Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Konunun özünü unutmayalım...

Oktay EKŞİ

Ortada bir gerginlik var. Genelkurmay Başkanlığı'nın dünkü gazetelerde yayınlanan açıklamasından da açıkça anlaşıldığı gibi Silahlı Kuvvetler'in üst kademelerini gereksiz yere rahatsız eden gelişmelerden, söylentilerden kaynaklanan bir gerginlik.

Üstelik bu gerginlik esas itibariyle hükümetle Silahlı Kuvvetler'in üst kademesi arasında...

Peki gerginliğin sebebi ne?

Ortada iki iddia var: Resmi olan iddiaya göre ‘‘Hükümet irticaya karşı mücadelede yetersiz kalıyor’’muş.

Özel olan iddiaya göre ‘‘O bir bahane imiş. Asıl mesele ağustos ayındaki emeklilik, tayin ve terfilerden sonra Orgeneral Çevik Bir'in Genelkurmay Başkanı olması için önünü nasıl açmak mümkün olur sorusunun yanıtında aranmalıymış. Eğer Genelkurmay Başkanı İsmail Hakkı Karadayı'nın görev süresi bir yıl uzatılırsa Çevik Bir'in önü açılıyormuş. O nedenle şimdi bir gerilim yaratıp Karadayı'nın süresini uzattırmak isteyenler devredeymiş.’’

Bunların ikisi de yakışıksız ve seviyesiz iddialar. Hele tayin ve terfilerle ilgili iddiaların Başbakan'ın çevresinden çıkması daha da çirkin.

Öte yandan bu iddiaları esas alıp da Türkiye'de bir ‘‘darbe’’ zemini yaratmaya kalkan varsa, onun aklına şaşmak lazım, çünkü daha yola çıktığı dakikada yalnız kaldığını görür.

Türkiye'de esas mesele, askerin de, -bir kısım politikacının gönlü el vermese de- genel kamuoyunun da kabul ettiği ‘‘irtica’’ tehlikesinin bertaraf edilmesidir.

Ama 40 sene beslenen bir tehlikeyi ne kırk günde temizleyebilirsiniz, ne de kırk ayda...

Kimse kendini aldatmasın: Bu tehlike ancak sistemli ve uzun vadeli ulusal bir politikanın uygulanmasıyla bertaraf edilebilir.

Ulusal politikadan kastımız, bireylerin din ve vicdan özgürlüğüne son derece saygılı olan ama kimsenin kendi inancını -dolaylı veya dolaysız yoldan- başkalarına dayatmasına izin vermeyen bir politikadır.

Mülki amirler, savcılar, yargıçlar, eğitimciler ve güvenlik güçleri başta olmak üzere, kamu kurumlarında yer tutmuş tüm anti-laik unsurları, hukuk devleti kurallarına uyarak tasfiye etmedikçe, böyle bir politikayı uygulayamazsınız. O nedenle operasyona kamu kurumlarından başlamak şarttır.

Okullarda, üniversitelerde ve kamu kurumlarında uygulanacak kıyafet yönetmelikleri, tarikat yurtları, kaçak Kuran kursları dahil her şey bundan sonra gelir.

Bunu Batı Çalışma Grubu mu yaparmış, o değil de Başbakanlığa bağlı olarak kurulduğu bildirilen Sivil Çalışma Grubu mu? Hiç önemli değil. Önemli olan bu işin sıkı tutulması ve hukuka uygun şekilde başarılmasıdır.













X

YAZARIN DİĞER YAZILARI