Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Konuşan fotograflar

Zeynep ATİKKKAN

Çok samimi bir itirafta bulunayım.

Muharrem Kayhan'ın, TÜSİAD başkanlığına seçildiği günden beri ortaya koyduğu icraatı çok büyük bir ilgiyle izledim.

Özellikle, demokratikleşme konusunda sergilediği tutarlılık dikkat çekiciydi.

Bu gözlemlerimi bir süre önce Enis Berberoğlu'yla paylaşmış ve TÜSİAD Başkanı'yla bir görüşme yapmanın çok yararlı olabileceğini söylemiştim.

Bugün, böyle düşünmüyorum.

Bir ülkede, Sanayici ve İş Adamları Derneğinin başkanı, bir general ile fotograf çektirip ardından, ‘milletvekillerinden utanıyorum’ derse ve de bu resim ile demeç aynı sayfada yer alırsa, bu mesajın çok özel bir anlamı vardır.

Talihsiz bir simgedir bu.

Dikkat ederseniz, siyasetin, siyaset dışı güçlere ihale edildiği şu günlerde pekçok kesim siyasi taşeronluk peşinde.

Herkes, kenarından köşesinden siyaset üretip, siyaset sahnesinde yer almaya çalışıyor.

Bu siyaset taşeronlarının ürettikleri mamuller arasında kalite ödülüne layik olanı da yok doğrusu.

Eksik demokrasilerin içine düştüğü çıkmazın sonuçlarına katlanıyoruz.

Hafifçe gülümsenerek bu tespitlerime verilecek cevabı kestirebiliyorum.

‘Kendisi de kabul ediyor demokrasinin eksik olduğunu, bu durumda, kim isterse gider generallelerle fotograf çektirir. Sonra sivil idareye küfür eder’ denecektir.

Doğru, zaten öyle yapılıyor. Görüş belirtmek herkesin hakkı ama işin bir de üslûbu var ki işte o, görüşün derinliği kadar önemli.

Belli bir moderleşme çizgisini sürdüren, topluma ileri mesajlar veren ve demokratikleşme paketiyle ortaya çıkan bir ekibin böyle bir açmaza düşmesi çok düşündürücü!

Dokunulmazlıklar konusunda işledikleri tarihsel suç yüzünden, bu sütun dahil olmak üzere mesleğine saygılı her köşe yazarı, milletvekillerine karşı tepkisini, nefretini ortaya koydu.

Duyarlı bütün gazeteciler sokaktaki insanın tiksinme duygularına tercüman oldular.

Meclis'teki utanç verici oylamadan sonra, sivil toplum örgütleri infiallerini çeşitli şekillerde dile getirdiler.

Kendilerine dokundurtmayan parlamenterleri kamu vicdanında yargıladılar. Lanetlediler.

Marifet, sivil platform içinde güç gösterinde bulunmaktır.

Eylemi, sivil hareketin yaptırım gücüne dayanarak sergilemektir.

Genel Kurmay brifinginden çıkıp, her ne koşulda olursa olsun parlamentoya küfür edilemeyeceğini Latin Amerikalı iş adamları bile öğrendiler artık.

Siyasetin içerik yerine simgelerle yapıldığı üçüncü dünya ülkelerinde, fotografların dili vardır.

Gazetecinin objektifi, işi gereği haberi yakalar. Öncelikleri saptar.

Açın, karıştırın arşivleri. Son onbeş yıl içinde kimin kiminle aynı karede görünmek için takla attığına bakın.

Gücün yanıbaşındaki gülüş, tebessüm ve de kahkahaların dilini okuyun.

Bir zamanlar, Özal'dı o güç. Semra Özal da güç odağı olarak hatıra resimlerine girdi.

Sonra Demirel ile foto çektirildi. O'nu Çiller izledi. Birkaç ay öncesine kadar gene Demirel'di objektiflerin baş aktörü.

Şimdi bakıyorum, pekçok kişi, ‘bir çevik’ gibi fotograf çektirme peşinde.

Sonra, önüne gelene serbest atış serbest...

Meclis'e, bu dekor içinde küfür edilirken, sosyal demokrat başkan Hikmet Çetin neden sesini çıkartmıyor acaba?

Sabah, ‘demokratik standartların yükseltilmesi’ toplantısı düzenle, öğleden sonra, generallerle resim çektirip Meclis'e hakaret et.

Kimilerine göre, Türkiye'de demokrasinin standartları işte böyle yükseliyor.

Siyaset bir üslûp ve ayrıntı işidir.

Siyasi mesaj verirken, siyasetin bütün inceliklerini bilmek gerekir.

X