"Nedim Bubik" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Nedim Bubik" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Nedim Bubik

Kötü olmaya hakkımız yok


MUĞLA’daydık geçenlerde. Ege temsilcimiz Deniz Sipahi, çevre iller reklam müdürümüz Fedai Ünal, müşteri ilişkileri yönetmenimiz Öznur Vardar, editör ve muhabirimiz Mete Tamer Omur ve DHA’nın temsilcisi Cavit Akgün’le.

31 Mart Vakası

Belediye Başkanı Osman Gürün’le söyleştik. Muğla, büyükşehir oluyor ya. “31 Mart Vakası” diye tanımlıyor Gürün. Neden mi? Çünkü, 30 Mart’taki il belediyesi, 31 Mart’ta büyükşehir oluyor da ondan. Gürün, parti disiplini gereği, büyükşehir başkanlığı için 2 Eylül’e kadar adaylık başvurusunu yapmış. Ama adaylığını açıklamamış. “Çünkü işimin başındayım” diyor.

Prematüre doğum

Büyükşehir olmaktan söz ediyoruz, ilginç benzetmeleri var. İşte bir örnek:
“Büyükşehir belli olunca ateş yükseldi, alan soğutmasına gitmek lazım.”
Ona göre yasanın çok aksaklıkları var, ama yapacak bir şey yok. Ve ekliyor:
“Büyükşehir prematüre doğdu. Özürlü, özel bakım istiyor. Şimdi benim kucağımda, cami avlusuna bırakacak halim yok.”

Adaylık ve kamuoyu

Söz dönüp dolaşıp adaylığa geliyor. Son iki seçimde de kamuoyu yoklaması yaptırdıktan sonra, “aday olabilirim” demiş. Ona göre yeni büyükşehir olacak yerlerde adayların erken açıklanması gerek. Bir sözü çok dikkatimi çekiyor:
“Adayın kamuoyunda karşılığı olması lazım...”
CHP’nin tavrını destekliyor. 15 yıldır ilk defa bu kadar ciddi yerel yönetim stratejisi uygulandığını vurguluyor.
Ona göre, “Ahbap-çavuş ilişkisi yok. Ülkenin selameti açısından, bağırıp çağırmadan çalışılıyor...”

Ayrılmayan ikili

Ortopedi uzmanı Dr. Osman Gürün’ün en büyük desteği, yardımcısı, vekili Yavuz Kayı. Kayı, Gürün’ün SSK’daki başhekimi. Yani bu ikili ayrılmıyor, yönetiyor. Kayı, ara dönemde 4 ay belediye başkanlığına vekalet etmiş. 99’da Gürün seçildiğinde, ona hesapları okuyormuş, arada da, “nasılsınız” diye soruyormuş. Doktor olarak bu denli borca alışık olmayan Gürün, spazm geçirdiğini söylüyor.

O çarşı var ya...

Tabii ki, Muğla’yı şöyle bir turladık. Ben, 300’ü aşkın dükkanın cephesinin yöre mimarisine uygun düzenlenmesiyle oluşan çarşıya hayran kaldım. Ya restore edilen çeşitli kültür evleri? Üniversite kentinde gençler hiç gözardı edilmemiş. Yapılanlar görülüyor. İzmir’e döndüğümde, yolu düşebilecek herkese, Muğla merkeze girmelerini öğütledim.

Gururlandıran‘yok’lar

Gazi Mustafa Kemal Atatürk Kültür Merkezi, yeni yaşam alanları, atıksu arıtma tesisi, güneşten enerji projesi... Yapılan işlerden bazıları. Gürün, imarı da yüzü gülerek özetliyor:
“Muğla’da beş kattan fazla bina yok. Kaçak bina yok. Gecekondu yok.”
Beş kattan fazla bir kaç bina var, önceden kalma, hepsi de kamunun...
Ve notları Başkan Gürün’le noktalayayım... “Nasılsınız” sorusuna tek yanıtı var:

“Kötü olmaya hakkımız yok.”

X