Konut balonu finansal krizleri tetikliyor

Hürriyet Haber
25.10.2005 - 10:01 | Son Güncelleme:

Türkiye Bankalar Birliği’nin raporunda, "gayrimenkul balonlarının" krizleri tetikleyici özelliği ortaya konulurken, ipotekli konut finansmanı sistemine geçiş hazırlıklarını sürdüren Türkiye için uyarılar yapıldı.

Türkiye Bankalar Birliği’nce (TBB) yayımlanan raporda, gayrimenkul balonlarının finansal krizleri tetikleyici özelliğine dikkat çekildi. Raporda, ipotekli konut finansmanı sistemine yönelik hazırlıkları sürdüren Türkiye’nin çeşitli ülkelerdeki kriz deneyimlerini gözönünde bulundurması gerektiği belirtilirken, konut arzıyla birlikte talebin de gelişimini sağlayacak adımların atılması durumunda konut fiyatları ve kira artışlarının dengelenebileceği kaydedildi.

TBB Bankacılık ve Araştırma Grubu Uzmanı Pelin Ataman Dönmez’in yaptığı "Seçilmiş Ülkelerde Gayrimenkul Fiyatları ve Bankacılık Sektöründeki Gelişmeler" başlıklı raporda, Doğu Asya ülkeleri, İsveç ve Japonya örnekleri üzerinden inceleme yapıldı. Raporda, 1990 yıllarda gelişmiş ve gelişmekte olan bir çok ülkede aktif balonları meydana geldiği belirtilirken, "Bu ülkelerde meydana gelen aktif balonlarının çökmesi ekonomileri finansal krize sürüklemiştir" denildi. Gayrimenkul piyasalarında oluşan her balonun finansal krize yol açmadığı, ancak uluslararası uygulamaların, "gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde gayrimenkul piyasalarında oluşan balonun çökmesiyle bankacılık krizleri arasında çok önemli ilişki bulunduğunu" gösterdiği kaydedildi.

Gayrimenkul sektörüne açılan kredilerde bankaların başarısızlığa uğramalarının en önemli nedenleri "sektöre ilişkin yeterli bilginin olmaması, kredi analiz ve denetiminin etkin bir şekilde yapılamaması" olarak saptandı. "Finansal kriz geçiren ülkelerde gözlemlenen temel özelliklerden birisi, yüksek kadıraç oranına sahip firmaların kredi limitlerinin arsanın değerine bağlı teminatlara göre belirlenmesidir" denilen raporda, aktif balonunun çökmesiyle arsa teminat değerinin düştüğü, bunun da kredilerin tam olarak güvence altına alınamadığı anlamına geldiği kaydedildi.
Bankaların böyle bir durumda kredi limitlerini düşürdükleri, firmaların kredilerini geri ödemek için arsaları satmaya başladıkları, bu satışların da arsaların değerini daha da düşürdüğü anlatılan raporda, şu değerlendirmeler yapıldı:
"Bu durum sistemde zincir iflaslar oluşana kadar devam etmiştir. Ayrıca mevduata açık ya da zımni güvence verilmesi mevduat sahiplerinin ve kreditörlerin bankalar tarafından alınan riskleri izleyememelerine neden olmuş, bu durum bankalar için ahlaki bir risk yaratmıştır. Bu ülkelerde hızla artan konut fiyatları üzerinden yapılan kredi verme işlemlerinde konutun yükselen değeri dolayısıyla ihtiyaç duyulan kredi talebi daha yüksek olmuş, ekonomik istikrarın bozulduğu dönemlerde sistemi zaafiyete uğratmıştır."

"ÇOK BÜYÜK KURUMLAR BİLE İFLASA SÜRÜKLENDİ"

Raporda, Türkiye’nin son dönemde ipotekli konut finansmanı sistemine yönelik yapılması öngörülen düzenlemeleri gerçekleştirirken diğer ülkelerde yaşanan krizlerden elde edilen deneyimleri göz önünde bulundurması gerektiğine dikkat çekildi. Raporda, "Bu ülkelerde zor duruma düşmesi veya iflas etmesi düşünülmeyen çok büyük ve güçlü kurumlar dahi iflasa sürüklenmiş, bunlar yeni krizleri tetikleyerek hem finansal sektörü hem de ekonomik faaliyeti olumsuz yönde etkilemiştir" uyarısı yapıldı.

"DOĞRU KONUTLAŞMA TEŞVİK EDİLMELİ"

Raporda, kamuoyunun konut kredilerine erişimin toplumun yaygın kesimin içine alacak şekilde genişleyeceği ve bu sayede bireylerin ev sahibi olabileceğine yönelik beklenti içinde olduğu belirtildi. Kamu otoritesinin gelişmiş ülkelerde olduğu gibi hızlı ve doğru konutlaşmayı teşvik eden plotikaları ön plana koyarak mevzuat oluşturması ve bunun tamamlayıcısı olarak da ipotekli konut finansmanı sistemini önemli ölçüde teşvik etmeleri gerektiği ifade edildi.

"KONUT ARZIYLA BİRLİKTE TALEBİN GELİŞİMİ SAĞLANMALI"

Sosyal ve iktisadi farklılıklar gözönünde bulundurularak, Türkiye gerçeklerinin gözönünde bulundurulması gereğine de dikkat çekilen raporda, "konut arzını artırmayı sağlayan gelişmeler ön plana alınırken, buna paralel olarak talebin geliştirilmesi için gerekli adımların atılması önemlidir. Ancak bu şekilde konut fiyatları ve konut kiraları artışının kontrollü seviyede tutulması sağlanabilecektir" uyarısı yapıldı.

Raporda, şu noktaların da altı çizildi: "Gayrimenkul sektörünün etkin bir şekilde faaliyet göstermesini teminen gayrimenkullerin doğru fiyatlanması için zamanında ve doğru bilginin edinilebilmesi, aynı zamanda konut sektörüne likidite sağlamak için aktif bir ikincil piyasanın olması gereklidir. Ayrıca, devlet ve özel sektör arasında işbirliği kurulması konut finansmanı için birincil ve ikincil piyasalarda belirsizliğin azaltılmasının sağlanması açısından önemlidir."
(ANKARA/ANKA)
Etiketler:


EN ÇOK OKUNAN HABERLER

    Sayfa Başı