"Vahap Munyar" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Vahap Munyar" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Vahap Munyar

Körfez’de 3 basamak daha çıkıp 15’inci oldu

Körfez bölgesinin önde gelen inşaat sektörü yayını Construction Week dergisinin temmuz sayısını birkaç gün önce tesadüfen gördüm. Dergi, Körfez İşbirliği Konseyi (GCC) bölgesinde inşaat sektörüne yön veren en güçlü 100 kişinin listesini bu yıl 3’üncü kez yayınlamıştı.

Listeye göz attım, 15’inci sırada TAV Group CEO’su Sani Şener’in adını gördüm. Hemen ilk 2 yılın sıralamasına baktım. Şener, listeye ilkinde 88’inci sıradan girmiş, geçen yıl da 18’inciliğe yükselmişti. Bu yılki liste, Şener’in 3 basamak daha çıktığını gösteriyordu.
Öncenin listenin oluşturulmasında bakılan kriterleri gözden geçirdim:
-İnşaat şirketi bölgede neler yaptı ve yapıyor.
-Yarattığı istihdamın boyutu nereye ulaşıyor.
-Ne kadar gelir yaratabiliyor.
-Yakın dönemde kazandıkları ve kazanmayı bekledikleri projeler neler.
-Şirketin pazardaki genel durumu nasıl.
-Şirketi yöneten lider, küresel kriz karşısında nasıl bir yol izledi.
-Kriz ortamında büyüme stratejisini nasıl çizdi.

/images/100/0x0/55eb6be4f018fbb8f8c005c9Ardından TAV İnşaat’ın yakın dönemde bölgede kazandığı projelere dikkat ettim:
-3 milyar dolarlık Abu Dabi Midgield Terminal ihalesini kazandı. Bu, bölgede son yılların en nüyük ihalesi oldu.
-Kısa süre önce İslam dünyasının önemli şehirlerinden Medine’deki havalimanı yap-işlet-devret projesini üstlendi.
-Saudi Airlines’a ait Cidde Havalimanı inşaatı ihalesini kazandı.

Sani Şener’in, 3 milyar dolarlık Abu Dabi ihalesini üstlenmeleri sonrasındaki açıklamalarını anımsadım:
- Dünyada havalimanı sektöründeki markamızı, uyum yeteneğimiz ve esnek yönetimimiz sayesinde tescil ettirdik. İyi bir ülke temsilciliği yaptığımıza inanıyoruz. Yeni dünya ekonomisine uyum sağlamamız aslında hep havalimanı işinde kalarak ölçek ve kapsam ekonomisini çok iyi kullanıyor olmamızın bir sonucudur.
Şener, açıklamasında işçisinden mühendisine tüm ekibinin gücünü de unutmamıştı:
- Bu hızlı ve dengeli büyümenin ardında işçilerimizden, mühendislerimize tüm çalışanlarımızın emeği ve her koşulda iş yapma becerisine sahip, ortaklıklarla büyümeyi sağlayabilen yönetim modelimiz yatıyor.

Listedeki ilk 10 isim şöyle sıralanmıştı:
-Bakr Bin Ladin (Saudi Bin Ladin Group), Said Khoury (CCC), Riad Kamal (Atabtec), Muhamed Ali Al Kubaisi (Midmac), Ayman Hariri (Saudi Oger), Ahmad Suleiman Abdulaziz Al Rajhi (ACC), Youssef Al Shelash (Dar Al Arkan), Mohammed Alabbar (Emaar), Ali Al-Khodari (Abdullah Al-Khodari&Sons), Nasser Ali Al Mawlawi (Ashghal).
İlk 14 sıranın Arap dünyası ve Körfez bölgesi inşaat şirketlerinin yönetici-patronlarından oluşması, Sani Şener’in listeye en üst sıradan giren “yabancı” isim yönünü de ön plana çıkardı.

Tam Construction Week Power’da TAV Group’un ve CEO’su Sani Şener’in başarılı yükselişini okuduktan bir-iki gün sonra yolum Batum’a düştü.
TAV’ın yapıp, işletmesini sürdürdüğü Batum Havalimanı’nda iki çıkış kapısı bulunuyor. Kapının birinde Batum, diğerinde Hopa yazıyor...
THY veya Pegasus’la Batum Havalimanı’na inip, oradan daha yakın olan Hopa’ya pasaport işlemine de gerek kalmadan ulaşmak mümkün olabiliyor...
Bu durum, Gürcistan’la “sıfır sorun” içeren ilişkinin yarattığı fırsattan kaynaklanmakla birlikte TAV’ın da başarısını ortaya koyuyor...

