"Ayşe Arman" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ayşe Arman" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ayşe Arman

Kontratımda var başkasıyla yatamam

Bu röportajı okurken dikkat edilmesi gereken hususlar:

1- Adam komik bir adam. Esprili bir adam. Konuşurken kendisiyle de karşısındakiyle dalga geçiyor. Söylediği her şeyi birebir almayın. Karşınızdakinin bir Brezilyalı olduğunu da unutmayın!

2- İlk defa biri için bu kadar çok yol teptim. Bu röportaj için Dubai’den tam 2 kere kalktım geldim. Birincisinde özel hayat ve kadınlar üzerine konuştuk, 4 kadından 7 çocuğu olması beni fevkalade ilgilendiriyordu, "Ne olacak bu Fener’i hali?" meselesi ikinci buluşmaya kaldı.

3- Ama ne yazık ki, o buluşma hiçbir zaman gerçekleşmedi. "Geleceğim!" dedi, gelmedi. Türkçesi, Roberto Carlos beni ekti. Ama Fenerbahçe bu durumdayken de gelmesini beklemiyordum.

4- Ya hiç yayınlamayacaktım ya da karşınıza içinde Fenerbahçe olmayan bir röportajla çıkacaktım.

5- Ben B-) şıkkını tercih ettim.

KİM BİLİR BELKİ DE TANRI BREZİLYALIDIR/images/100/0x0/55eb43b8f018fbb8f8b5f3b7

Neden dünyanın en güzel kadınları ve iyi futbolcuları Brezilya’dan çıkar?

- Kim bilir belki de Tanrı Brezilyalıdır! En iyi futbolcuların bizden çıktığı doğru ama en güzel kadınların bizden çıktığını görüşüne kesinlikle katılmıyorum. Dünyanın her tarafında olağanüstü güzel kadın var. Bu söylediğin onlara haksızlık!

Konumuzla alakası yok ama gözümü alamıyorum, kulağınızdaki kafam kadar pırlanta küpe gerçek mi?

-Gerçek olmasa takmam. Kulağımı da deldirmem, o acıyı da çekmem.

Hayatınıza giren bütün kadınlara böyle pırlantalar hediye eder misiniz?

-Tabii ki hayır, o kadar deli değilim!

İki kolunuzda da dövme var. Ne yazıyor?

-İncil’den pasajlar: "Kendini güçsüz hissettiğin anlarda Tanrı’nın yolunu bul ve O’na doğru koş."

Çok mu inançlısınız?

-Evet inançılıyım. Bütün dinler aynı mesajı veriyor ve aynı varlığı işaret ediyor: Bir tek Tanrı var. Ben de O’na inanıyorum ve her zaman yanımızda olduğunu biliyorum.

Her maçtan önce dua eder misiniz?

-Ederim ama duymadığı oluyor. Bu aralar mesela! Tık yok!

Neden Brezilyalılar telejenik- fotojenik- elastik- estetik- eğlenceli ve esprili olurlar?

-Biz fakir bir milletiz, acı çeken bir milletiz. Bizim ülkemizde insanların can güvenliği bile yok. Bir sürü sorun var, say say bitmez. Tüm bu olumsuzlukların üzerine çıkabilmek için gülüyoruz, samba yapıyoruz, dalgamızı geçiyoruz. Mutlu olabileceğimiz hiçbir fırsatı kaçırmıyoruz. Size de tavsiye ederim.

BAZI GÜNLER AKŞAM NE YİYECEĞİMİZİ BİLMİYORDUK

Çocukluğunuz bir film olsa, fonda nasıl bir müzik çalıyor olurdu? Acıklı mı?

-Ailem çok fakirdi. Yaşamayanın anlamayacağı türden. Bazı günler akşama ne yiyeceğimizi bilmiyorduk. Öğle yemeğinin bir kısmını akşama ayırıyorduk. Öyle bir çaresizlik ama yine de kötü hatırlamıyorum. Sorunun cevabına gelince, fonda samba çalıyor olurdu. Neşeli ama aynı anda hüzünlü bir film. İzlerken hem gülüp hem ağlayacağınız türden...

