Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Kontrolsüz güç

Beşiktaş ve Galatasaray taraftarı yanlış bir güç gösterisi yapıyor. Seyircinin baskısıyla futbolcu ve antrenör psikolojik olarak çöker. Futbolcu seyircisine güvenerek, sahaya rahat çıkmalı, korkarak değil.

* G.Saray’da taraftar yönetimi sezon başından beri protesto ediyor, aynı şeyi önceki akşam Beşiktaş taraftarı da yaptı. Taraftar ne istiyor? Bu istenmedik olayların önüne nasıl geçilir?

Taraftar yanlış bir güç gösterisi yapıyor. Taraftar sevgilisi olduğu takım için o stada gidiyor, bunun için para ödüyor ve takımını teşvik edip ateşlemesi lazım, farklı şeyler yapıyor. Sonuçta ortaya bir güç gösterisi çıkıyor.

Evet, G.Saray yönetiminin yanlışları oldu. Çıkıp, ‘Bizim mali durumumuz bu. Futbolcu alamayız. Takımımız da iyi, böyle devam edeceğiz. Destek istiyoruz’ diyebilirlerdi. Ama yönetim bunu yapmadı, ‘Şunu alacağız. Bunu getireceğiz’ söylemleriyle ortaya çıktı. G.Saray’ın rakibi F.Bahçe dünyanın en iyi futbolcularını alıp getiriyor. Tabii G.Saray taraftarı bundan rahatsız oluyor, ‘Benim yönetimim neden bunu yapmıyor’ diyor. Olmayınca da çileden çıkıyor.

Korkarak çıkmamalı

Gelelim Beşiktaş cephesine... Takım kötü oynar. Antrenör hata yapabilir. İdareci de öyle. Ama seyirci çıkıp buna aşırı tepki gösterirse, o zaman idareciler bir yana, futbolcu ve antrenör psikolojik olarak çöker. En tehlikelisi de bu.

Beşiktaş taraftarı tabii takımının böyle olmasını istemiyor, alışmadığı bir durum. Ama düşünecek, bunun ucunun futbolcuya gideceğini, onun randımanını en az % 75 düşüreceğini hesaplayacak. Taraftar böyle yaparsa futbolcu sahaya tedirgin, korkuyla çıkacak. ‘Ne zaman protesto edileceğim’ diye bekleyecek ve böyle bir baskı altında da futbol oynanmaz. Takımın durumu kötü olabilir, ama taraftarın davranışını kabul etmiyorum. Futbolcu seyircisine güvenerek, sahaya rahat çıkmalı, korkarak değil.

Şimdi bunları yapan Türkiye’nin iki büyük kulübünün seyircileri. Bütün iyi şeyleri yaşamışlar, neden hoş görülü olamıyorlar, bunu anlamıyorum. Evet, bir kriz geçiriyorlar. Ama bu kriz döneminde onlara alkışla moral vermeleri, destek olmaları gerek. Protestolar, otobüse tekme atmalar, bunlar olgun Beşiktaş seyircisine yakışmıyor ve zararı çok büyük oluyor.

Trabzon’u değil kimi olsa sarsardı

* Vahid Halilhodziç, Trabzonspor’u kısa sürede toparlayıp yeniden şampiyonluk yarışının içine sokabilir mi?

Trabzonspor’un kısa sürede toparlanıp, yarışın içine girmesi çok zor. Yeni gelmiş bir antrenör var. Samsun maçına baktığınızda verilen penaltı, penaltı değil. Tabii o penaltı çok şey farkettirdi. Samsun da çok iyi oynuyordu. Hakemler büyük takımların maçlarını korku içinde yönetiyor. Basın çok eleştirecek, seyirci protesto edecek diye korkuyorlar. Normalde hakem o penaltıyı vermez. İsmet Arzuman bu kez hata yaptı.Trabzonspor’un en büyük golcüsü Fatih sakatlıktan ameliyat olmuş, Gökdeniz gibi bir yıldız bahis şikesi olayından ceza almış. Hüseyin orta sahanın dinamosu, menisküs, öyle oynuyor. Szymkowiak ayağı kırık, yok. Bu takım sendeler tabii. 4 eksik çok önemli, böyle bir durum her takımı sarsar. ‘Sahaya 11 kişi çıkıyoruz’ deniyor, tamam sen 11 kişiyi bul çık. O zaman neden yabancı, yıldız alıyorsun.

