Gündem Haberleri

    Köprüden düşen müteahhit

    Hürriyet Haber
    20.03.2005 - 00:00 | Son Güncelleme:

    Enerji Bakanlığı’ndaki yolsuzlukla gündeme gelen İbrahim Selçuk’un en büyük mahareti, kişiler ve kurumlar arasında köprü kurmaktı. Dost portföyündeki etkili siyasilerle bürokratlar ANAP Ankara Teşkilatı ve Sheraton’un saunasından tanıdıklarıydı. Ter atarken müthiş iş imkanları doğduğunu keşfettiğinde bürosuna 250 milyar liralık sauna yaptırdı.AKP’lilere iftar verdi, umreye götürdü. Bürokratları Maya’nın Rus kızlarıyla buluşturdu. ANAP’tan AKP’ye, TBMM’den bakanlıklara, MİT’ten yeraltı dünyasına uzanan köprülerinden ihaleler, komisyonlar geçti. Kurtlar Vadisi’nin tek bölümünü kaçırmazdı; gerçek hayattaki kahramanlarından biri olabilirdi. İsmi Yargıtay’la MİT arasındaki telefon köprüsüne ulaştığında, ummadığı sürprizle karşılaşacaktı.Bakmayın gazete manşetlerine çıkan telefon görüşmelerinde müşavirin anasını, bakanın sülalesini, CHP’li vekilin yakınlarını ‘biplenecek’ sözcüklerle anmasına. İbrahim Selçuk sonsuz hürmet, sıcak muhabbet adamıydı. Dostlarını asla unutmazdı. Vefakardı. Mühim koltuklardaki tanıdıklarını, iktidar gittikten sonra ihmali görülmedi hiç. Çevreleri boşaldığında bile düzenli arardı. Ankara’nın en işlek caddesinde Volkswagen’iyle giderken, kaldırımda yürüyen bir eski vekil, müdür görmesin; dışarı fırlar, ceketini iliklerdi: ‘Nasılsınız efendim, saygılar sunarım...’Çoğu kişi, başarısını etkili kişilere açtığı ofisindeki 24 saat kesintisiz ziyafet, masaj, sauna hizmeti ya da zarf servisine borçlu olduğunu sanırdı. Oysa gücü vefa adamı olmasından kaynaklanırdı. Emekli siyasi, bürokrat onun için ricacı olurdu. ‘Mert, gözü kara adamdır’ deyince açılıverirdi kapılar. Bu sayede Selçuk, 18 yılda Çankaya Belediyesi Park ve Bahçeler Müdürlüğü işçiliğinden Ankara’nın güç simsarlığına yükseldi. TÜDÜVEREN’DEN ÇIKTIM YOLAErzurum’un Horasan ilçesinden yoksul bir çiftçinin oğluydu. Köylerinin tek çeşmesinden kükürtlü su akardı: Bu nedenle Ermeniler Tüdüveren, onlardan sonra yerleşen Kürtler ise Kükürtlü koydu ismini. Babası, 1968’de Kars kökenli eşini ve dört oğlunu alıp Ankara’nın yolunu tuttu. İbrahim iki yaşındaydı. Çankaya’nın Çukurcabirlik mahallesine yerleştiler. Baba, İmar Bakanlığı’nda çalışmaya başladı. Ağabeyleri mahallede bakkal açtı.İbrahim ortaokulda eğitimi bırakıp çalışmaya başladı. MHP sempatizanıydı. Askerliğini Güneydoğu’da jandarma olarak yaptı. 1987’de ANAP’lı Erdoğan Yavuzlar’ın başkanlığındaki Çankaya Belediyesi’nin Park ve Bahçeler Müdürlüğü’ne girdi. Mahalle arkadaşı Ekrem Aşkın, Çankaya İl Başkanı’ydı. 1987’de ilçe delegesi seçildi. İki yıl sonra belediye SHP’ye geçince istifa etti. Hemşerisi ANAP Milletvekili Rıza Şimşek’in yardımıyla, TBMM KİT Komisyonu Başkanı ve TPO Başkan Yardımcısı Ahmet Uyanık’ın kapısını çaldı. BOTAŞ’a güvenlikçi girdi. İstihbaratçı Korkut Eken de kurumdaydı.1991’de Çocuk Esirgeme Kurumu memuru A. ile birleştirdi hayatını. Eşinin yakınları siyasette etkiliydi; müdürü Melih Gökçek siyasete yelken açmak üzereydi. İbrahim Selçuk, adını taşıyan ilk şirketini kurdu. 