Gündem Haberleri

    Korku tüneli kazan köstebek zihniyetin avukatı

    Ümit ÇETİN / KIZILCAHAMAM
    18.10.2011 - 00:00 | Son Güncelleme:

    Başbakan Tayyip Erdoğan, “Deniz Feneri’nde köstebek Beşir Atalay’dır” diyen CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu’na Kızılcahamam’dan yanıt verdi.

    Erdoğan, “Bu ülkenin altına senelerce korku tünelleri kazan köstebek zihniyetlere avukatlık yapanlar, dosya işportacılığıyla siyasi ikballerini teminat altına alamayacaklarının farkında olsunlar. Sağa sola attıkları çamur yine kendi duvarlarına yapışacak” dedi. Erdoğan’ın konuşması özetle şöyle:

    Vehimleri gerçek sanıyorlar

    - Etliye sütlüye karışmayanlar, hudutların ötesinde olan bitenlerle ilgilenmeyenler, bu ülkenin hakkını veremeyen, Türkiye’nin ufkunu göremeyenlerdir. Onlar kendi vehimlerinden inşa ettikleri dünyayı gerçek zannediyorlar.

    - Türkiye, bölgesinde lider, dünyada ağırlığı ve itibarı tartışılmaz olan bir ülkedir. Ama bakınız, Türkiye büyüdükçe, onlar küçülüyor. Ülkemizin itibarı yükseldikçe, onların başı yere düşüyor. Halkın umudu büyüdükçe, onlar bunalıma giriyor. Küçük düşünüyor, milletimizle aralarındaki duvarı aşamıyorlar. Asabileşiyor, zaman zaman saldırgan hale geliyorlar. Bu ülkenin altına senelerce korku tünelleri kazan köstebek zihniyetlere avukatlık yapanlar, dosya işportacılığı yaparak siyasi ikballerini teminat altına alamayacaklarının farkında olsunlar. Allah’a şükür ki, attıkları taş her defasında kendi başlarına düşüyor, yine düşecek. Kendi üstlerini, başlarını temizlemeden sağa sola attıkları çamur yine kendi duvarlarına yapışacak.

    Böyle muhaletefe can feda

    - Bizim anamuhalefet, partimizin hallerini gördükçe çılgına dönüyor, ben de onların haline acıyorum. Zaman zaman böyle muhalefete can feda diye düşündüğüm de oluyor ama daha çok üzülüyorum. Son günlerde bizim muhalefet yine kara propaganda peşinde. İsim vermeyeceğim, ama siz zaten robot resmini tanıyacaksınız. Biri çıkmış siyasetin kirlendiğinden söz ediyor. İnsan biraz haya eder. Biraz diyorum, zira o kadarı da yeter. Biraz haya eden insan bütün Türkiye’nin duyduğu, kendi partisinin belediye başkanının ifadesiyle, ses kasetlerini hep beraber dinledik. ‘Yamyamları doyuramıyorum’ diyen kendi belediye başkanının itirafını duyar da ses verir.

    - Hani, senaristin biri sana ‘Hafiye rolünü oynarsan baş aktör olursun’ dedi de, sen bu rolü çok benimsedin ya. Daha evvel kaç defa karanlıkta ıslık çaldın, kaç defa içi boş dosyaları havada salladın? Şimdi kalktın, Sayın Atalay için salladığın dosyayı daha evvel benim Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı için de salladın, Sayın Yazıcı için de sallamıştın. Saçma sapan bir elektronik mailden hareketle ‘istifa, istifa’ diye meydan meydan dolaşmıştın. Gerçek ortaya çıktığı zaman ise ne oldu? Ne ‘Bir köstebek beni aldattı’ dedin ne de özür diledin. Hiçbirini yapmadın. Defalarca mahcup olduğun bu yöntemden artık vazgeç. Ya vazgeç ya da kılavuzunu değiştir. Yanlış kılavuzlar seçiyorsun.

    - Devletimizin şekli henüz belirlenmeden, Cumhuriyetimiz henüz ilan edilmeden kurulan ve İstiklal mücadelemizi yöneten Türkiye Büyük Millet Meclisi, 91 yıllık birikimiyle yeni bir anayasayı yapacak güçtedir. Yeter ki yüz yüze konuşalım, yeter ki birbirimize ses geçirmez ideolojik duvarların ardından seslenmeyelim, yeter ki bürokratik ideolojilerin refleksiyle ya da marjinal ön kabullerle meşruiyet zemininden ayrılmayalım. Millete verdiğimiz sözlerin arkasında duralım ve milletin mutluluğunda hissedar olalım.

    2 temeli hayata geçirelim

    - İki temel ilkeyi artık tam olarak hayata geçirelim. ‘Adalet mülkün temelidir’ sözü, artık sadece mahkeme duvarlarında kalmasın. Unutmayalım ki buradaki mülk, devlettir. Devlet ise milletindir, millete aittir. Bunun için diyoruz ki: Yeni bir anayasa ile her vatandaşımızın hukukunu güvenceye almak zorundayız. Bunun için diyoruz ki bu ülkede kimse ama kimse ‘kiracı’ değildir, herkes ev sahibidir ve bu devletin sahibidir. İstiyoruz ki ‘Hakimiyet Kayıtsız Şartsız Milletindir’ ilkesi de artık sadece TBMM Genel Kurul salonunu süsleyen bir cümle olmasın. Millet, egemenlik hakkını kendi eliyle kullansın ve korusun.

    Devlet görüntüsü verenler

    - Millet egemenliğinin tam olarak tahakkuk etmesinin olmazsa olmaz şartı, sağlam bir temel üzerinde insanı ve toplumu esas alan, bütün kurumları hukuk zeminine çeken yeni bir anayasadır. Bakınız, mevcut Anayasaya göre devletimizin kurumları var, bir de Anayasal kurumlar var. Anayasal kurumların devletin üzerinde birer devlet görüntüsü vermesi, yıllarca bu ülkeye, bu millete büyük bedeller ödetmiştir. Vatandaşı yok sayan, vatandaşlık aidiyetini yaralayan bir anayasa ile bulunduğumuz noktadan ileriye gidemeyiz.

    Kırmızı çizgimiz 26 madde

    - Milletvekillerinin sorularını da yanıtlayan Erdoğan, muhalefetin kırmızı çizgi açıklamalarının hatırlatılıp, “Bizim kırmızı çizgimiz ne olacak?” sorusuna şu yanıtı verdi: “Hiçbir ön şartımız yok. Ama 26 madde yani halkın referandumda kabul ettiği kazanımlardan geri adım atacak yönde bir talep gelirse bu bizim kırmızı çizgimiz olur. Ama kazanımları arttıracak bir şey olursa onu da konuşuruz. Kırmızı çizgileri millet belirledi.”
    Etiketler:
    

    EN ÇOK OKUNAN HABERLER

      Sayfa Başı