Spor Haberleri

« Hürriyet.com.tr
MENÜ

Kral Midas'ın mezarında kim yatıyor?

Anadolu’nun en ilginç geçmiş krallarından, tiyatro oyunlarına ve filmlere konu olan Midas’ın yattığı sanılan Gordion’daki mezar, babasına ait olabilir...

Hürriyet Haber
SON GÜNCELLEME
Ankara yakınlarında bulunan Gordion’daki (Polatlı, Yassıhöyük Köyü) mezarın ünlü Kral Midas’a ait olmadığı kesinleşti. Science dergisinde yayımlanan araştırmaya göre, Amerikalı ve Avrupalı tarihçiler ve arkeologlar yeni tarihleme yöntemleriyle Tunç ve Demir Çağı Orta Doğu ve Ege bölgeleri tarihini daha büyük bir kesinlikle belirleme olanağına kavuştu ve Midas’ın mezarı konusunu aydınlığa kavuşturdular.

Babasına mı ait?

Cornell Üniversitesi’nden arkeolog Dr. Peter I. Kuniholm, daha önce belirlenen en eski tarihlerden 22 yıl daha geriye gitmek gerektiğini söyledi. Bu durumda Orta Anadolu’da Gordion’daki mezarın üzerindeki tarihin yaklaşık İÖ 740 olması gerekiyor.

Asur metinlerine göre Midas, Frigya’ya 718’den sonra kral oldu. Bu durumda, boyu 53 metreye çapı üç yüz metreye ulaşan mezarın, Midas’ın babasına ya da büyükbabasına ait olduğu düşünülebilir.

Cenaze töreni yemeği

Öte yandan Pennsylvania Üniversitesi’nden araştırmacılar iki yıl önce mezardan çıkan kirli tabak ve çanaktaki kalıntıları inceleyip bunların Midas’ın cenaze yemeğinde yenilip içilenlerin kalıntıları olduğunu ileri sürmüş ve dahası üniversitenin bu buluşu kutlamak için verdiği partide Midas’ın cenazesindeki mönüye uygun olarak şarap, bira ve bal eşliğinde barbeküde kuzu eti sunulmuştu.

Pennsylvania’daki arkeologlardan Dr. Keith R. DeVries, yeni tarihlemeyi gayet sakin karşıladı ve ‘Desenize Midas ziyafeti kıl payı kaçırmış,’ dedi.

İÖ beşinci yüzyılda yaşayan tarihçi Herodotos, Midas’ın Delphoi Tapınağı’na armağan gönderen ilk yabancı olduğunu yazmıştı. Herodotos’un yaşadığı dönemden üç yüz yıl önce gönderilen bu armağan bir tahttı ve Apollon Tapınağı’na yakın Korinthos Hazinesi’nde saklanıyordu. Kimi araştırmacıya göre bu, Midas’ın Gordion’da kullandığı kendi tahtlarından biriydi.

1939’da Fransız arkeologlar, Korinthos Hazinesi yıkıntıları yakınında 22,5 cm boyunda bir heykelcik buldu. Bir aslanla terbiyecisini gösteren heykel tartışma yarattı. Yunan heykeline benzemediği kesindi, bu heykelciliğin tahtla birlikte Midas tarafından armağan olarak gönderilmiş olabileceğini ileri sürdü.

Anadolu özelliği

Yeni tarihlemeye göre heykelciğin sekizinci yüzyıl sonuyla yedinci yüzyıl başında, yani Midas’ın yaşadığı dönemde yapıldığı anlaşılıyor. Heykelin Yunan değil, Anadolu özellikleri taşıdığını belirten Dr. DeVries, tabanındaki oyma süslemede kullanılan kare motiflerin, Midas döneminde Frigya sanatında görüldüğünü söyledi. Yakın zamanlarda Türkiye’deki bir Frigya mezarında bulunan iki fildişi ve bir gümüş heykelciğin de bu kanıyı güçlendirdiğini ileri süren Dr. DeVries ‘Bu heykelciliğin bir zamanlar Herodotos tarafından ‘görmeye değer’ olarak nitelendirilen tahta yapışık olduğu anlaşılıyor’ dedi.

