Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Kontrolsüz romantizm, romantizm değildir

Flaş! Flaş! Flaş! Karolin Fişekçi sayesinde, edebiyatla magazin flört halinde yakalandı!

Kaç gündür Karolin ne demiş, Orhan nasıl yalanlamış, bunları konuşuyoruz.
Zaten edebiyat ve magazin aynı şeye hizmet eder: Kendi sıkıcı hayatımızın dışına çıkıp el alemin hayatına sızmamıza.
Magazin eklerine dikkatli bakın: Pek çok Anna Karenina, Emma Bovary ve Bihter görürsünüz.
Aynı şekilde, Anna, Emma ve Bihter günümüzde yaşasalardı magazine konuk olacaklarına hiç şüphe yok.
“Kocasının yeğeniyle yakalandı!” manşetini görür gibiyim.
“Doktorun karısı genç sevgilisiyle!” haberi de ses getirirdi.
“Yasak aşk yaşayan evli kadın kendini trenin altına attı!” haberi “su testisi” muhabbeti yaptırmaz mıydı?
İşin geyiği bir yana, biz insanlar mantıklı yaratıklar değiliz. Fikirlerden çok insanları merak ediyoruz.
Orhan Pamuk’un olmayan ilişkisi, bizi dünya edebiyatına yön veren romanlarından çok ilgilendiriyor.
İşin tuhafı, en çok böyle şeyler anlatan romanlar kalıcı oluyor. İnanmazsanız Doğan Hızlan’a sorun.
Nitekim, Karolin Fişekçi kardeşimizde bir Emma Bovary havası görmüyor değilim.
Aynı kabına sığamama hali, aynı kendini gösterme arzusu, aynı kontrolsüz romantizm...
Ha Emma ha Karolin!
Tabii yarın çıkıp “ben aslında Orhan Pamuk temalı bir performans icra ettim, siz anlamadınız!” falan derse bilmem. Kavramsal sanata ilgim Hakan Şükür’ün siyasete ilgisi kadar.
Ama şundan eminim: Bu tip kadınların ebedileşmesi, okura kendi hayatında yaşayamadığı tutkuları yaşatabilmelerinden.
Sonunda hepsinin ölmesi de, yazarların mahalle baskısından tırsmasından. Maksat sıkınca “ben ibret olsun diye yazdım” diyebilsinler.
Karolin ise Pamuk’un yazdığı kadınlara gittikçe daha çok benziyor. İnsan merak ediyor: Sahiden bir Orhan Pamuk karakteri olsaydı sonu nice olurdu?
Kendisinin Anna, Emma ve Bihter’den alacağı ders ise şu olabilir: Kontrolsüz romantizm, romantizm değildir.

Güvenç Dağüstün hadisesi

Bilen bilir, tam bir hadisedir Güvenç Dağüstün: Sesiyle, sahnesiyle, “Gel Ey Seher” yorumuyla.
Biz hayranları beyefendiden yıllardır albüm bekler ve havamızı alırız.
Mükemmeliyetçidir çünkü. Aceleye getirmez. Nihayet şans yüzümüze güldü de “Evde Yoklar” albümü çıktı.
Üstelik “Gel Ey Seher”in yanı sıra Mehmet Güreli klasiği “Kimse Bilmez” de var! “Bin Cefalar Etsen Almam Üstüme” dediği Pir Sultan yorumu ayrı.
Şu arabesk gürültüsü içinde hoş bir seda arıyorsanız, Güvenç Dağüstün diyorum. “Evde Yoklar” diyorum. Dinleyiniz diyorum.

tatlı  Sözlük

80’li yıllar: Eski tadı olmayan nostalji.

X

YAZARIN DİĞER YAZILARI