1994’te ANAP’tan Altındağ Belediye Başkanı aday adayı oldu. 1996’da Çankaya’dan, ANAP Ankara İl Yönetim Kurulu üyeliğine seçildi. Artık partinin etkili ismi İl Başkanı Mehmet Demirel’in kanatları altındaydı. Medikal gereç ithalatçısı Demirel’in, Ankara Belediyesi’nde, sağlık bakanlığında iyi ilişkileri vardı.MÜDÜRÜME DOKUNDURMAM!1997’de Gökçek’in Ankara Belediyesi’nden, Atatürk Bulvarı refüj inşaatını aldı. Sağlık alanına geçtiği günlerde, İl Sağlık Müdürü Dr. Eyüp Özeren yolsuzluk nedeniyle görevden alındı. Ama Mehmet Demirel’in tüm teşkilatla ANAP’tan istifa tehditiyle aynı gün geri döndü. ANASOL-D Hükümeti’nin il müdürü Dr. Serhat Ayrım, Selçuk’a ihalesiz iş vermekle suçlandı. Sağlık Bakanlığı soruşturması geçirirken, Devlet Bakanı Recep Önal tarafından SSK Yönetim Kurulu’na atandı. Bugün ise Sosyal Güvenlik Bakanlığı müsteşar yardımcısı.Selçuk, 2000’de Ankara Eğitim Hastanesi restorasyonunu 60 milyara aldı, keşif artışıyla 150 milyar lira tahsil edip, inşaatı tamamlamadan ortadan kayboldu. Başhekim şikayet etti. Bakanlık parasını kurtarmak için işlem başlattı. O günlerde Burak Doğumevi, Ankara, Atatürk ve Yüksek İhtisas Hastanesi’nden ihale alan şirketleri Üresan ve Ezgi İnşaat’ın adresi bulunamadı. Ama o, ‘ANAP Ankara İl 2. Başkanı, bakanlığı dolandırdı’ haberini yazan Hürriyet muhabirini buldu, ölümle tehdit etti.İŞBİLİR KONGRECİEşi A. iş değiştirmiş, RTÜK Planlama, Düzenleme Dairesi’nde çalışmaya başlamıştı. Bir süre sonra şef olacak, işe lüks BMW’siyle gidecekti. Bu arada bir kız ve bir oğulları oldu.Selçuk’un ANAP içinde 1990’ların ikinci yarısında hızla artan prestiji 1999 yerel seçimleri, 2001 il başkanlığı seçimi ve kongre operasyonlarıyla pekişti. Parti içi dengeleri değiştirebiliyordu artık. ANAP’ın ağır topları Nejat Arseven, Mustafa Taşar, Lütfullah Kayalar’la dosttu. Mesut Yılmaz’la bağlantı kuramasa da kardeşiyle diyalog kurduğu, doğalgaz işine girdiği söyleniyordu. Trusgaz’ın hamiline yazılı hissesiyle kurullara katıldığını rivayet eden bile vardı.CHP’nin bugünkü saymanı, milletvekili ve işadamı Mahmut Yıldız’la yolları 2000’lerin başında kesişti. Bestekar Sokak’taki at yarışı meraklılarının gittiği kulübün müdavimiydiler. Selçuk’un hayali ANAP’tan Erzurum milletvekili olmaktı. Hálá kirada oturuyordu. Bu saygılı, sıradan gence üç yıl sonra Esenboğa’nın VIP Salonu’nda rastlayınca çok şaşıracaktı Yıldız. Polisin telefon dinleme tutanaklarına geçen konuşmayı görse, hayreti daha da büyürdü. Selçuk, 2004 Eylülü’nde FERNAS’ın sahibi Muzaffer Nasıroğlu’yla telefon konuşmasında ‘Milletvekili var ya Mahmut Yıldız denilen o. çocuğu, i.ne 700 istemiş’ diyordu. BOTAŞ Genel Müdür Yardımcısı Fuat Celepçi’nin bizzat cepten arayıp aktardığı ihaleyle ilgili özel bilgileri paraya dönüştürmeye çalışıyordu o sırada. Anlaşılan, firmasıyla ihaleye katılan Yıldız’ın talep ettiği çekilme bedeli asabını ve terbiyesini bozmuştu. Celepçi şu anda