Eşek Kulaklı Midas

Söylenceler ve söylencelerden ayrılması güç tarih kayıtları Frigya Kralı Midas’ın, Olympos’taki tanrılardan çok Anadolu’daki ana tanrıça tapınımıyla ve Şarap Tanrısı Dionysos’la bağlantılı olduğunu gösteriyor. Akıl tanrısı Apollo’nun temsil ettiği gelenekle şarap tanrısı Dionysos ve ana tanrıça tapınımları arasındaki en büyük fark, ikincinin doğayla ve yöre olarak Anadolu ve Doğu’yla bağlantılı olması.

Azra Erhat Mitoloji Sözlüğü’nde Herodotos tarihine göre Midas’ı şöyle anlatır: Frigya’nın ilk kralı ve Gordion kentinin kurucusu Gordias, ana kraliçe ile birleşmiş ve Midas doğmuştur. Bu nedenle büyüyünce Kibele’nin baş rahibi olmuş ve tanrıça için büyük bir tapınak yaptırmıştır. Frigya dışında Ege yöresinin Lidya ve Karia gibi bölgelerinde anlatılan söylencelerde de Midas bir Anadolu tanrısı olan Dionysos’un yolundan gider ve ondan yardım görür (Erhat 261).

Her şey altın oluyor

Ovidius, Metamorphoses (Değişimler) kitabında Dionysos’un Midas’a duyduğu sevginin nedenini şöyle açıklar: Dionysos’un satirlerinden yaşlı ve sarhoş Silenos bu yöredeki dağlarda sızıp kalır. Köylüler Silenos’u yakalayıp Kral Midas’a götürür. Dionysos tapınımını bilen Midas, Silenos’un bir satir olduğunu anlar ve onu on gün konuk edip ağırladıktan sonra Dionysos’a teslim eder. Dionysos buna karşılık Midas’a, ‘Dile benden ne dilersen’ der. Midas da dokunduğu her şeyin altın olmasını ister. Sarayına dönerken dokunduğu dallar, taşlar, bitkiler altın olunca çok sevinen Midas, sofrada elini yemeklere uzattığında bunların da altın olduğunu görünce yeniden Dionysos’a koşup yardım ister (Erhat 262).


Doğa-uygarlık ya da akıl-duygu karşıtlığı Ovidius’un anlattığı bir başka söylencede karşımıza çıkar. Akılcı geleneğin temsilcisi Apollon, savaşçı Atina devletinin tanrısıdır. Ana tanrıça tapınımının devamı olarak görülebilecek Dionysos ise, insanın doğanın bir parçası olduğunu, insan-hayvan ve tanrı yönleriyle simgeler.

Lir çalan Apollon’la kaval çalan Pan arasındaki müzik yarışmasına tanık olan Midas, kavalın sesini daha çok beğendiğini söyler. Bunun üzerine Apollon kralın kulaklarını uzatıp eşek kulağına çevirir. Midas’a yakıştırılan bu hayvansı yön, büyük bir olasılıkla Dionysos’a yakınlığından gelmektedir.

Midas’ın kulakları

Midas, tiyatro oyununa da konu olmuştur. Söylenceden esinlenerek Midas’ın Kulakları oyununu yazan Güngör Dilmen’e göre, Midas bir süre eşek kulaklarını sivri külahıyla gizler, ama berberi kimseye söyleyemediği bu sırrı, toprağa açtığı bir çukurdan içeri fısıldar: ‘Midas’ın kulakları, eşek kulakları.’ Berberin kazdığı yerde biten otlar ve kamışlar, yel estikçe bu fısıltıyı ortalığa yaymaya başlar.

Güngör Dilmen’in oyununda Midas, kulaklarından utanır, ama bu korkuyu yenerek halkın karşısına çıktığında uzun kulaklarını bir mucize olarak değerlendiren halk onu yüceltir. Bunun üzerine tanrı Apollon, Midas’ın uzun kulaklarını yok eder. Midas bir anda halkın gözünden düşer. Herkes onun yalancı olduğunu düşünür.

Belki de insanlar, doğaya ve toprak anaya daha yakın olduğu anlaşılan gerçek kral Midas gibi yöneticileri, kendilerine daha yakın bulacaktır.

Bunları da Beğenebilirsiniz
İlişkili Haberler