Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Konu benim için bitti

<B>NE </B>kadar çok çalıştığımı anlasın da beni azıcık takdir etsin diye hemen telefon açtım <B>Rana'</B>ya.

‘‘TEMPO Dergisi, Afganistan'da dönen dolapları yazmamı istedi, hem de 1000 kelime yazacakmışım’’ dedim.

‘‘Allah'a çok şükür, bu son aylarda duymuş olduğum en güzel haberdi’’ dedi.

Bu cevabı bana hayli abartılı geldi. Neden böyle abartılı bir coşkuyla karşıladığını sordum bu haberimi.

‘‘Afganistan, Afganistan, Afganistan... Bıktık, fenalık geldi bize her gün bunu okumaktan. Başka konu mu kalmadı yazacağın?.. İlgilendiğimizi sanıyorsan bu konuyla çok aldanıyorsun... Yaz Tempo'ya; bin kelime mi yazarsın 10 bin mi ben bilemem. Dök içindekileri, bir kerede kurtul bu takıntından olup bitsin. Bir daha da düşünme bu konuyu.’’

Böyle dedi bana.

‘‘Peki siz neyle ilgileniyorsunuz?’’ diye sordum. Madem o bana durmadan ‘‘biz ilgilenmiyoruz’’ diyor, benim de ona ‘‘siz’’ demem daha uygun gibi geliyor bana.

‘‘Afganistan konusu dışında her konuyla ilgiliyiz’’ dedi.

Son derece global ve net bir tavırdı bu.

Ben inanıyorum ki, Bob Woodward'ın karısı, adam Watergate'i durmadan yazarken bu tür bir tavır almamıştı; eğer alsaydı skandal kesinlikle ortaya çıkmazdı.

Bir araştırmacı gazetecinin başına gelebilecek en büyük felaket, araştırmalarının karısı tarafından hiç durmadan, istikarlı ve taviz vermeyen bir şekilde aşağılanmasıdır.

Gerçi aşağılanmaya genel anlamda karşı değilim, bilakis bunun olumlu yanları da mevcut gayet tabii ki. Ancak onun bana karşı tavrının araştırmalarım olmadan da süreceğine inanıyorum ve bu nedenle hayatımda fazla bir değişiklik olmayacağına güvendiğim için de hiç korkmadan Afganistan sorunu üzerine yazı yazmayı bugün itibarıyla kesiyorum.

Konu benim için bitti.

***

Bitti de, İrfan Sapmaz'ın Kábil'den yazmış olduğu ve gazetemizde manşet olan haberine de takmış durumdayım.

Gazetemizin üst düzey yöneticilerini uyarıyorum! İrfan'ı hemen Afganistan dışına çıkartın ve Türkiye'ye sağ salim ulaştırın.

Tamam anladık, adam savaş muhabiri ve büyük tehlikelere alışık.

Ancak o bugüne kadar kendisini hiç böyle riske atmamıştı.

Düşünsenize, 15 evli Afgan kadınını bulmuş.

Bunları bir eve toplamış.

Suratlarını açtırmış.

Hepsine birer parfüm hediye etmiş.

Sonra da onlarla sohbet etmiş.

İrfan kardeşim. Büyük tehlike içindesin. Amerikan bombardımanı, Taliban dehşeti, bunları yaşadın ama bunlar şimdi karşı karşıya bulunduğun tehlike yanında solda sıfır kalır.

Sana şöyle anlatayım meseleyi:

Afgan erkekleri, dünyada çok anlayışlı, ‘‘açık fikirli’’, kadın-erkek ilişkilerinde liberal tavırlı olmalarıyla tanınmazlar. Bilmem anlatabiliyor muyum?

Örneğin, hiçbir Afgan erkeği, Hugh Grant gibi davranmaz bence. Elizabeth Hurley ondan ayrılıp, başka bir adamdan hamile kalmıştı.

Şimdi ne hikmetse Hugh Grant'a, ‘‘Benimle evlenip, çocuğumun babası olur musun?’’ demiş.

Hugh ise gayet tabii ki, ‘‘Evet, tabii olurum’’ demiş.

‘‘Gayet tabii ki’’ diyorum; çünkü ‘‘Hayır, kiminle yatıp hamile kaldıysan git de onunla evlen’’ demiş olsaydı, zaten bu hikáyeyi size anlatmama gerek kalmazdı baştan.

Şimdi ben Afganistan'ı pek bilmem, ama bir Afgan erkeğinin başına böyle bir iş gelse, ilk önce kadını öldürür, sonra kadını hamile bırakan adamı gebertir, daha sonra da hızını alamayıp hamile kaldıktan sonra başka bir erkeğe evlilik teklif edebilme cesaretini kadınlara veren bir medeniyeti ortadan kaldırmak için Usame bin Ladin'in örgütüne gönüllü intihar komandosu olarak yazılırdı.

Durum böyleyken İrfan Sapmaz'ın bu dağ adamlarının karılarını bir odaya toplayıp, suratlarını açtırıp, onlara birer parfüm hediye etmesi, son iki ayın dünyada yaşanmış en tehlikeli olaylarından bir tanesiydi bence.

Pulitzer cesaret ödülü bu arkadaşımıza verilecek, artık bundan eminim.

***

Son olarak da Afgan erkeklerine bir tavsiyem olacak.

Kaçın kardeşim kaçın. Pakistan'a mı gidersiniz, Özbekistan'a mı kaçarsınız, İran'a mı sığınırsınız, ne yaparsınız bilemem. Ama orada durmayın.

Tehlike büyük ve yaklaşıyor.

Bakın Afgan kadınları, Türk kadınlarını örnek alacaklarmış; bizim kadınlar gibi olmak en büyük emelleriymiş.

Hangi kabileden olursanız olun hiç fark etmez. Afgan erkekleri, işte şimdi hapı yuttunuz. Geleceğinizin nasıl olacağını bilmek istiyorsanız bakın Türk erkeklerinin durumuna. Hepimiz hayattan bezmiş durumdayız.

Afgan kadınları, Türk kadınlarına benzeyince eminim ki o halk ülkeden Taliban'ı kovduğu için pişmanlık duyacak, ama iş işten de geçmiş olacak.

Ve konu gerçekten bitti.
X