yaygın. Bolca vişne bahçesi var. Hatta kalenin Araplardan alınması sırasında Kral Dinis ve askerleri de, vişne ağacı kamuflajıyla surların dibine kadar görünmeden gelmiş. Obidos’ta içebileceğiniz en özel içki de meşhur vişne likörü “Ginja do Obidos”. Rua Direita üzerinde küçük çikolata kaplar içinde 1-2 Euro’ya ikram edilen vişne likörleri göreceksiniz. Tadına bakmalısınız. Likörü için, kadehi de yiyebilirsiniz…
Çikolata deyince, baharda Çikolata Festivali düzenleniyor. Yaklaşık 200 bin ziyaretçi çeken festivalde yarışmalar, kurslar düzenleniyor. Biz festivale rastladık. Sokaklardaki çikolata adam ve kadınların gösterileri görmeye değerdi.
Temmuzda, ziyaretçilerin, ortaçağ atmosferini teneffüs edebildiği, kıyafetleri, şövalyeleri, atlı turnuvaları, şenlikleri ve müzikleriyle, renkli bir ortaçağ festivali yapılıyor Obidos’ta…

400 yıl Araplar yönetti

MÖ 308’de Kelt’ler tarafından kurulan, sonra Roma ve Vizigot dönemleri yaşayan Obidos, 710’larda Magribi Arapların eline geçmiş. Araplar da burasını daha güvenli bir hale getirmek için dağın tepesine kale yapmış. 400 yıla yakın süre Kuzey Afrikalı Müslüman Arapların hakimiyetinde kalan Obidos, 1148’de Portekiz’in ilk kralı I. Afonso Henriques tarafından Araplardan alınıp Portekiz topraklarına katılmış.
1282’de Kral Dinis, Aragon’lu Izabel’le burada evlenmiş. Yeni kraliçe “adeta tac üzerinde bir mücevher” dediği Obidos’u öyle beğenmiş ki, kral düğün hediyesi olarak Obidos’u kraliçeye armağan etmiş. Sonra da bu bir gelenek olmuş ve 1834’e kadar her kral, Obidos’u bir düğün hediyesi olarak kraliçelere vermiş… Bu yüzden Obidos için “kraliçelerin köyü” diyorlar. Hatta bazıları için burası Portekiz’in 7 harikasından biri…

Kaynak:

Seyahat HaberiSeyahat Haberi
Japonya'nın ilginç hayalet şehri
Seyahat HaberiSeyahat Haberi
16 kişinin yaşadığı Avrupa'daki ilginç köy!
Seyahat HaberiSeyahat Haberi
Avrupa'nın en ucuz tatil yerleri
Karadeniz
Hem yemekleri hem doğası şahane şehir: Trabzon
Seyahat HaberiSeyahat Haberi
Sinop'ta Roma dönemine ait mozaikler bulundu
YazYaz
Salda Gölü'nü bu yaz 250 bin kişi ziyaret etti