Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Köprüye hayırcıları eleştirdim AKP’li oldum

<B>İKİ</B> tepki benim için önemli. Biri <B>İlhan Selçuk’tan, </B>yani benim sevgili <B>İlhan Ağabeyim’den, </B>diğeri de çok eski arkadaşım <B>Güngör Uras’tan.</b>

İkisini, benimle birleştiren konu, iki gün önce yazdığım Köprünün Ortasında Bir Solcu yazısı. Solun halka hizmet veren her yatırıma karşı çıktığını anlatan bir yazı. Ama, yıllar geçince de, bu yatırımlara karşı çıkmanın dayanılmaz yanılgısı. Yanılgının vazgeçilmez simgesi, Boğaz Köprüsü. Ya da renkli televizyon.

O yazıya çok sayıda tepki alıyorum. E-mail, telefon ve faks yoluyla. Bir bölümü, her zamanki gibi, herhangi bir düşünce içermeyen, suçlayan ifadeler.

O kadar ki, ‘sen de mi AKP’li oldun’ serzenişleri.  Bin yıl yaşasam, aklımın ucundan geçmeyecek fanteziler. AB’yi savunmakla ya da ‘Köprüye Hayır’ diyenleri eleştirmekle, AKP’li olmak arasındaki bağı anlamakta hayli zorlanıyorum. O da ayrı.

SOL ADINA BİR ÇİÇEK

Bu tepkiler arasında ikisi önemli. Biri koca İlhan Selçuk, diğeri eski bir plancı, teknik bir adam Güngör Uras.

Son yıllarda siyasal bakışlarımız ayrı düşse de, İlhan Ağabey’in yaşamımda her zaman özel bir yeri var. Bana sosyalist fikirleri ilk aşılayanlardan biri. Sonra da, yıllarca birlikte Cumhuriyet’te çalışma sevinci, dünya kadar özel anılar. O parlak dönemin sonu hüsranla bitse bile.

Dünkü yazısında, nezaketinden ve doğrudan eleştirmek istemediğinden, gerçi isim vermiyor ama, ‘Köprüye Hayır’ diyenlerin, günümüzde ne kadar haklı çıktığını anlatıyor. Tam tanıdığım İlhan Ağabey.

Yeniliğe, teknolojinin gelişmesine karşı çıkarak, üretim ilişkilerini geliştirmek nasıl mümkün olabilir?.. Üretim ilişkileri gelişmeden, işçi sınıfı nasıl gelişebilir?..

Bu teori bir yana, Sol adına Türkiye’de dikilen bir çiçek, bir ağaç görmek istiyorum. Hep sağ iktidarlar dikiyor, bize hep onu eleştirmek kalıyor. Bıktırıcı, solu halktan kopartan bir tekrar. İşte, şimdi de AB’de geriye düşmenin sancısı.

Kazayla, bir sol iktidar bizi AB kapısına getirmiş olsaydı, kim bilir hep birlikte nasıl bayram yapardık!..

URAS’IN MEKTUBU

Güngör Uras ise, eski bir plancı olarak, gönderdiği mektupta, ‘Köprüye de hayır, renkli TV’ye hayır’ demiş olmanın, geçmişteki mantığını özetliyor.

Hatta, ‘1962-74 arasında DPT’de çalışırken, yabancı sermayeye de, otomobil fabrikasına da hayır, diyordum. Hayır dediğim için pişman değilim’ diyor.

İstanbul’a nazım plan olmadan köprü yapmanın, bugünkü trafik keşmekeşine yol açtığını belirtiyor. O zaman köprüye bunun için hayır.

Önce yanlış politikayla, plancılara inat, siyah beyaz TV üretip, sonra renkli TV’ye geçerek,  milyonlarca siyah beyaz TV’nin çöpe gitmesine yol açıldığı için, renkli TV’ye hayır dediğini anlatıyor.

Otomotifte ve yabancı sermayede benzer gerekçeler sıralıyor. ‘O zaman bunlara hayır diyenlerin, neden hayır dedikleri dikkate alınsa idi, bugünkü sorunlar yaşanmazdı’ görüşünü savunuyor.

SİPERDEN HÜCUMA

Mektubu özenle okuyorum. Çünkü, Güngör Uras yıllarca Sabancı Holding’de, özel sektörün şampiyonlarından bir kurumda görev yaptıktan sonra, şimdi günlük yazılar yazıyor. Yıllarca bizlerin özel sektör eleştirilerine göğsünü siper etikten sonra, şimdi bizim tarafta, solda boy gösteriyor. Olabilir, itirazım yok.

İtirazım ve sorum şu: ‘Güngör sen, Akbank’ta ve Sabancı’da çalışırken, herhangi bir teknik yeniliğe karşı çıktın mı?..’

Yanıtı muhtemelen, hayır, olacak. Özel sektörün iş yaparken planlı ve rasyonel davrandığını savunacak.

Tamam, Türkiye rasyonal davranmıyor. Politik yalanlar, yolsuzluklar, kaynakların çarçur edilmesi, bunlar doğru. Ama, bu arada da uygarlığı yakalayan kilometre taşları. Daha planlı olsaydı, mutlaka çok daha iyi olabilirdi.

Köprüye, renkli TV’ye hayır diyerek, karşı çıkan sol, iktidar yılları boyunca,  bu ülkede  kendi görüşleri doğrultusunda neden tek bir ağaç dikemiyor?.. Sonra da, yapılanları kötülüyor.

Benim derdim bu. Aynı hata, bugün AB’ye karşı çıkarak yapılıyor.

Bütün bunları söylemeyi, AKP’li olmakla bir tutmaya kalkanların durumu ise, en hafifinden kaba ve çaresiz.

X