"Yonca Tokbaş" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Yonca Tokbaş" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Yonca Tokbaş

Konuşamamak felaket dinleyememek beter

Sabah sürekli bunu düşündüm.

Biz çok konuşan; ama bir türlü gerçekten konuşamayan insanlar mıyız acaba diye…

Yani bir sürü şeyi konuşup anlatıyoruz; ama bir türlü tam olarak ne demek istiyorsak doğru düzgün ifade edemiyoruz.

Mesela şu anda acaba ben kendimi size doğru ifade edebiliyor muyum emin değilim. Yazmak da zor.

Öte yandan, daha daha fena bir şey var; doğru düzgün dinleyemiyoruz birbirimizi.

Tahammülümüz hiç ve asla yok.

Hani cümlenin sonunu beklesek belki, bunca kavga çıkmamış olacak.

Ama yok.

Cümle bitmeden güm pat girişiyoruz.

Sürekli, kendi kafamızda, gönlümüzde olan bitene endeksli bir dinleme halimiz var. Karşımızdaki ne derse desin, kendi üstümüzden değerlendirip ya üstümüze alınıyoruz, ya da karşımızdakine saldırma ihtiyacı duyuyoruz.

Yani karşımızdakinin kendine dair bir şey anlattığını düşünecek halimiz yok. Buna ihtimal de vermiyoruz. O kadar “BEN” odaklıyız.

“Sen bana mı demek istedin lan yoksa bunuuuu...” şeklindeyiz.

Ya da şu var:

Her şeye verecek bir örneğimiz ve aklımız var.

Oysa belki karşımdaki örnek mörnek duymak istemiyor. Sırf anlatmış olmak, sırf dinlenmiş olmak istiyor.

İlla fikir beyan edilmeden, öneriler ve çözümler başa kakılmadan dinlenebilmek de bir ihtiyaç biliyor musunuz.

Neden böyle?

Yani neden dinleyemiyoruz?

Dinleyemeyen insan, zaten konuşamaz ki!

Hani psikolog veya sosyolog olsam en çok bunu araştırmak-incelemek isterdim.

Çocuklarımdan öğreniyorum dinlemeyi. Yemin ederim öyle.

Bazen öyle çok kafamı duvarlara vurasım geliyor ki onların tepkileri karşısında, sinir oluyorum kendime. Zamanı geri alsam en çok bunu düzeltirdim.

Onları dinlemediğim zamanları siler, dinleme zamanı yerleştirirdim.

Duyardım onları...

Bazı şeyler öyle basitken öyle kolay avuçlarımızın içinden kaçırıyoruz ki!

Çocuk sadece ben onu dinleyeyim: “hmmm, yaaa, aaaa, ooo, deme ya.. bak sen.. vay canına, e sen ne hissettin bu durumda, ay zor evet haklısın..” filan dememi istiyor.

O kadar.

Bense: “Aaaa bak sen şimdi öyle de, şunu denedin mi, bunu yapsana yahu, ama o zaten böyle bi insan.. ama öyle yapılır mı yahu pes!” gibi ya akıl ahkam kesiyorum, ya birisi hakkında hiç haddime düşmeyen yargılamalarda bulunup çocuğa da nasıl insan yargılanır en önce ben, anası, öğretiyorum; ya da en fenası ne yapsa beğenmemiş oluyorum!

Ayol orada ben yoktum ki... ! Olmuş bitmiş.

Bi dinle bi duy bi dur!

Yuh yani Yonca!

Neyse.

Nitekim, bu ara daha dikkatli bir dinleyici olmayı aklıma koydum.

Dinliyorum çocuklarımı.

Gözlerinin içine baka baka, mimiklerine, duygularına odaklana odaklana hem de.

Şşşşt... sessizlik lütfen.

Dikkatimi dağıtmamam lazım.

Teşekkürler.

Yonca
“Keskin Kulak”


 

X