"Mehmet Y. Yılmaz" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Mehmet Y. Yılmaz" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Mehmet Y. Yılmaz

Kraliçe Rania ile bir öğle yemeğinin düşündürdükleri

’NE Şam’ın şekeri, ne Arabın yüzü’ diye bir deyim var. Bu sözün ortaya çıkmasına neden olan tarihsel ve toplumsal durumlar bir yana bırakılırsa şunu söylemeliyim ki bu tür ırkçı çağrışımlardan hiçbir zaman hoşlanmadım.

Dün öğle Ürdün Kraliçesi Rania için Arzuhan Doğan Yalçındağ tarafından verilen bir yemek davetine katıldım. Gerçekten son derece zarif ve güzel bir hanım olan Kraliçe Rania ile el sıkışırken bir an için aklımdan bu söz geçti. Bu sözü ilk kim söylediyse Rania ile tanışmasını isterdim aslında.

Yemek, Ortaköy’deki Esma Sultan Yalısı’nda düzenlenmişti. Bu yalı yanıp bir harabeye dönüştükten yıllar sonra işini gerçekten çok iyi bilen ama adını bilemediğim bir mimar tarafından İstanbul’a yeniden kazandırıldı.

Yalının ayakta kalabilen kırmızı tuğlalı taş duvarlarının içine cam ve çeliğin mükemmel bir bileşimiyle adeta ikinci bir bina yapılmış. Geçmiş ve geleceğin birbirinden beslenip, birbiriyle ayakta kalabileceğini düşündürten bir bina.

Görebildiğim kadarıyla Kraliçe Rania, Türkiye’de gerçekten ilgiyle karşılanan bir konuk. Yemekteki kimle konuşsam söz dönüp dolaşıp Kraliçe’nin zarafetine ve güzelliğine geldi.

Rania’ya bakarken, aslında birçok benzerine rastlayabileceğimiz bir kadının sıradan güzelliğinin neden bizleri bu kadar etkilemiş olabileceğini de düşündüm.

Sanırım bunun nedeni, yazının başındaki sözde de ifadesini bulan bir önyargıyla ilgili.

Kafamızda öyle bir Arap imajı var ki Rania bu imajın içine sığmıyor. "Yüzüne bakılamayacak Arap" imajı, Alias dizisinin Sydney Bristow’u kılığında karşımıza çıkınca şaşırıyoruz. Bu şaşkınlık, bizi derinden etkiliyor, kişiliğini bir kenara bırakıp güzelliğine odaklanmamıza yol açıyor.

Ve ister istemez aklımıza ülkemizde Arap olmaya özenenlerin kılıksızlığı geliyor, gereksiz kıyaslamalar yapılıyor, hatta "laik" sonuçlar bile çıkarılabiliyor.

Kim bilir bunda belki de çocukluğumuzda kafamızın içine sokulan "iyi kalpli güzel prenses" fikrini özlüyor olmamızın da rolü vardır. Diana’nın ölümüyle fark ettiğimiz bir durumla sanki yeniden karşı karşıya gibiyiz.

Rania’ya böyle bir misyon yüklemek ne kadar doğru olur bilmiyorum ama sanırım kültürü, zarafeti ve güzelliğiyle, dünya televizyonlarının haber bültenlerinde boy gösteren kirli sakallı, korkunç görünüşlü Müslüman Arap imajı ile mücadelede önemli bir rol oynayabilir.

Hiçten hiçlik doğar

SANIRIM en büyük erdem, insanın ağzından çıkanı kulağının duyabilmesi olmalı.

Eğer ağzınızdan çıkan sözün ne anlama geldiğini anlayamayacak durumdaysanız, kim olursanız olun, hangi büyük mevkilere gelmiş olursanız olun, hangi okulları bitirirseniz bitirin bir "hiç"ten başka bir şey olamazsınız. Ve ünlü sözdeki gibi "hiçten, sadece hiçlik doğar".

Samanyolu Televizyonu’na çıkan Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, HAMAS’çıların ziyaretiyle ilgili olarak yapılan eleştirilere üzülüp üzülmediği sorulunca şöyle demiş: "Üzülmedim, öfkelendim." Ve eklemiş: "Türkiye’de basının yabancı servislerin, diplomatların manipülasyonlarına açık olduğunu görüyorum."

Yani HAMAS’ın Türkiye’ye davet edilişini doğru bulmayanlar (aralarında ben de varım) ve bunu gazetelerinde yazanlar, bu görüşlerini yabancı servisler ve diplomatlardan etkilenerek yazmışlar!

Abdullah Gül’ün bu sözlerini ciddiye almıyorum. Dediğim gibi "hiçten sadece hiçlik çıkabiliyor"!

Ve öyle görünüyor ki Dışişlerimiz, insan aklını zorlayan komplolara inanan bir siyasetçiye emanet.

Allah sonumuzu hayretsin!

Kurtlar Vadisi’ni eleştirmek

KURTLAR Vadisi’nin yapımcıları, bir televizyon kanalında "Kuzular Vadisi" adıyla yayınlanan Kurtlar Vadisi parodisine çok kızmışlar. Parodide yer alan sanatçıları ve yapımcısını bu nedenle mahkemeye vereceklermiş.

İddia ne kadar doğru bilmiyorum; ama yine bir televizyon kanalında Kurtlar Vadisi karşıtı görüşlerini açıklayan bir sunucunun da işine son verilmiş. İddiaya göre söz konusu kanal gelecekte Kurtlar Vadisi’ni yayınlayacağı için yapımcıların isteğini kıramamış ve sunucuya yol vermiş!

Doğruluğuna ihtimal vermek istemiyorum; ama bu iddia gazetelere de yansıdı ve aksine bir açıklama yapıldığını da görmedim.

Dizinin yapımcılarıyla bir yemekte tanışmıştım. Bende öyle tahammülsüz insanlar izlenimi de uyandırmamışlardı. Espri yetenekleri olan, yaratıcı ve yerinde duramayan insanlar izlenimi edinmiştim.

Ama bu yazılanlar doğruysa bir "ağabey" olarak onları uyarmalıyım.

Eleştiriye tahammülsüzlük doğru bir şey değil. Bu insanı büyütmez. Daha çok gençler ve önlerinde bu piyasada yapabilecekleri çok işler var.

Yapılan her eleştiriden kendimiz için dersler çıkarmayı bilebilecek olgunluk düzeyine gelemezsek sonunda etrafımızdaki herkesi "düşman ajanları gibi" görmeye başlarız.

Ve bu mutlak yalnızlık anlamına gelir ki, başarının pırıltılı dünyası geride kaldığında ne demek olduğu daha iyi anlaşılır!
X