Kesilen konuşma süresini iade etmemiz ceza korkusu değil kendimize güvenden

VODAFONE Türkiye İcra Kurulu Başkan Yardımcısı Gökhan Öğüt aradı:
- Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) Başkanı Tayfun Acarer’le sohbetinizi içeren yazınızdaki bir bölümdeki yanlış anlamayı düzeltmek isterim.
- Nedir yanlış anlama?
- Biz Vodafone abonelerinin kendi aralarındaki konuşmalarının kesilmesi halinde süre iade etme uygulamasını ceza korkusu ile yapmıyoruz.
- Tayfun Acarer, “GSM şirketlerinin abonelerine kaliteli konuşma sunmasını şart koşuyoruz, bunu yapmayana ceza uyguluyoruz” deyince ben de süre iadesini anımsatıp, bunu cezanın önüne geçme çabası olup olmadığını sordum. Kendisi cezaya karşı önlem olduğunu söyledi.
- Ben de Tayfun Bey’le sizin yazınızdan sonra konuştum. Sanırım sohbetin akışının getirdiği bir yanlış anlama olmuş. Biz süre iadesini kendimize çok güvendiğimiz için yapıyoruz.
Gökhan Öğüt, rekabet ortamında kapsama alanıyla ilgili farklı yorumların gündeme geldiğini anımsattı:
- Abonelerimizin konuşma kalitesini artırmak için 3 milyar lirayı aşkın yatırım yaptık. O yüzden de kapsama alanı konusunda bir sıkıntımızın olmadığını iddiayla belirtiyoruz. Bunu da konuşma süresi iadesiyle pekiştiriyoruz.
Uygulamanın Vodafone Grubu’nda çok ilgi gördüğünü kaydetti:
- Vodafone Grubu, bizim Türkiye’de ilk kez başlattığımız süre iadesini başka ülkelere de taşımayı planlıyor. Bu konuda bizim deneyimimizden yararlanacaklar.
Bu durumda Vodafone Türkiye’nin konuşma süresi iadesi, kendine güvenin ciddi bir kanıtı olarak öne çıkıyor...

Aranızdan biri oruçlu olsa maaşları bankanıza vermezdim

TÜRKİYE İş Bankası’nın pazarlama ekibinden 2-3 kişi bundan 6-7 yıl önce Anadolu’daki askeri birliklerden birinin komutanıyla görüşmeye gitti. Amaçları, komutanla görüşüp, kentteki ve bağlı bölgedeki askerlerin maaş ödemelerini bankaya kaydırabilmekti.
Ramazan ayına denk gelen görüşmede komutan emir erine seslendi:
- Arkadaşlarımıza çay getirin.
Emir anında yerine geldi, masadaki herkesin önüne çay konuldu. İş Bankası pazarlama ekibi aslında oruçtu. Ancak komutan öylesine emrivaki yapmıştı ki, itiraz edemeden çayları yudumlamak zorunda kaldılar.
Ekip görüşme sonunda masadan kalkarken, komutan AK Parti’nin iktidar gücüne gönderme yaparcasına tavrını açıkça ortaya koydu:
- Kala kala bir İş Bankası kaldı. Aranızdan biri oruç olsaydı, maaş hesaplarımızı bankanıza vermezdim.
Pazarlama ekibi bankada yaşadıkları çay sahnesini anlatınca üstlerinden biri sordu:
- Neden çayı içtiniz? “Niyetliyiz” diyemediniz mi?
Verilen yanıt ilginçti:
- Çaylar önümüze öylesine emrivakiyle geldi ki, içmek zorunda kaldık...
Komutanın bu tavrı belki de İş Bankası’nın kuruluş günleri ve hisse yapısından kaynaklanıyordu. Büyük önder Mustafa Kemal Atatürk, Kurtuluş Savaşı için gönderilen yardımlardan oluşan fonun bir bölümünü sermaye yapıp, Türkiye İş Bankası’nı kurmuştu.
Atatürk, bankanın hisselerinin bir bölümünü de temettü gelirine dokunmamaları kaydıyla Cumhuriyet Halk Partisi’ne (CHP) bırakmıştı. Bu hisse yapısından dolayı CHP, İş Bankası yönetim kurulunda 3-4 üyeyle temsil ediliyor.
Aktardığım bu anekdotla Türk Silahlı Kuvvetleri’ne (TSK) dönük yanlış anlamaya yol açmamak açısından şu noktanın altını çizmeliyim. Ben 1983 yılında 4 ay kısa dönem askerlik yaptım. Ramazan ayı o yıl bizim askerde olduğumuz günlere denk geldi.
İsteyen herkes İzmir Menemen’deki 12. Alay’da orucunu rahatlıkla tuttu, teravih namazını kılabildi. Kimse kimseye dokunmadı, yan gözle bakmadı. Ne oruç tutan tutmayana bir tek kelime söyledi, ne de tutmayanlar oruç olanlara saygısızlık etti.
Yani İş Bankası ekibine, “İçinizden biri oruçlu çıksa maaş hesaplarını bankanıza vermezdim” diyen komutan, TSK’daki genel havayı asla yansıtmıyor...
Hem ister asker, ister sivil olsun kim oruç tutmayı AK Parti yandaşlığı ölçüsü sayabilir?

X