Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Korktunuz değil mi?

DEVLETİN yetkili organlarının gözü, Abdullah Öcalan’ın İmralı’daki ikametgâhının 17 (veya 87) santimetrekare küçülmesi üzerine çıkarılan olaylardan sonra açıldı galiba.

Umarız Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Baydemir’in kişilik düzeyini ortaya koyan küfürlü konuşmasından sonra biraz daha ayılırlar.

Ve nereye gittiğimizi görürler.


Otobüslere molotofkokteyli atan, ölümlere sebep olan, yollarda park edilmiş arabaları yakan, dükkânların, binaların camlarını kıran, polisi taş yağmuruna tutan azgınları, Abdullah Öcalan’ın şehirlerdeki uzantısı olan Demokratik Toplum Kongresi/Türkiye Meclisi (KCK) dedikleri bir yeraltı örgütü organize ediyormuş.


Şimdi talepleri yerine getirilmezse ikide bir “İç savaş çıkabilir” diyorlar ya... Anlaşılan bu örgütün şehirlerdeki elemanlarına güvenerek o lafları ediyorlar.


Yani bir bakıma “Biz gerekirse iç savaşı göze alacak kadar hazırlıklıyız” demeye getiriyorlar.


Zaten Osman Baydemir’i çileden çıkartan da, bu örgütle bağlantılı sayılan 16 Belediye Başkanı dahil 100 kişinin bu soruşturma çerçevesinde gözaltına alınması imiş.


Bilen dostlarımızın ifadesine göre bir de “güvercin” sayılmak daha doğrusu bu soruşturma sırasında adam yerine konulmamış olmak, Baydemir beyi çok rahatsız etmiş. O nedenle önceki gün:


Elbette ki sözümüzü daha tüketmedik. Sözün tükenmemesi için akıllı davranın. Hem ulusal düzlemde, demokratik çerçevede, meşru çerçevede, başta biz seçilmişler olmak üzere ve en önde olmak üzere, her türlü hakkımızın kullanılacağından hiç kimsenin şüphesi olmasın.

Bir kez daha hükümete ve devlet aklına bir mesajımız var. Devleti ve hükümeti yönetenlere sesleniyorum. Bizi güvercin, şahin diye ayırmayın. Böyle söyleyenlere ‘hass..tir’ diyoruz” demiş.


Muhterem celallenince galiba bayağı yiğit kesiliyor. Nitekim lafı burada kesmemiş. Yeni kaydolduğu Barış ve Demokrasi Partisi’nin amblemi olan “meşe”den söz ederken de, “Meşe ağacının hangi dalı nerenize battı hükümet?” demiş.


Demiş çünkü “seçilen”ler gözaltına alınamazmış. Onlar yasaları çiğnediyse kendisi ve beraberindekiler de aynı suçu işlemeye devam edecekmiş.


Nasıl? Korktunuz değil mi?


İşin ciddi tarafını konuşalım:


Unutmayın ki bu sözlerin sahibi kendisinin ve yandaşlarının “ezildiğini” iddia eden biridir.


Ama aynı kişi gördüğünüz gibi “Gerekirse zor kullanır, istediğimizi söke söke alırız” mantığıyla konuşuyor.


Peki ona bu cesareti kim verdi?


Ne dersiniz, Kandil’den PKK üniformasıyla gelenleri devletin müsteşarıyla ve seyyar mahkemeyle karşılatan bugünkü hükümetin yanlışları bu cesareti vermiş olmasın?

X

YAZARIN DİĞER YAZILARI