Yüce Divan’da yargılanan bir bakanın yeğeniydi. Selçuk’a ‘Sayın Başkanım’ diyen Nasıroğlu ise CHP’den AKP’ye geçen vekil Nezir Nazıroğlu’nun kuzeni. Şirketi FERNAS, üç ay önce BOTAŞ’ın, Bakü-Ceyhan boru hattı inşaatından 22.2 milyon dolarlık işi ihalesiz almıştı. TBMM Yolsuzlukları Araştırma Komisyonu raporlarında adı geçiyordu. FERNAS konsorsiyumu 1997’de Bayazıt-Erzurum Doğalgaz Hattı’nı emsallerinden 40 milyon dolar fazlaya yapmıştı. Son anda şartnamedeki boru kalınlığı 40 inch’ten 48 inch’e çıkarılınca 54 milyon dolar daha alıp taahüdü yerine getirmemişti. TBMM Komisyonu, raporda vurgunun sorumlusunu da saptamıştı: Dönemin BOTAŞ Yatırımlar Daire Başkan Yardımcısı Fuat Celepçi başkanlığındaki ihale komisyonu ve Genel Müdür Nevzat Arseven. Ekip sadece Samsun-Ankara hattındaki 60 milyon dolar fazla ödemeden yargılanacak, 6’şar milyon lira para cezasına çarptırılacaktı. ‘Rahşan Affı’yla kurtulan Arseven, eski ANAP Genel Başkan Yardımcısı, TBMM Başkanvekili, bakan Nejat Arseven’in kardeşiydi. FIRAT’IN PASTANE ARKADAŞIDostluk ağını üç parti, TBMM ve MİT’e kadar geliştiren Selçuk, AKP’nin ayak seslerini ilk duyanlardandı. 1995 sonrası Çocuk Esirgeme Kurumu binaları ve Büyükşehir Belediyesi ihaleleriyle İstanbul’a adımını atmıştı. Belediyeden hızla dost çevresi edinmişti. AKP iktidarı dostlarını Ankara’ya taşıdı. Selçuk, cezaevinde Tayyip Erdoğan’ı ziyaret ettiğini anlatarak başladı işe. Geçmişte belediyenin, şimdi AKP’nin genel sekreteri, bürokrat atamalarını bizzat yöneten İdris Naim Şahin’le yakındı. Genel Başkan Yardımcısı Dengir Mir Mehmet Fırat, Selçuk’u ‘geçen dönem, Oran’daki Angora Pastanesi’nden’ tanıyordu. Kızıyla birlikte Gandi Caddesi’ndeki eski ofisine taşınmıştı. ‘Çok sayıda bakan ve en az 15 milletvekiliyle’ bürosundaki iftarlara katılırdı. Selçuk, Enerji Bakanı Hilmi Güler’i de makam aracına binecek kadar tanır, bu sırada çektirdiği fotoğrafları etrafta gösterirdi. Mustafa Taşar’a göre, Selçuk birçok bürokrat, siyasi, gazeteciyle Sheraton’ın saunasında dost olmuştu. ‘Ankara küçük yer, herkes birbirini tanır; bunda şaşıracak bir şey yok’ diyordu. Cep telefonlarının kapandığı, sohbetler sırasındaki beyin fırtınasında müthiş iş imkanlarının doğduğu sauna ortamının verimini yaşayarak görmüştü Selçuk. Yöntem İstanbul’daki Swissotel’de de başarılı olunca kararını verdi: Ankara’daki iki katlı bürosunu 250 milyar liraya restore etti, özel sauna yaptırdı. Artık 24 saat masaj, ziyafet servisiyle dostlarını stresten kurtarıyordu. Kabineden en az dört bakan müdavimiydi. Memleketin iç işleyişini iyi bilen, bayındırlık konularında uzman, kültürlü, enerjik dostları olmuştu. Bu sayede Cemal Kaya gibi AKP’li vekiller bile ‘Destek ver, ihale alalım’ diyordu.Selçuk kazancını dostluklarına yatırdı. Vakko’dan giydirdi, ERE’den 9 otomobil, milyarlık cep telefonları, Rolex saat, pahalı takılar gönderdi. AKP Milletvekili Mafruz Güler gibi müminlerle umreye gitti, Enerji Üretim AŞ Müdürü Önder Piyade, yardımcısı Servet Üst, Nejat Arseven gibi dostlarını Swissotel’in 400 dolarlık süitlerinde ağırladı. Üst gelince Maya’yı arar, ona ‘sabaha kadar iyi bakacak güzel bir şey’ göndermesini isterdi. 