‘Köprü’yü geçersek IMF'den para gelecek

Hürriyet Haber
03 Temmuz 1999 - 00:00Son Güncelleme : 03 Temmuz 1999 - 00:01

Uluslararası Para Fonu Türkiye Masası Şefi Carlo Cottarelli, Türkiye ile Yakın İzleme Anlaşması'nı ‘‘stand-by'a köprü olacak şekilde’’ uzattıklarını açıkladı. Devlet Bakanı Hikmet Uluğbay, IMF'ye ‘‘stand-by’’ isteklerini ilettiklerini bildirdi. Cottarelli, stand-by olması halinde gelecek parasal destiğih Washington'da belirleneceğini söyledi.

Uluslararası Para Fonu (IMF) ile Türkiye arasındaki Yakın İzleme Anlaşması'nın süresi altı ay daha uzatıldı. IMF Türkiye Masası Şefi Carlo Cottarelli, 57'inci Hükümetin oluşturduğu ekonomik programın önümüzdeki aylarda Yakın İzleme Anlaşması çerçevesinde sürdürüleceğini ve yeni bir stand-by programına ilişkin görüşmelerde ilerleme olduğunu söyledi.

Cottarelli, hükümetin 2000 yılı sonunda yüzde 25, 2001 sonunda da yüzde 10 enflasyonu öngören ekonomi programını kapsamlı bulduklarını ve şu andaki Yakın İzleme Anlaşması'nı buna dönük ‘‘köprü’’ görevi göreceğini belirtti.

Yeni program için sağlanacak kredi desteğinin halen IMF'nin Washington'daki merkezinde görüşüldüğünü belirten Cottarelli, kredi konusundaki kararın IMF Yönetim Kurulu'na ait olduğunu söyledi. Kredi miktarı konusunda bilgi vermeyen Cottarelli, ancak yapılacak stand-by anlaşmasının iki- üç yıllık bir süreyi öngördüğünü kaydetti.

Devlet Bakanı Hikmet Uluğbay da talep edilen kredi miktarını IMF'e aktardıklarını, ancak onlar bir karar vermeden rakam açıklayamayacağını söyledi.

STRATEJİK ADIMLAR

IMF Türkiye Masası Şefi Cotterelli, iki haftadır Türkiye'de hükümet yetkilileriyle görüşmeler yaptıklarını belirterek, şöyle devam etti:

‘‘Türkiye ile IMF arasında ekonomi programına ilişkin ilerlemeler sağladık. Ama politikaların uygulanması için stratejik adımların atılması gerekmektedir. Bu politikaların uygulamaya geçirilmesi açısından önümüzdeki bir kaç ayın çok önemli olacağına inanıyoruz. Yakın izleme programı, IMF ile yapılacak bir anlaşma yönünde köprü görevi görecektir.’’

Cottarelli, Türkiye'de 1998 ve 1999'un ilk yarısındaki gelişmeleri değerlendirirken de, bu dönemin ekonomide karışık sonuçlar alındığı bir dönem olduğunu belirtti. Enflasyonda düşüş yaşandığını, ödemeler dengesinde olumlu bir seyir izlediğini anlatan Cottarelli, buna karşılık faiz oranlarının oldukça yükseldiğini, sonucunda ekonomik faaliyetlerin azaldığını anlattı. Büyümenin daha güçlü bir zemine oturtulması gerektiğini belirten Cottarelli, bunun da kalıcı tedbirlerle olması gereğine işaret etti.

MALİ KÜÇÜLME ÇABASI

Yetkililerin sadece merkezi bütçenin dengesine önem vermediğini görmekten sevinç duyduğunu söyleyen Cottarelli, şunları söyledi:

‘‘Tüm kesimlere bakıyorlar. Geçmişte görülmemiş bir durumdu bu. Özellikle mali hesapların ayarlanmasıyla ilgili olarak harcamalarla ilgili olarak yeni düzenlemelere gidilecek. Tüm mali açıkların kapatılmasına çalışılacaktır. Bu hedefleri biz tamamen destekliyoruz. Mali küçülme çabasının geçici tedbirlerle değil kalıcı, yapısal tedbirlerle gerçekleştirilmesi gerekir. Türk hükümetinin bu programı geçmişten çok farklı. Geçmişte bu tür ayarlamalar gecici bazda yapılıyordu.’’

Cottarelli, Bankacılık Yasası'nın, TBMM'den geçişinin sektör açısından önemli bir adım olduğunu, diğer adımların da gelecekte atılması gerektiğini kaydetti.

Sosyal Güvenlik Reformu'nun, Türkiye'nin en önemli sorunlarının başında geldiğini ifade eden Cottarelli, sosyal güvenlik açığının önemli rakamlara ulaştığını, mevcut haliyle sistemin emeklilere gereken desteği vermekten uzak olduğunu bildirdi.

Tarıma verilen desteğin şeklinde de sorunlar olduğuna anlatan Cottarelli, özelleştirme sayesinde de ekonomik sistemin verimliliğini artacağını kaydetti. Cottarelli, enflasyonun düşürülmesi çabalarının tüm kesimlerce desteklenmesi gerektiğini belirtirken, ‘‘Enflasyonun düşürülmesi çabaları herkes tarafından desteklenmeli. Artık daha kapsamlı bir programa ihtiyaç var. Tüm kesimlerin katılacağı ulusal bir çalışmaya gerek var’’ dedi.