Anne-baba ne iş yapıyordu?

- Annem gündeliğe gidiyordu, babam ise kamyoncuydu.

Olay nerede geçiyor?

- Brezilya’nın çok çok ufak bir şehrinde, nüfusu 15 bin.

Kaç kardeş?

- Üç kız kardeşim var, tek erkek benim.

Siz kendinizi nasıl hatırlıyorsunuz? Nasıl hayalleriniz var? Zengin bir adam olmayı mı hayal ediyorsunuz? Çok iyi bir eğitim almayı mı?

-Sadece ailemi mutlu edecek bir yaşam biçimi hayal ediyordum. Hiçbir zaman çok zengin ya da çok meşhur olmak geçmedi kafamdan. Bunları hayal etmek bile lükstü, ben hayatta kalmaya çalışıyordum.

Brezilya’da insan sürekli sahilde çıplak ayakla futbol oynayan çocuklar görür, siz de onlardan biri miydiniz?

-Evet. En büyük eğlencem futboldu. Üzerimde bir şortla, ben de o çocuklar gibi futbol oynardım. Eve, ter içinde, üstüm başım batmış bir halde dönerdim.

O yaşta bile fark edilebilen bir yetenek miydiniz? Size bakanlar, "Büyüyünce müthiş bir futbolcu olacak!" der miydi?

-Beni izleyenlerin kafasından ne geçirdiğini bilemem ama 13 yaşından sonra bütün hayatım değişti. Sihirli bir değnek değmiş gibi. Annem durumu şöyle açıklar: "Roberto’nun üzerine bir ışık düştü ve Tanrı ona yürü ya kulum dedi." Annem, durumu "yukarı" ile açıklıyor yani. Seçilmiş olduğumu düşünüyor!

Siz peki nasıl açıklıyorsunuz?

-Tabii ki yenetekliydim, çok çalıştım, çok azimliydim filan. Ama bütün bunlar yetmiyor. Şanslı olmanız da gerekiyor. Doğru zamanda doğru insanlarla tanışmak da önemli. Benim de şansım yaver gitti. Bence her şey, insanın biraz da geçmişiyle alakalı. Yaşadığınız acılar, olumsuzluklar sizi kamçılıyor, gaza getiriyor. Belki de ben varlık ve refah içinden gelseydim, bu kadar istekli ve hırslı olamazdım.

13 YAŞINDA OKULU BIRAKTIM

Bizde futbol biraz da "yırtma sporu"dur. Bütün dünyada öyle mi?


-Öyle de diyebiliriz. Akademik hayatla birlikte yürümez. Ben de okuyamadım. 13 yaşında okulu bıraktım. 7 yaşından beri de çalışıyorum.

Ne yapıyordunuz 7 yaşında?

-Ofis boy’luk yaptım, getir götür işleri. Sonra lokantada komi oldum. Kasadaki parayı bankaya yatırıyordum. Oraya buraya koşturuyorlardı beni. Ama bir gün fark ettim ki, insanlar beni sahada ciddiye alıyorlar, saygı gösteriyorlar. Bu da pek hoşuma gitti.

Futbol küçük bir çocukken size ne ifade ediyordu, şimdi ne ifade ediyor?

-Eskiden sahadaki yetenekli oyuncuları izleyip hayranlık duyardım. Şimdi bana hayranlıkla bakanları görüyorum. Futbol, gerçekten benim bütün hayatımı değiştirdi. Benden başka bir adam yarattı.

Tuhaf bir sükûnetiniz ve tevazunuz var...

-Ben böyle bir adamım, ailemden böyle gördüm.

Neredeyse dünyanın bütün kupalarını almış birinden söz ediyoruz. Bu kadar büyük bir şöhret, insanı bozmaz mı? Biraz olsun şaşırtmaz mı?

-Ben kendimi diğer insanlardan hiçbir zaman farklı görmedim. Evet, iyi bir futbolcuyum. Ama ne olmuş yani? Ben saha içinde Roberto Carlos’um, saha dışında Roberto Carlos Da Silva diye tamamen normal bir insanım. Mesela Beckham farklıdır, saha içinde de dışında da bir "celebrity"dir, ben öyle değilim.