30 bin doları bulan faturaları FERNAS’la birlikte ödüyorlardı.Son üç yıldır Selçuk neredeyse her hafta sonu Swissotel’deydi. Şişkin zarfları konuklara lobi görevlileri verirdi. Ziyaretine AKP’li vekiller, üst düzey güvenlikçiler gelirdi. İstanbul Büyükşehir’in ihalelerinde zorlanınca bizzat başkanı arattırır, park restorasyonu, KİPTAŞ ihalesi ayarlardı. MİT’ÇİNİN TELE SÜRPRİZİÖylesine güçlüydü ki, adını ‘Anahtar İbo’ koymuşlardı. İddiasına göre, Enerji Bakanı’nı Jandarma Genel Komutanı’na bile o götürmüştü. İhale koşulları yeniden belirleniyor, tarih değiştiriliyor, ihaleler sahibini bulmazsa iptal ediliyordu. BOTAŞ’a yeni atananlar haber gönderirdi: ‘Beş kişilik kurulun üçü bizden; firma bulsun, ağırlığımızı koyalım!’ Cep telefonu hep çalışıyordu; Afşin Elbistan’dan, 350 milyon dolardan, Yunanistan hattından bahsediyordu. Heves kıranlara karşı kulağı açıktı. ‘Müfettiş Ağrı’yı karıştırmasın, kapatsın’ ya da ‘Merak etme, iş teftiş kurulu başkanında bitecek. Bakan beni karıştırma, dedi’ gibi manevralar tehlike bertaraf etmekte yeterliydi. Bu kadar işinin içinde Kurtlar Vadisi’ni izlemeyi hiç ihmal etmedi.Tam dizinin imrenilen kahramanlarından birine dönüşecekken, Alaattin Çakıcı’nın peşindeki polis, telefon dinlemelerinde onun adına rastladı. Çakıcı’nın aleyhine çıkacak Yargıtay kararını geciktirme çabasındaki müteahhit Hakkı Şen’i cep telefonundan MİT Operasyonlar Dairesi Başkanı Kaşif Kozinoğlu aradı. Ricası vardı: Selçuk’a borçlu bir müteahhitten paranın tahsili. Şöyle diyordu: ‘A.Ç’ye söyle, onu arasın, üzerine kara bulut gibi çökerim desin!’ A.Ç, Çakıcı’ydı! Ankara DGM, 2004 Mayısı’nda Selçuk’un teknik takibe alınmasına karar verdi. Sekiz yıllık arkadaşı, otomobili dahil her imkanını sunduğu dostu, başına iş açmıştı. Polis aylarca Selçuk’u dinledi, buluşmalarını görüntüledi. Kendine güveniyordu, dostları uyardığı halde telefon değiştirmedi. Sekiz ay sonra rahatsız olmaya başlamıştı. İstanbul’un ünlü Papermoon Restoranı’nda, özel bir bölmede AKP’liler ve Büyükşehir’in boru-baraj sorumlusu hemşerisiyle buluştuğunda telefon kartlarını değiştirerek konuşuyordu. Çok geç kalmıştı. Dokuz aylık soruşturma süresi ocak sonunda doldu. Ve polis operasyon için düğmeye bastı. BOTAŞ’tan, Enerji Bakanlığı’ndan bürokratlar, olaylarda adı geçen müteahhitler, çıkar amaçlı suç örgütü oluşturmak, ihalelere fesat karıştırıp çıkar sağlamak suçlamasıyla gözaltına alındı. İbrahim Selçuk, FERNAS’ın sahibi Muzaffer Nasıroğlu, EÜAŞ Genel Müdür Vekili Önder Piyade, Genel Müdür Yardımcısı Servet Üst, işadamı Cemil Kazancı tutuklandı. AKP iddiaları soruşturmak için komisyon kurdu. Bu arada Selçuk’tan ihale ayarlamasını isteyen müteahhitlerden AKP Ağrı Milletvekili Cemal Kaya, Hürriyet muhabirine olayı şöyle değerlendirdi: ‘Bunlar unutulur, unutulur...’
    Etiketler:

    EN ÇOK OKUNAN HABERLER

      Sayfa Başı