Diğer bir sorunun da özelleştirme olduğunu belirten Cotterelli, Hükümetin bu konudaki planlarını da kendileriyle paylaştığını, programın oldukça mantıklı ve rasyonel olduğunu, sonuna kadar desteklediklerini açıkladı.

BU HÜKÜMET FARKLI

Cottarelli, enflasyonun düşürülme çabalarının herkes tarafından desteklenmesi gerektiğini kaydederek, şunları söyledi:

‘‘Geçmişte enflasyonu düşürme çabaları genellikle bazı konularda yapılıyordu. Artık daha kapsamlı programlara gereksinim var. Buna ulusal bir çaba demeliyiz. Tüm kesimler bu çabaya katılmalıdır. Hükümetin birleştirici rolü de enflasyonun düşmesinde rol oynayacaktır. Bugünki Türk hükümetinde ve programında, geçmişe kıyasla bir fark gördük. Bu yüzden ben dezenflasyon politikalarının başarılı olacağına inanıyorum.’’

IMF, Türkiye'ye neler dedi, neler istedi?

IMF'nin dün açıkladığı sonuç bildirisinde, Türkiye ile ilgili şu değerlendirme ve beklentiler yer alıyor:

KOALİSYONDAN ETKİLENDİK:

Koalisyon ortaklarının program hedeflerine ulaşma konusundaki görüş birliğinden etkilendik. Türkiye'nin ekonomik amaçlarına toplumun tüm kesimlerinin işbirliğiyle ulaşabileceği, hükümet, toplum, çalışanlar ve girişimciler olarak tam bir işbirliğinin gerekli olduğu izlenimi edindik. Biz Türkiye'nin, bu gayretle amacına ulaşacağına inanıyoruz.

ENFLASYONU İNDİRİN:

Yıllık enflasyonun bu yıl aralık ayında toptan eşyada yüzde 50-55 arasında, tüketici fiyatları bazında ise yüzde 55 düzeyinde gerçekleşmesi hedefleniyor. Hükümet tarafından amaçlanan programın tam olarak uygulanması durumunda faiz oranları ciddi bir biçimde düşecek, ekonomik aktivite artacak. Enflasyon ise 2000 yılında yüzde 25'e, 2001 yılında da yüzde 10'a inecek.

KARARLI GÖRDÜK:

Türk yetkililerin, antienflasyonist bir politika uygulanması konusunda kararlı olduğunu gördük. Yetkililerin, büyümeyi olumsuz etkileyen, gelir adaletsizliği yaratan, ekonomiyi baskı altında tutan yüksek enflasyonsuz bir Türkiye amaçladıklarını bize ilettiler.

GELİR HEDEFİ:

Bu yılın toplam gelirleri, eylül ayı itibariyle 12 katrilyon 700 trilyon, aralık ayı itibarıyle ise 18 katrilyon 700 trilyon lira olarak öngörülüyor. Yakın İzleme Anlaşması hedeflerine göre bu yılın eylül ayında faiz dışı toplam harcamalar 11 katrilyon 800 trilyon, aralık ayında ise 17 katrilyon lira olarak hedefleniyor.

FAİZ DIŞI FAZLA:

Aynı hedeflere göre özelleştirme gelirleri hariç faiz dışı bütçe fazlasının bu yılın eylül ayında 900 trilyon, Aralık ayında ise 1 katrilyon 700 trilyon olarak gerçekleşmesi planlanıyor.

ÖZELLEŞTİRME HEDEFİ:

Yıl sonu itibarıyle özelleştirme gelirleri 270 trilyon lira, bu yıl Merkez Bankası net iç varlıkları 1 katrilyon 100 trilyon olarak öngörülüyor.

Dünya Bankası: Tarihi programı destekleriz

Dünya Bankası Türkiye Temsilcisi Ajay Chhibber ise Dünya Bankası bu programın, son derece kapsamlı güçlü ve tarihi bir program olduğunu düşündüğünü belirterek, ‘‘Bu programda sorunlara kapsamlı bir şekilde yaklaşılmaktadır. Türk ekonomisinin sorunlarına konsolide bir şekilde yaklaşılmaktadır. Güçlü bir programdır’’ dedi. Chibber, Dünya Bankası'nın programa fikir bazında teknik destekte bulunduğu bu programa ve planlandığı şekilde uygulanması halinde mali destek sağlayacağını açıkladı. Cottarelli, ‘‘Çok yakın bir ilişki içinde olacağız. Önümüzdeki aylarda Türk hükümetine bu mali desteği vermeye çalışacağız’’ diye konuştu.

Uluğbay: Enflasyon yüzde 10'a inecek

Devlet Bakanı Hikmet Uluğbay ise IMF heyetiyle yapılan görüşmeler çerçevesinde, enflasyonla mücadele programına dönük Türkiye'nin kararlılığının IMF tarafına iletildiğini vurguladı. Uluğbay, güçlü bir siyasal desteğe sahip olan Hükümetin, enflasyonu 2001 sonunda yüzde 10'a indirmek için, tüm kararları duraksamadan alacak güçlü ve kararlı bir hükümet olduğunu söyledi. Hükümetin, süratle başta sosyal güvenlik reformu olmak, uluslararası tahkime ilişkin yasal düzenlemeler dahil bir çok yasal düzenlemeyi yaşama geçirme çalışmalarını tamamlamak üzere olduğunu vurgulayan Uluğbay, IMF'den bir stand-by düzenlemesi çerçevesinde destek istendiğini ve bu talebin olumlu karşılandığını anlattı.



Etiketler:


    EN ÇOK OKUNANLAR

      Sayfa Başı