Dünya çapında bir futbolcu olunca aileniz ne yaptı? Gurur duymanın dışında...

-Hiiiç. Aynı şekilde devam ettiler. Hayat şartları iyileşti o kadar.

BABAM ŞU ANDA SERVİS ŞOFÖRÜ

Babanız kamyonculuk yapıyor mu hálá?

-Yok, şu an okula öğrenci taşıyor. Servis şoförü yani. Annem de sadece bizim evin temizliğiyle ilgileniyor. Annemin kız kardeşi de, teyzem yani, burada İstanbul’da benimle yaşıyor, müthiş yemekler pişiriyor.

Başka kim var burada, İstanbul’da?

-Büyük kızım Roberta ve sevgilim Mariana.

Bütün aileye siz mi bakıyorsunuz?

-Tam 180 kişiye bakıyorum.

Şaka yapıyorsunuz!

-Yoo, bizim aile çok geniş, o kadar değilse bile yakındır.

Esas olarak neyi başarmak için bu kadar çalıştınız, çabaladınız? Saygı duyulan bir adam mı olmak istediniz? Hayattan intikam mı almak istediniz? Ne?

-Benim amacım sadece mutlu olmaktı.

Oldunuz mu?

-Evet genelde mutluyum. Ama Fenerbahçe bu haldeyken olamıyorum!

34 YAŞINDAKİ FUTBOLCU YAŞLI DEĞİL TECRÜBELİDİR

34 yaşındaki futbolcu yaşlı mıdır?

-Hayır, 34 yaşındaki futbolcuya yaşlı değil tecrübeli denir. Bendeki kazanma hırsı hálá devam ediyor. Bu mükemmel biriyle hiç karşılaşmamak gibi. Mükemmel diye bir şey yok çünkü. Mükemmele ulaşmaya çalışmak diye bir şey var. Ben de öyleyim, daha bir sürü şey var gerçekleştirmek istediğim...

Kulüpler üstü marka olmak nasıl bir şey?

-Böyle tanımlanıyor olmamım sebebi, benim hep büyük markalarda top koşturmuş olmam, Real Madrid, Brezilya Milli Takımı, Fenerbahçe... Bunun haliyle size geri dönüşü oluyor. Her gittiğiniz ortamda bir sürü insan sizi tanıyor ve çok ilgi gösteriyor. Siz de o ilgiye layık olmaya çalışıyorsunuz. Yoksa ben şöhretimi abartmıyorum.

18 yaşında İtalya’ya gittiniz...

-Evet İnter Milan’a...

Kariyerinizdeki dönüm noktası bu muydu?

-Her takımdan bir şey kaptım ben. Her kültürden bir şey öğrendim.

En çok nerede yaşamaktan keyif aldınız?

-Madrid. 12 yıl kaldım. Havası çok güzeldi, gece hayatı, yemekleri... Madrid benim için hep özel kalacak. Ama İstanbul da beni büyüleyen şehirlerden biri. Madrid’in önüne geçecek gibi duruyor.

KOMPLEKSİM BOYUM DEĞİL BURNUM

Kısa boylu olduğunuz için hiç komplekse kapıldınız mı?

-Hayır çünkü kısa değilim, boyum 1.67.

Herhangi başka bir kompleks...

-Burnumla ilgili var biraz. Biraz büyük sanki. Bir de baldırlarıma takıyorlar.

Nasıl yani?

-Kalın olduğunu söylüyorlar. Bacaklarım kaslı ben n’apim? Ama ben sorun etmiyorum.

Kadınlar sizin en çok hangi özelliğinizden etkileniyor?

-Şu an etkilenemezler, ben de etkilenemem. Çünkü yasaklıyım.

Nasıl yani? Kim koydu bu yasağı? Kulüp mü, sevgiliniz mi?

-Kulüp.

Kulüp niye karışıyor ki?

-Bilmem valla, kontrata yazdılar.

"Sevgilin dışında kimseyle yatmayacaksın!" gibi şeyler mi?

-Evet.

Hadi canım...

