"Deniz Sipahi" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Deniz Sipahi" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Deniz Sipahi

Kordon’da kim haklı?

HER kentin bir cazibe merkezi var.

İzmir’in de Kordon’u var.
Kordon için ne tartışmalar yaptık geçmişte...
Hepimiz hatırlıyoruz.
En sonunda doğrusu yapıldı ve bir otobanın geçişine izin verilmedi.
Şimdi, yarım kalan o viyadükler limana bağlanmaya çalışılıyor.
Tabii, 10 yıl gecikmeyle...
Onu ayrı bir yazıya bırakalım.
Bugün ise, bitmek bilmeyen bir başka tartışmaya değinelim.
Bir süredir Büyükşehir ekipleri Kordon’a çeki düzen vermeye çalışıyor.
O yüzden bir model çizildi; tenteler, tabelalar tek tip yapıldı.
Esnafın büyük kısmı da buna uydu.
Daha doğrusu uymaya çalıştı.
Böyle diyorum çünkü, hem Başkan Aziz Kocaoğlu, bazı uygulamalardan şikayetçi, hem de vatandaşın bazı şikayetleri var.
Olabilir...
Standartları getiren büyükşehir, denetleyen de...
Bir ortak yol bulunacak, bulunmalı da... Çünkü, İzmir’de son dönemde Kordon’da gündüzünü, gecesini geçiren insanların sayısında bir artış var.
Mekanlar güzelleştikçe, hizmet kalitesi arttıkça Kordon’un cazibesi daha da artacak.
Her şey iyi de peki neden huzursuzluk devam ediyor, Büyükşehir ekipleriyle esnaf arasında zaman zaman tansiyon yükseliyor.
Öyle anlaşılıyor ki, Başkan Kocaoğlu bildiğinden taviz vermiyor.
Esnaf da müşterisinden gelen taleplere göre bazı standartların gözden geçirilmesini istiyor.
Her iki taraf da haklı...
Şahsen ben hem Kordon’da vakit geçirmeyi seviyorum, hem de Kordon
keyfi yaparken rahatsızlık edilmek de istemiyorum.
Oturacağım yere kendim karar vermek, seçebilmek...
Bir yerde vakit geçirirken; Kordon’da oturanın da rahatsız olmasını istemiyorum.
Biliyorum herkesi memnun etmek mümkün değil.
Ama herkesin bazı ilkelerde ikna olması mümkün...
Yine tek yol diyalog...
Konuşmak, standartları gözden geçirmek ve bu ilkelere sonuna kadar uymak...

Esnafın da haklı olduğu yanlar var

KORDON esnafının da haklı olduğu bazı şeyler var.
Gecenin özellikle ilerleyen saatlerinde bazı ara sokakları seyyar satıcılar adeta istila ediyor.
Hiç de İzmir’e yakışmayan, hijyen de olmayan koşullarda satıcılar; sabahlara kadar Kordon’dan ayrılmıyor.
Zabıtanın o saatlerde olması pek mümkün değil...
Bence olmalı...
Ve Kordon’da dün denetleme yapan o ekipler; gündüz kadar akşama da çeki düzen vermeli...

Siyaset, basın ve sandık yan yana gelince

HAFTA sonunda Ege Koop’un düzenlediği “siyaset, basın, sandık” konulu panelin bir kısmına katıldım.
Kürsüde Türk medyasının duayen dediğimiz isimleri vardı.
Gazeteci-Yazar Oktay Ekşi, Nail Güreli, Fikret İlkiz, Ümit Gürtuna, Öcal Uluç, Can Ataklı, Ali Sirmen ve Hamdi Türkmen...
Öncesinde Ege Koop’un Genel Başkanı Hüseyin Aslan çok güzel bir konuşma yaptı.
Ve dedi ki...
“Siyaset, basın ve sandık yani; siyaset - siyasetçi, basın - gazeteci ile seçim ve seçmen; demokrasi fotoğrafını oluşturan temel unsurlardır. Bu unsurlardan birinin yokluğu ya da yetersizliği; ‘gölgeli’ bir demokrasi fotoğrafı meydana getirir. Sandık, yani; milli iradenin baskısız, güdümsüz serbestçe yansıyacağı özgür seçim ortamı; demokrasinin önemli ölçülerinden biridir. Ancak, demokrasinin düzeyini, kalitesini, batı standartlarında olup olmadığını belirlemeye tek başına sandık yeterli değildir.
Demokrasinin kalitesini; hür ve serbest seçimlerin yanında, özgür basın, Parlamento’da geniş temsil hakkı sağlayacak adil seçim kanunu, bağımsız yargı, iktidar gücünü denetleyip dengeleyebilecek anayasal kurumlar, özerk üniversite, örgütlenme özgürlüğü, grevli toplu sözleşmeli sendikal düzen, etkili ve güçlü sivil toplum; çoğulcu, çok sesli, katılımcı toplumsal ve siyasal yapıyla hukukun üstünlüğü anlayışı belirlemektedir. Günümüzde tartışma konusu olan bu kurumların Türk demokrasisinde, ne ölçüde fonksiyonel olduğudur. Demokrasinin ete kemiğe bürünmesi, seçim kanunuyla, adil bir seçim sistemiyle yakından ilgilidir...”
Aslan; ideal demokrasiyi çok güzel özetlemiş...
On, on beş satırlık bir manifesto adeta...
Kısa ama yapılması, hayata geçmesi zor bir manifesto...
Çünkü, demokrasinin özünde tolerans var, karşı tarafı anlayabilme var, empati var, daha fazla diyalog var...
Ve bunun da tam ortasında ayna görevini üstlenen medya var.
Her tarafa karşı eşit mesafede duran, toplumun ilerlemesine katkıda bulunan, evrensel değerleri öne çıkaran medya...
Ege Koop’un 41’inci paneliydi.
Ama bana kalırsa en kritiklerinden biriydi...

X

YAZARIN DİĞER YAZILARI