Alex koşarsa Fener kazanır

* A.Gücü karşısındaki Fenerbahçe’nin görüntüsü tatmin edici miydi? Yarın akşam Schalke karşısında nasıl bir Fenerbahçe bekliyorsunuz? Fenerbahçe’nin avantajları ve dezavantajları neler?

A.Gücü karşısında ilk yarıda, oyunu kenarlara taşıması, yardımlaşması, kademe anlayışı, en önemlisi de topu kullanması yönünden seyrettiğim F.Bahçe’den büyük keyif aldım. Gol yese de istifini bozmayan, oyun tarzını aynen sürdüren, kendine güveni olan bir takım hüviyetindeydiler. Bir sürü de gol kaçırdılar. Appiah 2 metreden direğe vurdu. Nobre, Alex goller kaçırdı. Yani pozisyon üretildi. Ama bana göre en önemilisi top F.Bahçe’de kaldı. İlk gol Luciano’nun verkaçlarla ceza alanına girmesi, hazırlanış, uyum, anlaşma bakımından keyif veren mükemmellikteydi. Penaltı pozisyonu mu? Penaltıydı. Tartışmaya gerek yok.

Topu kullanmalı

Ama ikinci devre takım % 80 değişti, F.Bahçe oyundan düştü. Takım ikili mücadeleye girmiyordu. Herkes durarak oynuyordu. Bu neden kaynaklanır, fizik kondisyonun iyi olmamasından. Deniliyor ki, ‘Schalke maçı düşünüldü.’ Futbolcu sahada o maçı oynar. Burada yorgunluk, bezginlik, konsantre eksikliği ön plana çıkıyor. ‘Nasılsa biz bu maçı alırız, kendimizi yormayalım’ da denebilir. Tahmin ediyorum, ikinci devreki oyunun nedeni bu.

F.Bahçe önemli maçları çok iyi oynuyor. Milan maçını, PSV maçını iyi oynadı. Mükemmel oyunlardan sonra bir saçmalıyor, bu da gerçek. Top F.Bahçe’de kalırsa iyi şeyler yapar. Süratli Anelka, gibi bir adamı var. Nobre canına dişine takıyor, ama F.Bahçe’nin oyuncusu değil. Alex’in biraz daha koşması, oyun yönetimini eline alması lazım. Patron rolüne girmiş, ama az koştuğu, az hareket ettiği için bu görevi tam yerine getiremiyor. F.Bahçe’nin, topu kullandığı, iyi dolaştırdığı müddetçe (geriye vermemek şartıyla), Schalke karşısında iyi oynayacağını ve iyi netice alacağını tahmin ediyorum.

İkisi de yarıştan koptu

* G.Saray ile Fenerbahçe zirvede ilk iki sırayı paylaşıyor. Şampiyonluk yarışı bu iki takım arasında geçecek diyebilir miyiz? Bu yarışı ne etkiler?

G.Saray
ve F.Bahçe rakiplerinden kopmuş gidiyor. Bu yarışı, ikilinin diğer takımlarla olduğu kadar kendi aralarında yapacağı maçlar da belirleyecek. Şimdi şöyle bir baktığımızda bu iki takımı şampiyonluk yarışında rahatsız edecek Trabzonspor ve Beşiktaş geride. Kayseri ve Erciyesspor’un iyi takımları var, mükemmel oynuyorlar. Sivasspor da öyle. Ama bu takımlar onları ne kadar tehdit eder, ne kadar şu anda bulundukları konumda kalır, onu bilemiyorum. Sürekli bu iki takımla mücadele edecek, her sezona şampiyonluk parolasıyla giren Beşiktaş ve Trabzonspor, bu sezon o başarıyı gösteremiyor. Bu yüzden de F.Bahçe ve G.Saray yarışta rahat gözüküyor.

Yalnız, lig maratonu çok şeyi değiştirebilir. Birincisi, 3 puanlık bir sistem var. İkincisi sakatlıklar. Üçüncüsü de hakem hataları olabilir ve yarışın seyri değişebilir. Bunlar olmayacak şeyler değil. Türkiye’de dış faktörler şampiyonluklarda etkili oluyor. Hakemler üzerinde konuşmak istemiyorum. Hakemler bu sezon ellerinden geldiğince iyi idare ediyor, ama bir dönem şampiyonluğun tayininde etkili oldular.
X

YAZARIN DİĞER YAZILARI