-Evet bir dahaki buluşmamızda Fener’le olan kontratı gösterebilirim. "Şimdiki sevgilin dışında sevgilin olmayacak!" diye madde var, ben de "Tamam" dedim.

Allah Allah! Kulübe ne bundan?

-(<ı>Kahkahalarla gülüyor) Dalga geçiyorum, sen de ciddiye aldın!

4 KADINDAN 7 ÇOCUK

4 ayrı kadından 7 çocuk yapmayı nasıl başardınız?

-İlk üçü 13 yıl birlikte olduğum eski eşimden oldu. Sonraki üç tanesi, kaza. Bir tane de evlat edindim.

Bir dakika, bir dakika, baştan alalım. Eski eşinizden olan çocukları anladım da, "Sonrakiler kaza" ne demek?

-Bir akşam çıkarsın... Olur demek... Kısa süreli ilişkiler yani...

Ne kadar kısa süreli?

-3 ay filan.

Bir gece kulübe gittiniz, orada güzel bir kadınla tanıştınız, onunla hoş bir gece geçirdiniz, bir süre sonra o kadın size "Roberto ben hamileyim!" dedi. Böyle mi?

-Gibi...

Niye hemen kabul ediyorsunuz? Kendinizi kabul etmek zorunda mı hissediyorsunuz?

-Elbette. Başka çarem mi var? Ben kürtaja karşıyım. Benim için kürtaj, can almak, bir insanı öldürmek demek. Dinle de alakası yok bunun, ben bunu kabul edemem, kimseye "Git kürtaj ol!" diyemem. E başka seçenek mi kaldı? Ama tabii test yaptırıyorum. Hatta birlikte gidiyoruz...

Ne testi?

-DNA testi, çocuk benden mi emin olmak istiyorum.

Peki kadınların yaptığı fena bir şey değil mi? Kendinizi kullanılmış hissetmiyor musunuz? Damızlık gibi hissetmiyor musunuz?

-Çok hoşnut değilim bu durumdan ama bir şekilde geri dönüşü olmayan bir şeyden söz ediyoruz. O çocuk aynı zamanda sizin. Başka ne yapabilirsiniz? Durumu kabul edeceksiniz ve o sorumluluğu alacaksınız...

Eminim her ay para yolluyorsunuzdur...

-Elbette doğrusu da bu. Hem sağlık hem eğitim masrafları için her birine para yolluyorum.

İyi de sadece para yollayarak baba olunmaz ki! Bunu niye anlatmadınız onlara?

-Bakın, bu benim vereceğim bir karar değil, annenin kararı. Onlar doğurmayı uygun gördüler.

Nerede bu çocuklar?

-İkisi ilk eşimde, artı evlat edindiğimiz Roberto Carlos Junior. Kızım Roberta ise benimle yaşıyor. Diğerleri dünyanın çeşitli yerlerinde. Birisi Macaristan’da, birisi Meksika’da. Brezilya’da olduğu zaman hepsi benim evime geliyor, birlikte vakit geçiriyoruz. Sadece çocuklar ama annelerini almıyorum...

Bir fantezi olarak bütün çocuklar ve annelerini bir kır evinde toplamak hoş olmaz mıydı?

-Mümkün değil böyle bir şey. Hayal etmesi bile rahatsız edici.

Anladım kadınlar birbirleriyle anlaşamıyor. Peki çocuklar? Onların araları nasıl?

-Çocuklar iyi geçiniyor, endişelenecek bir durum yok.

Arada bir şöyle düşündüğünüz oluyor mu "Spermlerimi gereksiz yere bütün dünyaya saçıyorum ve bir sürü çocuk doğuyor!"

-Tabii ki hayır!

Çocukların isimlerini karıştırdığınız oluyor mu?

-Hayır ama bazen doğum tarihlerini karıştırıyorum. Allah’tan anneleri hatırlatıyor.

Kaçı kız, kaçı erkek?

-4 erkek 3 kız. En büyükleri burada benimle yaşayan Roberta, MEF’de okuyor.

Peki "Bu kadınlar benden çocuk yaparak geleceklerini garanti altına aldılar!" diye hiç mi düşünmediniz?

