Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Konyalı eksik kalır mı!

Emin ÇÖLAŞAN

Sevgili okuyucularım, Refah Partisi'ni hem bir vatandaş, hem de gazeteci olarak yakından izlemeye çalışıyorum. Ama inanın bütün çabama rağmen, bu partinin saygın ve tutarlı bir tarafını bulamıyorum. Tam tersine, tanık olduğumuz olayların sonunda onlar adına üzülüyorum.

Şimdi bakınız, elime bir belge daha geçti. Refah'lı Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Halil Ürün de Atatürk'e hakaret ettiği iddiasıyla yargılanmış ve hapis cezası almış.

Hadiseyi size özetliyorum:

Halil Ürün, 1992 yılında partisinin Selçuklu İlçesi kongresine katılıyor. Kürsüye çıkıp nutuk atmaya başlıyor. Elinde Mehmet Doğan isimli birinin yazmış olduğu bir kitap var. Bu yobazın kitabından parçalar okumaya başlıyor. Atatürk'e hakaret eden kitabı kürsüden okuyor. Konuşma banda alınıyor.

Hemen ardından, Ürün hakkında dava açılıyor. Yargılama Konya 1. Asliye Ceza Mahkemesi'nde yapılıyor.

Refah'lı Belediye Başkanı, banttaki konuşmasını elbette inkâr edemiyor ve kendisini şöyle savunuyor:

‘‘Evet, ben bu sözleri söyledim ama amacım Atatürk'e hakaret etmek değildi. Ben sadece o kitaptan bazı alıntılar yapıp kürsüden okudum...’’

Mahkeme, suç oluşturan bu sözleri üç üniversite öğretim üyesinden oluşan bilirkişi kuruluna inceletiyor. Onlar da ‘‘Atatürk'e hakaret edilmiştir’’ diye rapor veriyorlar.

Yargılama sonunda karar açıklanıyor:

‘‘Sanığın Atatürk'ün hatırasına alenen hakaret ettiği sabit olduğundan, bir yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına...

Sanığın kişiliği dikkate alınarak hapis cezasının 1 milyon 825 bin lira ağır para cezasına çevrilmesine...

Sanığın geçmişteki hali ve ahlaki durumu dikkate alınarak, cezasının ertelenmesi durumunda bir daha suç işlemekten çekineceğine dair mahkemeye kanaat gelmediğinden, sanık hakkında 647 sayılı kanunun 6. maddesinin uygulanmasına yer olmadığına...

Kararın bir suretinin Adalet Bakanlığı'na gönderilmek üzere Konya Cumhuriyet Savcılığına verilmesine...’’

Esas 1992/538, Karar 1994/494 sayılı bu mahkeme kararı Yargıtay'a gidiyor. Yargıtay 9. Ceza Dairesi'nin 6 Temmuz 1995 tarih ve 35.22-4638 sayılı ilamı ile onanıp kesinleşiyor.

***

Bugüne kadar çok sayıda Refah milletvekili ve belediye başkanı, Atatürk'e hakaret etti! Refah korku ve paniğe kapılıp bunlardan bir bölümünü partiden ihraç etmek zorunda kaldı.

Bunlardan bazılarını biliyoruz ama Konya Büyükşehir Belediye Başkanı'nın da aynı suçu işlediğinden doğrusu haberimiz yoktu!

Hakaretçiler kervanına o da katılmış.

Aferin!

Mahkeme kararında bir şey daha vurgulanıyor. Dosya, gereği yapılmak üzere Adalet Bakanlığı'na gönderilmiş.

Acaba sonrası ne oldu? Adalet Bakanlığı ne yaptı? İdari yönden soruşturma açıldı mı?

Atatürk'e hakaret ettiği yargı kararıyla da kesinleşen bir belediye başkanı görevde nasıl bırakılıyor?

Bu dosya biraz deşilirse, sanırım altından ilginç şeyler fışkıracak! Araştırmak Adalet Bakanı Oltan Sungurlu'ya düşüyor.

***

Refah Partisi kamuoyu önünde sık sık gülünç oluyor. Fatma Girik'in açıkladığı son kaset, bunun somut göstergesi. Bay Erbakan beş yıldızlı otelde nutuk atıp Kanal-7'ye ‘‘Acıtıncaya kadar’’ para yardımı istiyor, parayı bastırana cennet vaat ediyor!

Aynı konuşmasında ayrıca ‘‘devlet kurmaktan’’ söz ediyor... ‘‘Siz bu kafayla devlet kuramazsınız. Devlet için sağlam bir televizyon gerekir’’ anlamına gelen laflar ediyor.

Bu bant ekranda gösterildikten sonra komik şeyler oluyor. Önce Bay Erbakan'ın sağ kolu Şevket Kazan konuşuyor:

‘‘Erbakan'ın söyledikleri partimizi bağlamaz...’’

Ardından TBMM Grup Başkanvekili Salih Kapusuz basın toplantısı düzenliyor:

‘‘Hocamız bu konuda ne dediyse, aynen onun arkasındayız. Görüşlerine katılıyoruz...’’

Aradan birkaç gün geçiyor, bu kez hocaları konuşuyor:

‘‘O bant montajdır...’’

Oysa montaj falan değil!

Aradan yine birkaç gün geçiyor. Salih Kapusuz bu kez televizyonda ahkâm kesiyor:

‘‘Efendim, devlet kurmakla ilgili o sözlerini hocamız, Afganlılar'a söylemişti!..’’

Sıkıştılar ya, ne diyeceklerini şaşırdılar... Çünkü bütün bunlar, Anayasa Mahkemesi'nde görülecek olan kapatma davasında aleyhlerinde belge olacak.

Dikkat ediniz!

Kendi genel başkanlarının yaptığı ve ekrandan yayınlanan bir konuşma konusunda bile birbirlerine düşüyorlar!

Yalanın bini bir paraya gidiyor!

Hepsi bir başka tarafa çekmeye kalkışıyor.

Doğruda anlaşamıyorsunuz, bari yalanda anlaşın be muhteremler!

***

Bu kesimin bütün sermayesi Atatürk'e sövmek, başörtüsü sömürüsü yapıp kızlarımızı ve kadınlarımızı siyasal amaçlarla kullanmak ve her konuda yalan söylemek!..

80 yaşına yaklaşan genel başkanları geçenlerde ‘‘Batıcı’’ olduğunu ilan etti, şeriatçı belediye başkanları yakalarına Atatürk rozeti taktı!..

Ve bu takiyyeci takımı, Türkiye'nin yönetimine talip oluyor! Hatta Hacı-Bacı döneminde tanık olduğumuz gibi, gün geliyor iktidar oluyor! Şansımız varmış ki, rezalet kısa sürüyor.

Bakalım Anayasa Mahkemesi son sözü nasıl söyleyecek!

X

YAZARIN DİĞER YAZILARI