Gündem Haberleri

GÜNDEM

    Korkak mı, kahraman mı

    Hürriyet Haber
    11 Nisan 2004 - 00:00Son Güncelleme : 11 Nisan 2004 - 00:01

    2003 yılının nisan ayının ortalarında Kuveyt Havaalanı’ndan New York’a hareket eden sivil havayolu şirketine ait uçağın hüzünlü bir yolcusu vardı.Yolcunun adı Joe Dowdy’ydi. Üzerinde sivil bir elbise vardı. Uçağın hareketinden kısa süre önce havalimanına gelmişti. Yanında askeri üniformalı birisi vardı. Askeri yetkili, sivil kıyafetli Joe Dowdy’yi uğurlarken, sivil uçağın kaptanına şunu söylemişti:‘Ona dikkat edin. Uçağınızda bir kahraman taşıyorsunuz.’* * *Albay Joe Dowdy’nin hikáyesi mart ayının ortalarında başlıyordu.Kuveyt’ten Bağdat’a doğru yürüyen Birinci Deniz Piyade Birliği’nin komutanıydı.Birliği Nasıriye önlerine geldiğinde beklenmedik bir direnişle karşılaşmıştı. Bağlı olduğu komutanı General James Mattis aceleciydi. Savaşın adı Yıldırım Harekátı’ydı ve Mattis üç beş gün içinde Bağdat’a girilmesini istiyordu.Ancak cephedeki Albay Dowdy zor bir tercihle karşı karşıyaydı. Nasıriye’deki direnişi kırmadan Bağdat’a yürümesi halinde çok adam kaybedecekti.900 araç ve 6 bin kişiden oluşan bir birliğe komuta ediyordu ve karşısında 8 bin kişilik bir Irak birliği vardı. * * *Bazı askeri uzmanlara göre Irak Savaşı, ‘taktik manevra’ savaşıydı ve cephedeki komutanın kararları belirleyici olmalıydı.Albay Dowdy kendi bildiğini yaptı. Can kaybıyla görev arasında bir tercih yapmak durumundaydı ve o can kaybını önlemeyi seçmişti.Ama klasik askeri teori, ‘Bu ikisi arasında ‘ya bu ya o’ diye bir tercih olmaz. Karar bu ikisinin dengesi olmalıdır’ diyordu.Komutanına göre Albay Dowdy, bu dengeyi kuramamıştı.Üstelik savaşın en kritik anlarından birinde, yolu açması gereken buldozer görevlisi, gönderilen müfettiş tarafından kitap okurken görülmüştü.* * *Sonuçta Albay Dowdy’nin birliği Bağdat’a planlanan tarihten daha sonra girdi.Şiddetli çarpışmalardan sonra Bağdat’ın 80 kilometre yakınına geldiğinde görev tamamlanmıştı.Ama Albay Dowdy’nin askeri kariyeri de bitmişti.Kendisini bekleyen helikopteri gördüğünde yanılmadığını anlamıştı.Helikopter onu ve yardımcısını alıp Kuveyt sınırına yakın komuta merkezine götürecekti.Komuta merkezine inip General Mattis’in çadırından girerken kendisinden silahını ve üzerindeki cephaneyi bırakması istenecekti.Çünkü birazdan kendisine ‘görevden alındığı’ bildirilecekti.General, onun öfkeyle intihar etmesinden çekinmişti.Önce kendisine bir çay ikram etti ve arkasından ‘Seni biraz dinlendireceğiz’ dedi. Bu sözler, Albay Dowdy için askeri kariyerinin sonu demekti.Bir başka helikopter onu alıp Kuveyt’e götürdü.İlk işi bu haberi vermek için Amerika’daki eşini telefonla aramak oldu.Ama o daha aramadan eşi haberi televizyondan öğrenmişti.Irak Savaşı kahramanı olmak için gönderdiği eşi, bir korkak, başarısız bir asker olarak geri dönüyordu.Üstelik sivil bir uçakla ve sivil kıyafetle dönecekti.* * *O New York’a doğru uçarken geride bıraktığı birliğinde tam bir isyan havası vardı. Emrinde savaşan askerler ayaklanmıştı.Bunu bastırmak da Albay Dowdy’ye düşecekti.Birkaç gün sonra Birinci Deniz Birliği’nin internet sitesinde emrindeki askerlere ve ailelerine bir mektup yayınlayacaktı.‘Hepiniz emin olun ki, bu olayın tek sorumlusu benim. Ben bütün hayatım boyunca Deniz Kuvvetleri’ne ve onun çok kabiliyetli liderlerine sadık kalacağım.’* * *Albay Dowdy, ABD’ye dönünce personel başkanlığına tayin edildi. Oradan başka bir yere alındı.Geçen kasım ayında 25 yıllık askerlik hayatında ilk defa Deniz Kuvvetleri balosuna katılmadı.Birliği bu ilkbaharda yeniden Irak’a gönderildi.Albay Dowdy ise erken emekliliğini istedi.Dilekçesine yazamadığını arkadaşlarına söyledi:‘Ben artık ne yapacaklarını bilemedikleri bir insanım.’* * *Komuta ettiği birlik Bağdat’a kadarki yürüyüşü sırasında sadece bir kayıp vermişti.Joe Dowdy başarısız bir korkak mıydı? Bu sorunun cevabını tarih verecek.Artık evinde oturan komutanın son sözü ise şu olacaktı:‘Benim sırtımda hiç olmazsa bir kasap faturası yok...’(*) Bu ilginç hikáyeyi 5 Nisan tarihli Wall Street Journal Gazetesi’nde okudum. Okur okumaz bu müthiş hikáyeyi yazan gazeteci Christopher Cooper’e bir e-mail çekerek kendisini kutladım.
    Etiketler:

      EN ÇOK OKUNANLAR

        Sayfa Başı