-Düşünmez olur muyum? Düşündüm. İçlerinden bazıları bunu yaptı, ilk eşimi tenzih ediyorum tabii. Olan oldu. Allah’tan maddi olarak hepsine yetebiliyorum. Bu da bir şeydir.

İşte Carlos’un marka yöneticisi Necla Karabey

Roberto Carlos’la ne münasebetle tanıştınız?

-Ben promosyon ürün tasarımı yapıyorum. Bir sene önce de ona bir teklifimiz oldu. Top şeklinde plastik bir termos üretecektik, üzerine de Carlos’un yüzünü basacaktık. O iş olmadı ama biz tanışmış olduk. Bir süre sonra da bana iş teklif etti. İspanyolca bilmem bir avantaj. Carlos’la çalışacak insanın İngilizce bilmesi yetmiyor ya Portekizce ya İsponyolca bilecek...

Sizden ne yapmanızı istiyor?

-Ona bir sürü teklif geliyor, istiyor ki biri hepsini değerlendirsin, görüşmeleri yapsın, son aşamada ona getirsin. Marka yönetimini benim üstlenmemi istedi anlayacağınız.

Roberto Carlos gibi bütün dünyanın bildiği bir markadan söz ediyoruz. Kendi kendinize "Neden ben?" demediniz mi?

-Demez miyim? "Benim için önemli olan güven" dedi, "Sana güvenebileceğimi hissediyorum." Biz de kontrat yaptık, artık bütün imaj ve marka haklarından sorumluyum.

İspanyolca’yı nasıl öğrendiniz?

-Ben Adanalıyım, İstanbul’a geldim grafik tasarım okudum, eğitime İngiltere’de devam ettim. Orada Venezüellalı bir kızla arkadaş olduk. Onu ziyarete gittim, 3 hafta diye 1 yıl kaldım. 5-6 ay sonra İspanyolca konuşuyordum.

KALP SORUNU OLAN İKİ AYLIK BİR BEBEĞİ EVLAT EDİNDİ

6 tanesi benim kendi çocuğum. 7’ncisini iki aylıkken evlat edindim. Onu bir bakım evinde gördüm, kimsesizdi ve çok hastaydı. "Yaşamaz" dediler. Kalbinde problem vardı, kalp atışları düzensizdi, ellerini açamıyordu. O zamanlar evliydim, karımla evlat edinmeye ve onu hayata döndürmeye karar verdik. En azından biz elimizden geleni yapacaktık. Ve başardık! Şu anda 6 yaşında ve son derece sağlıklı, haşarı bir çocuk. Adı da Roberto Carlos Junior. Hayatta attığım en iyi goldür kendisi!

Tercümanı Fatih Sönmez, Carlos’un gölgesi gibi

Bütün hayatınız Roberto Carlos mu?

-Öyle de denebilir. Bir futbolcunun tercümanı olunca, onun hayatını yaşıyorsun, sadece onun değil, ailesinin de hayatını yaşıyorsun.

Roberto’nun sevgilisi Mariana’yı da alışverişe filan götürüyor musunuz mesela?

-Başta bir iki kere götürdüm. Ne nereden alınır anlattım. Gerisini kendi hallediyor. Ama banka işidir, hastane işidir sürekli koşturuyorsun.

Maaşınızı kim ödüyor?

-Kulüp. Carlos’la bir buçuk senedir çalışıyorum, artık "Alo" deyişinden keyifli mi değil mi anlıyorum. Sürekli yanındayım, peşindeyim.

Peter Pan’in gölgesi gibi mi?

-Evet aynen. Ben koyu Fenerliyim. En büyük hayalim Fenerbahçe kulübünde tercümanlık yapmaktı. Bu işe başladım üç ay sonra şampiyonluk yaşadık, Süper Kupa’yı kazandık. Şimdi kötü günler yaşıyoruz ama geçecek...

Siz Portekizce’yi nasıl öğrendiniz?

-Rotary’le Brezilya’ya gittim, bir yıl kaldım, geldiğimde bir dil daha öğrenmiştim. Orada İngilizce’yle var olamıyorsun, mutlaka Portekizce öğrenmem gerekiyor.
X